En büyük engel engellermiş...

Ülkemizde engelli olmanın zorluklarını yaşayanlar ve aileleri bilir... Çünkü hâlâ onları kabullenebilmiş değiliz. Her alanda olduğu gibi onları göz ardı etmişiz. Her an onların durumuna aday olduğumuzu unutarak...

GÜNCEL, 11 Ocak 2016 Pazartesi, 11:10
En büyük engel engellermiş...

Söyleşi : Hülya SAATÇİ

Sosyal yaşamda hep yok sayılan, daha bundan 10 - 15 yıl öncesine kadar ailelerin varlıklarını gizlediği, kimi zaman sağlıksız koşullarda kimi zaman da zincire vurulmuş bir şekilde yaşamalarına izin verilen engellilere ait görüntüler hafızalarda tazeliğini korumaya devam ediyor. Onlar,  hemen hemen her yerde karşımıza çıkıyorlar. Bazen yolda, bazen toplu taşıma aracında bazen soluk almaya çalıştığınız bir mekânda... Peki, bizler ne kadar farkındayız engellilerin karşılaştığı sorunlardan ve verdikleri yaşam mücadelesinden... Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde çalışan bir arkadaşımla yaptığımız pazar sohbeti sırasında çıktı bu yazının konusu... Hafta boyunca yaptıkları çalışmalardan örnek veren arkadaşımın sözlerinden etkilenerek yollara düştük... Bugüne kadar hep unuttuğumuz, gördüğümüz zaman halimize şükrettiğimiz engelli bireylerle bir günün kısa bir bölümünü onlarla geçirerek,  yaşadıklarını anlamaya çalıştık... Aralarında postür bozukluğu olan da vardı, otistiği de öğrenme güçlüğü çekeni de... Kimi doğum sırasında yaşadığı travma sonucu dünyaya gözünü açar açmaz engelli olmuştu, kimi geçirdiği hastalıktan kimi ise akraba evliliğinden... Onlar ve aileleriyle yaptığımız sohbetlerde, ne kadar zorlu bir süreç yaşadıklarını, bize göre çok basit olan şeyleri öğrenmenin onlar için ne denli büyük bir adım olduğunu öğrendik.

RAKAMLAR ÜRKÜTÜCÜ
Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) Türkiye verilerine göre; 76 milyon olan ülke nüfusumuzun yüzde 14.75'lik dilimi yani 11 milyon 210 bini engelli bireylerden oluşuyor. Bu dilimde post travmalar, kaza sonucu oluşan birtakım travmalar, ilerlemiş yaşta beyin kanaması veya kalp krizi ya da felç geçirip engelli durumuna düşen bireyler yer almıyor. Bu veri gerçek tablonun ancak yüzde 80'ini kapsıyor ve yüzde 20'lik dilime ilişkin net bir bulgu yok. Çünkü DSÖ verilerine yansıyan rakamlar ölçülebilir bölgelerden elde edilen sonuçlar... Rakamlar ülkemizdeki engelli profilinin boyutlarını gözler önüne sererken, asıl ürkütücü olan ise ülkemizde 18 yaşın altında 3 milyon 900 bin engelli bireyin bulunması...

265 BİN ENGELLİ EĞİTİM ALIYOR
Türkiye nüfusu son sayımlara göre 76 milyonu aşarken, 3 milyon 900 bin olan 18 yaş ve altı engelli bireyden sadece 265 bini eğitim alma olanağına sahip. Eğitim gören bu çocuklardan sadece 110 bini devlet bünyesindeki okullarda geleceğe hazırlanıyor. Bu bireyler aynı zamanda öğrendiklerini pekiştirmek amacıyla 365 gün ek olarak destek eğitimi de almak zorundalar... Bu arada Milli Eğitim Bakanlığı'nın engellilere yönelik başlattığı 'kaynaştırma öğrenci' ile özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin, eğitimlerini öncelikle yetersizliği olmayan akranları ile birlikte aynı kurumda sürdürmeleri sağlanıyor. Uygulamanın amacı çocuğu normal hale getirmek değil, onun ilgi ve yeteneklerini en iyi şekilde kullanmasını ve toplum içinde yaşayabilmesini kolaylaştırmayı sağlamak.  Bu kapsamda Bursa'da Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne bağlı okul/kurumlarda 6 bin 540 derslik de 10 bin 857 engelli öğrencinin eğitimine ayrılmış. Bu öğrencilerin 5 bin 528'i 'kaynaştırma öğrencisi' adı altında normal okullarda eğitime dâhil edilerek sosyal hayata uyum sağlamalarına olanak tanınıyor.

