Kur, sporu da vurdu

Ali ŞAHİN 25 Kasım 2021 Perşembe, 06:00

Son dönemlerde dolar/TL paritesindeki oynaklık herkesin malumu. Kur öyle bir hal aldı ki tutabilene aşk olsun. Herkes dolar artıyor, Euro artıyor diyor ama aslında TL'nin değer kaybettiği bir süreçte özellikle ithalat yapan ve döviz cinsi borçlanan sektörlerde canlar yanmaya başladı.

Döviz cinsi borçlanma denilince de tabii ki spor camiasını listenin ilk sıralarına koymak gerekli.

Biliyoruz ki Türkiye'de Futbol ve Basketbolda önemli miktarlarda döviz sazlı sözleşme yapılıyor.

Futbolda yabancı oyuncularla birinci transfer döneminde yapılan sözleşmelerde avro karşılığı atılan imzaların sonucu olarak kulüpler oyuncularına 3 aylık periyotta TL bazında yaklaşık yüzde 40'tan fazla ödeme yapmak durumunda kaldı. Öyle ki, basketbolda bu yük çok daha hissedilir durumda oldu.

***

Futbolda kulüplerin bütçeleri çok daha büyük olduğundan ve son dönemdeki bazı doğular sayesinde altyapılardan kaliteli yerli oyuncu yetişmişken (bu sezonki kural yine bir çok şeyi geri götürdü) bu konu çok fazla dillendirilmiyor. Çünkü fark büyüse de futbol ekosisteminde halen kısmen de olsa sübvanse dilebilir düzeyde. Ama artış eğilimi devam ederse bir ses de oradan yükselecektir.

Basketbol kısmında iş çor daha büyük sıkıntılara gebe. Öyle ki bu durum devam ederse basketbol takımlarımızın Avrupa'da son kez iddialı takımlarla yarıştığını söylemek mümkün.

Çünkü Avrupa'da önemli bütçelerle yarışan takımların külfetleri sezon başında da katlanılması zor bir hal almıştı ve bazı takımlar zorunluluktan bütçelerini düşürmüştü.

Şimdi bu düşüş devam edecek ve marketing'de ne yazık ki daha alt kademeden yabancılar ülkemize gelecek.

Bu durum ne yazık ki Fenerbahçe Beko ve Anadolu Efes'i de etkileyecek.

***

Zaten ülkemizde ne yazık ki dernekler yasasıyla yönetilen spor kulüpleri hakkında yeniden kapandı haberlerini görmeye başlayabiliriz. Çünkü kulüpler sürdürülebilir değil ve yapılan yanlışlara ülkenin genel durumu da eklenince takımların kapısına kilit vurmak zorunlu hale geliyor.

İşin görünmeyen bir boyutu daha var.

Senelerdir oluşan denetim boşluğundan dolayı bir çok spor kulübünün eski başkanlarına dolar, Euro ve altın cinsinden borcu var. Bu rakamlar hiç de ufak değil. Kur 1 lira oynasa külfet yüzde 10'dan fazla artıyor.

Çünkü yerli oyuncular TL ile mukavele imzalasın diye dayatılan baskı hiçbir zaman kulüp başkanlarına 'TL ile borç versin' şeklinde olmadı. Zaten Başkanın kulübe borç vermesi olayı bile başlı başına yanlışken ve raflardaki spor yasası kurtlanırken en azından bunu yapmak gerekirdi.

***

Bir örnek vereyim çok uzağa gitmeden. Bursaspor'un sezon başında yıllık 1 milyon avro'ya sözleşme imzaladığı oyuncunun bedeli son bir ayda 4 milyon TL'den fazla arttı.

Yine Bursaspor'un eski bir başkanına olan döviz cinsinden borcu 2 yıl önce 140 milyon TL'ye tekabül ederken 300 milyon TL'yi buldu.

Şimdi bu artışları düşünün ve şu ayrıntıyı da ekleyelim, Bursaspor'un yeni yönetimi sezon başında transfer tahtasını açmak için 112 milyon 95 bin 679,57 TL'lik ödeme yapmış ve bunun bir kısmı döviz cinsindendi. O borç ödenmese bugünkü rakamı hesaplamak bile gelmiyor içimden.

***

Şu an her sektörde olduğu gibi sporda da kurun etkisiyle takımlar zora girmeye ve canları yanmaya başladı. Ama henüz ses çıkaran olmadı.

Asıl mesele bu gidişat devam eder, yayın ihalesine katılacak kurum bulamazsak yaşanacak. Çünkü gördük ki Süper Lig'i yabancı bir kuruma satamayacağız. Yerli bir kurumla da döviz bazlı anlaşma imzalayamayız.

Yani sözün özü bu keyifle takım kurulan, büyük bütçelerin tartışıldığı son sezon olacak. Takımlar mecburen kesenin ağzını sıkacak.