DEPREM VE ÇELİK YAPILAR

Ziya GÜNEY 03 Temmuz 2017 Pazartesi, 09:15

17 Ağustos 1999'da yaşadığımız büyük Marmara deprem felaketinin üzerinden yaklaşık 18 yıl geçti...

Bu süre zarfında depremin zararlarını azaltmak için başta devlet ve belediyeler olmak üzere yaptıklarımız maalesef çok sınırlı kaldı...

Depremin zararlarını en aza indirebilmek için yapmamız gereken işlerden birisi de depreme karşı çok daha dayanıklı olan çelik yapıların ülkemizde yaygınlaştırılması idi...

Bugüne kadar ülkemizdeki çelik kullanımının diğer ülkelere göre çok düşük oranlarda kaldığını belirten birçok yazı yazdık ve diğer zeminlerde de bu görüş ve düşüncelerimizi dile getirdik...

Bugün de depremin 18. yılında bu konuyu bir defa daha ülkemiz ve kentimiz gündemine taşımayı uygun gördük...

Gerçekten ülkemizde çelik konstrüksiyon uygulaması yok denecek kadar az... Yapılarımızın ancak % 5'i çelik konstrüksiyon... Bunlar da çok katlı bina olmayıp genelde sanayi yapılarıdır.

Demir-çelik tüketimi, dünyada kalkınmışlığın göstergelerinden birisi olarak da kabul edilir. Gelişmiş ülkelerde kişi başına demir-çelik üretimi 400 kg iken bu rakam bizde 184 kg düzeyinde seyrediyor.

Çelik konut üretiminde Afrika ülkesi Zambiya'nın dahi gerisindeyiz!..

Avrupa ülkelerinde özellikle de Almanya ve Fransa'da, beton çok güçlü olmasına rağmen çelik konstrüksiyonun % 30 payı bulunmaktadır.

Çeliğin ülkemiz için ayrı bir önemi de ülkemizin coğrafi alan ve nüfus olarak %62'sinin 1. ve 2. sınıf deprem bölgesinde yer almasıdır.

Bu da çok katlı yapılarda çelik lehine bir durum oluşturuyor... Çelik konstrüksiyon, betona göre % 45-50 daha hafiftir. Deprem de doğrudan kütleyle ilgili bir olaydır.

Depremde beton binalar yıkılırken çelik eğiliyor, deforme oluyor ama kırılmıyor, yıkılmıyor! Yıkılması da can kaybının azalması hatta olmaması anlamına geliyor!.. Deprem sonrasında ise çeliğin betonarme gibi yıkılıp baştan yapılması gerekmiyor. Onarılıp yeniden kullanılabiliyor...

Çelik elemanlar, çekme mukavemeti olarak betondan 10 kat daha dayanıklı.

Sünek bir malzeme olan çelik bu özelliği ile binaya etki eden deprem enerjisini büyük ölçüde absorbe ederek hasarları önemli ölçüde azaltmaktadır. Yüksek elastiklik modülü de yapıda esnek bir davranış hali yaratarak deprem etkilerini azaltmaktadır...

Çelik konstrüksiyon denince akla gelen bir binanın taşıyıcı sisteminin çelik olmasıdır. Binanın taşıyıcı sisteminin çelik olması durumunda diğer unsurları çelik olmayabilir...

Bütün bu sebeplerden ötürü, Japonya gibi depremle sık sık karşılaşan ülkelerde çelik ya da karma (kompozit) yarı çelik taşıyıcı sistemler çok kullanılmaktadır...

Aslında çelik inşaat, kazandırdığı hız açısından fiyatını ve finansman giderlerini önemli oranda azaltarak betonarme inşaat ile olan % 10-15'lik fiyat farkını ortadan kaldırmaktadır. Çelikteki paslanmayı da galvanize ederek veya epoksi boya ile önlemek mümkündür...

Ülkemizde en azından 1. ve 2. sınıf deprem bölgelerinde hiç olmazsa şiddetli bir depremden sonra mutlaka ayakta kalıp hizmet vermesi gerekli stratejik öneme sahip eğitim, sağlık, haberleşme, ulaşım, enerji gibi yapıların ana iskeletlerinin çelik olarak inşasını son derece önemli görmekteyiz...

Bunun yanında çeliğin konut inşaatlarında, özellikle kentsel dönüşüm uygulamalarının başladığı alanlardaki yeni yapılarda kullanılmasının mutlaka düşünülmesi gerektiğine inanıyoruz...