ÖNCE SHÇEK VARMIŞ
YeniDönem gazetesi olarak Tunam Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nin Kurucusu Süleyman Ulusoy'dan hem ülkemizde engelli bireylere yönelik eğitim uygulamalarını hem de merkezdeki çalışmalar hakkında bilgi alıyoruz. Her alanda olduğu gibi engelli bireylere yönelik çalışmalar Avrupa'daki uygulamalardan neredeyse 100 yıl sonra başlamış. Engelli bireylere yönelik ilk çalışmalar Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK)  bünyesinde başlatılmış. 2006 yılında çıkarılan 'Özürlüler Yasası'na kadar bu böyle süregelmiş. Ancak eğitim olanağı sağlanan engelli bireylerin ailelerinin SSK ve Emekli Sandığı'na bağlı çalışıyor olmaları gerekiyormuş. Bu şart da o dönemde muhasebeciler tarafından verilen sigorta hesap işlemlerinde kesintisiz 30 gün sigorta primi veliler adına ödenmişse geçerli oluyormuş. Sigorta primleri 29 gün ödenmişse Emekli Sandığı ya da SSK, rehabilitasyon ve özel eğitim gideri aile adına karşılamıyormuş. Bu harcama çocuk anne veya baba kimin üzerinden eğitim alıyorsa,  verilen 'sakatlık maaşı' üzerinden finanse ediliyormuş, bu durumdaki aile işten çıkarıldığında çocuklar da eğitim hizmetinden yoksun bırakılıyormuş.

...VE ÖZÜRLÜLER YASASI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlık yaptığı dönemde TBMM'den geçen ve 2006 yılında yürürlüğe giren Özürlüler Yasası ile engelli bireyler, hem eğitim alanında birçok olanağa hem de sosyal yaşamda yer bulmaya başlamış. Türkiye'de ilk defa devreye giren bu yasa ile engellilerin temel hakları ve sorumlulukları yeniden düzenlenmiş. O güne kadar SHÇEK bünyesinde sadece SSK ve Emekli Sandığı'na bağlı çalışanların çocuklarının yararlandığı eğitim hakkından Bağ-Kur'lu ailelerin çocuklarının da yararlanması sağlanmış. Böylece, yasa ile engelli bireyler, anne ve babalarının sosyal güvencesine bakılmaksızın kesintisiz eğitim hakkını elde etmiş. Bu durumdaki bireylerde aranan kriterler ise 'Türkiye Cumhuriyeti' vatandaşı olmaları ve tüm dünyada kabul edilen yüzde 20 ve üstü özre sahip olmaları... Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte engelli bireylere yönelik eğitim veren kurumlar Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanmış, ardından engelli bireyler için destek eğitim merkezleri de bir bir açılmaya başlamış.

OKUL MANTIĞI YOK
Özel eğitim kurumlarının Milli Eğitim normları doğrultusunda okul müfredatına göre çalışmadığını dile getiriyor Tunam Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nin kurucusu Süleyman Ulusoy... Aynı zamanda Özel Eğitim Kurumları Derneği Marmara Bölge Sorumlusu da olan Ulusoy, "Biz normal eğitim kurumlarında verilen ödevlerin tamamlanma aşamasında devreye giriyoruz. Sağlıklı çocuklar eğitimlerini pekiştirmeleri için dershanelere gidiyorsa, biz de engelli çocukların bu açığını kapatmak için hizmet veriyoruz. Biz nitelikli bire bir eğitim uygulayan kurumlar statüsündeyiz. Normal eğitimde tüm ders alanlarında parçadan bütüne gidilir. Sesin bir harf olduğuyla başlanır işe... Önce harfe, sonra heceye, sonra kelimeye son olarak da cümleye geçilir. Özel eğitimde ise sistem tersinden işler, bütünden parçaya gidilir. Özel eğitimde sizin bir harfi ya da sayıyı öğrenmeniz temel eğitimde olduğu gibi 1 haftada sonuca ulaşılamaz" diyor.

4 KATEGORİDE EĞİTİM
Tunam Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde kurucusu ve çalışanların uzmanlık alanları baz alınarak bedensel, zihinsel, yaygın gelişimsel bozukluklar (otizmdir, Rett sendromu, dezintegratif bozukluğu, Asperger sendromu) ve öğrenme güçlüğü çeken (learning disorder) bireyler olmak üzere 4 alanda destek eğitimi veriliyor. İşitme ve görme engellilere yönelik eğitim vermemelerinin gerekçesini Süleyman Ulusoy şu sözlerle anlatıyor: "Eğitim verdiğimiz engel grupları aynı program doğrultusunda geleceğe hazırlanıyor. Engellilerin tek başına ayakta kalmalarını sağlamayı amaçlayan bu eğitim programlarında işitme ve görme engellilere yönelik bir çalışmamız yok. Çünkü, bu engel grubundaki bireylerle eğitim verdiğimiz öğrenciler arasında uyum sağlamak durumundayız. Bir de işitme ve görme engellilerin eğitimi konusunda uzman değiliz. Biz bildiğimiz alanda eğitim vermeyi tercih ediyoruz."

EMPATİK MÜFETTİŞ
Tunam Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Cafer Olucak, uzun yıllar Milli Eğitim bünyesinde müfettişlik yapmış... Namı diğer 'empatik müfettiş'...  Olucak, merkezde bedensel, zihinsel, yaygın gelişimsel bozukluk ve özel öğrenme güçlüğü çeken bireylere destek eğitim programı uygulandığını anlatıyor. Bu tür merkezler seanslar halinde eğitim veriyormuş... Öğrenci kapasitesi 'seanslar'la belirleniyormuş. Seans başına 51 öğrenciye eğitim verdiklerini, gün içinde bu sayının 300'e ulaştığını söylüyor. Aralık 2006'da kurulan merkezde alanlarında uzman 4'ü fizyoterapist, 1'i psikolog olmak üzere 20 özel eğitim öğretmeni, 7 personel görev yapıyor. İşitme ve görme engelli bireylere yönelik eğitimler bu merkezde yer almıyor. 

MUCİZE BEKLİYORLAR
Merkezde engelli bireylerle bir bir ilgilenen öğretmenler, psikolog ve fizyoterapistler yaptıkları işle sabır taşı olduklarını kanıtlar gibiler. Dakikalarca, saatlerce, günlerce hatta aylarca engelli bireylerin yaşama entegre olmasını sağlamak için çaba gösteriyorlar. Merkezdeki öğretmenlerle, fizyoterapistlerle ve Psikolog Zerrin Kartal ile öğrencileri ve velilerin yaşadıklarını verilen destek eğitimini konuşuyoruz. Hepsinin ortak sözü, "Velilerin bizden beklentileri çok yüksek... Bir an önce çocukları iyileşsin, normalleşsin istiyorlar" oluyor. Derslere girdiğimde nelerle karşılaştıklarını daha iyi anlıyorum. Çoğumuza göre çok basit olan şeylerin onlar için ne kadar büyük bir adım olduğunu öğreniyorum.  Nasıl mı? Hangimiz ayakkabı giyip çıkarmayı, fermuarımızı çekmeyi, düğme iliklemeyi, kalem tutmayı, bir harfi yazabilmeyi uzun bir eğitim sürecinin ardından öğrendik. Hatırlayabiliyor musunuz? Oysa merkezde destek eğitimi alan çocukların aylarca hatta bir yıl boyunca bir harfi yazabilmek için çabaladığına, özel öğrenme güçlüğü çeken çocukların yaşamın her alanında var olan soyut ve somut kavramları karıştırdığına tanıklık ediyorum.

DRAM İÇİNDE DRAM
Doğum sırasında yaşanan travma nedeniyle yaşama engelli olarak 'merhaba' demiş. Panayır Şükrü Şankaya İlkokulu'nda 'kaynaştırma öğrencisi' olarak eğitim görüyor. Sosyal paylaşımları ve iletişim kurmalarını sağlamak amacıyla 'kaynaştırma öğrencisi' uygulaması başlatılmış. 16 yaşındaki Hatice, 12 yaşında okulla tanışmış. Şu an 4. sınıf öğrencisi... Ama onun eğitimle ilk tanışması özel eğitim kurumlarında başlamış. Hatice, 7 kişilik Alkan ailesinin en küçük ferdi. Annesi ile birlikte geldiği merkezde fizik tedavi ve eğitim çalışmalarına katılıyor. Hatice'ye okul ve eğitim merkezi dışında neler yaptığını sorduğumda utanarak yanıt veriyor: "Evcilik ve şarkıcılık oynuyoruz, ders çalışıyoruz." Arkadaşlarının onu olduğu gibi kabul ettiğini, hatta bir arkadaşı Hatice'ye yakın olabilmek için destek eğitimi aldığı merkeze geldiğini, tüm günü onunla geçirdiğini öğreniyorum. Hatice'nin müzikle arası da çok iyi... Demet Akalın'ı çok seviyor ve bir şarkısını söylüyor bana ve öğretmeni Elif Esen'e... Bu arada Hatice'nin annesiyle de sohbet ediyoruz... Sohbet bir başka gerçeği daha ortaya çıkarıyor. Halasının oğlu ile evlenen Emine Alkan'ın çocuk gelin, eşinin de çocuk damat olduğunu öğreniyorum. Düşünebiliyor musunuz yaşıtları el bebek gül bebek olarak büyütülürken, Emine ve eşi daha sokakta oyun çağındayken evlenmiş, biri 14, diğeri 16 yaşında ilk çocuklarını kucaklarına almışlar.

ŞARKILAR DİLE GELDİ
Tunam Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde akademik ve fiziksel destek eğitimi verilen çocuklar ve yetişkinler bire bir derslerin yanı sıra grup çalışmalarına da katılıyorlar. Bu grup çalışmalarından birine konuk oldum. Karşımda 5 öğrenci ve 1 öğretmen vardı. Öğrencilerin yaşları 25-32 arasında değişiyordu. Onların ağır derecede zihinsel engelli olduklarını, eğitilebilir olmadıklarını öğreniyorum Berrin Çetinkaya öğretmenden... Ankara Hasanoğlan Öğretmen Okulu'ndan mezun olan Berrin Öğretmen, emekli olduktan sonra, özel eğitim görmek zorunda kalan öğrencilerle çalışmaya başlamış. Bunun için 4 aylık bir eğitim sürecinden geçerek bu özel çocuklara yönelik çalışmalara katılma hakkını elde etmiş. Bir elinde mandolin, masanın üzerinde armonika, darbuka ve benzerleri... Öğrencilerle şarkı söylüyor ve uzun uzun sohbet ediyor ve onları dinliyor. Aralarına beni de kabul eden 32 yaşındaki Mehmet, 25 yaşındaki Emrecan, 28 yaşındaki Alper, 29 yaşındaki Murat ve 28 yaşındaki kardeşi Gökşin ile önce 'Beyaz Giyme Toz Olur' türküsünü, ardından  'İzmir Marşı'nı söylüyoruz hep bir ağızdan... Onlarla iletişim kurmak hem çok kolay hem de zor... İletişime açıklar, sadece onları 'oldukları gibi kabul ederseniz' size yüreklerini de açıyorlar... Hele size bir de ısınırlarsa başlıyorlar aralıksız sorgulamaya... 'Öğretmenim siz hep gelecek misiniz', 'Bizi de gazetede anlatacak mısınız' soruları geliyor birbiri ardına... Bu sorgulamalar, ne kadar sosyalleşmeye ihtiyaç duyduklarını, fiziksel ve zihinsel farklılıkları yüzünden aileleri, arkadaşları ve öğretmenleri dışında ne kadar az konuşacak insan bulduklarını da gösteriyor.

HEPİMİZ ADAYIZ ASLINDA...
Hiçbir anne ve baba, çocuğunun özürlü olarak dünyaya gelebileceğini ya da sonradan özürlü olabileceğini düşünemez. Hamilelik dönemi boyunca güzel hayaller ve sağlıklı bebek silüetleri eşlik eder bu heyecanlı bekleyişe... Doğum öncesi, sonrası ya da çocukluğun bir safhasında çocuklarının engelli olduğunu/ olacağını öğrendiklerinde ise büyük bir çöküntü yaşamaya başlar anne ve babalar... Önce üzüntü, şaşkınlık, kararsızlık, öfke, suçluluk duygusu sarar ebeveynleri sonrasında da kabullenme sürecinde yaşanan kaçınılmaz bunalımlar... Oysa unuttukları engelli olmanın bir tercih olmadığı, yaşayan her insanın yaşamı boyunca engelli olabilme riskini taşıdığıdır...

Kaynak: Yenidonem

SPOR
Bursaspor'da Altınordu maçı hazırlıkları devam ediyor!
Bursaspor'da bir günlük iznin ardından Altınordu maçı hazırlıkları akşam yapılan antrenmanla deva...
TÜRKİYE
65 yaşındaki adam evlenme vaadiyle 35 bin TL dolandırıldı!
Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinde 4 yıl önce eşini kaybeden 65 yaşındaki Ali Güven, eski bir arkad...
GÜNCEL
Bursa'da yaralı şahine önce vatandaş, sonra belediye sahip çıktı!
Bursa'nın İnegöl ilçesinde arazide yaralı olarak bulunan şahin bir sürücü tarafından alınarak bel...
GÜNCEL
'Tedirgin edici seviye' İşte Türkiye'nin güncel koronavirüs tablosu
Koronavirüste son durum açıklandı. Buna göre, son 24 saatte 7 bin 103 kişiye koronavirüs tanısı k...
GÜNCEL
Basın İlan Kurumu duyurdu! 78 memur alınacak
Basın İlan Kurumu'nun ilan portalı tarafından yayınlanan bilgilere göre, İstanbul Bahçelievler Be...
GÜNCEL
Antalya'da 50 gayrimenkul satışa çıkarıldı!
Batı Emlak Müdürlüğü Antalya'da 50 adet gayrimenkulün ihaleyle satışını yapıyor
Mutluluğun parayla satın alınabileceği kanıtlandı!
Kiralanan evde dondurulmuş onlarca fare şoku!
Bursa'da 'HES' kuyruğu! Son tarih 31 Ocak...
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye'yi tanıtacak 19 şefi seçti!

En Çok Okunan Haberler

İçişleri Bakanlığı'ndan 'Uludağ' genelgesi!

İçişleri Bakanlığı, Uludağ'daki skandal görüntülerin...

BİM yetkilisi: 'Fiyatlar çok arttı' gibi ifa...

Gıda fiyatlarındaki artışla ilgili değerlendirme yap...

Bursa'da kumar baskınında yakalandı: 'Sizin ...

Bursa polisi kısıtlamada kapalı olması gerekirk...

Bursa'da sabah uyanınca hayatının şokunu yaş...

Bursa'da sokak kısıtlamasına rağmen gece yarısı ev s...

Bursa'da sanayi sitesini hortum vurdu! Çatıl...

Bursa'nın merkez Yıldırım ilçesindeki bir sanayi sit...

Bilim Kurulu Üyesi'nden 'Uludağ' açıklaması:...

Hafta sonu Uludağ'da ortaya çıkan görüntülerle ilgil...

Yaşları 18'den küçük! Sevgilisini darp etti,...

Kocaeli'nin İzmit ilçesinde 18 yaşından küçük bir şa...

Yemek yarışmasında birinci olmuştu! Oğluyla ...

İstanbul Eyüpsultan'da madde bağımlısı olduğu iddia ...

Bursa İl Sağlık Müdürü'nden vaka açıklaması...

Bursa İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Yavuzyılmaz, aşılam...

Uludağ'daki 'korona partisi'nin bedeli ağır ...

Kış turizminin gözde merkezi Uludağ'da koronavirüs s...

Bursa Valiliği'nden Uludağ'daki skandala ili...

Bursa Valiliği, Türkiye'nin gündemine oturan Uludağ'...

Bursa'da 'HES' kuyruğu! Son tarih 31 Ocak...

Bursa'nın ulaşım kartı 'Bursakart'a HES kodu tanıtma...

Bedelli askerlik ücretine kur zammı

Bedelli askerlik ücretleri 2021 yılının ilk yarısınd...

Diş macunu fiyatları tavan yaptı! Sunucu şaş...

Habertürk TV sunucusu Hülya Hökenek diş macunlarında...

'Tedirgin edici seviye' İşte Türkiye'nin gün...

Koronavirüste son durum açıklandı. Buna göre, son 24...