Hava Durumu

Efruz beylerimiz, Efruze hanımlarımız!

Yazının Giriş Tarihi: 05.04.2023 06:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.04.2023 22:20

Türk kısa hikâyeciliğinin kurucu ismi, Türkçe’de sadeleşmenin savunucularından Ömer Seyfettin’in çok beğendiğim eserlerinden biri de “Hürriyete Layık Bir Kahraman veya Efruz Bey”dir…

Hatta bir adım öteye gidecek olursak;

Bana göre Ömer Seyfettin’in Efruz Bey’i, Miguel de Cervantes’in Don Kişot’undan daha üstün bir eserdir.

***

Neyse kitap tanıtımı yapmayacağımıza göre;

Ömer Seyfettin’in romanında bir devlet dairesinde memur olarak çalışan Ahmet Bey’in meşrutiyetin ilanıyla ilgili gazetedeki küçük bir duyurudan yola çıkarak, “Yaşasın Hürriyet!” diye haykıra haykıra bakanlıkları gezmesi ve en nihayetinde gördüğü ilgi karşısında kontrolden çıkarak kendisini Jön Türklerin lideri ilan etmesiyle gelişen olaylar anlatılır.

Kendisini “Hürriyet Kahramanı” ilan eden Ahmet Bey’in etrafında müthiş bir kalabalık birikir ve artık İstanbul sokaklarında omuzlarda gezdirilmeye başlanır.

Hepten şöhrete alışan, şımaran Ahmet Bey, gerçek adının da Efruz Bey olduğu yalanını paylaşır çevresiyle.

Öyle ki bu yalana kendisi de inanır ve O’na “Ahmet Bey” diye seslenen herkese fırça atar…

O günlerde İstanbul’da doğan erkek bebeklere de Efruz ismi verilir… Toplantılar, her gece yapılan yürüyüşler, alkışlar, etrafında oluşan koruma ordusu derken kahramanımızın foyası; davet edildiği İttihat ve Terakki’nin ofisinde ağırlanınca ortaya çıkar.

***

Bu özet içerikten de anlaşılacağı üzere;

Eserde batılılaşma yanlısı sözde aydının yol açtığı toplumsal değişime tepki gösterilmekle birlikte, kültürel anlamda yabancılaşmanın bir bireyi ve toplumu nerelere sürükleyebileceği net bir şekilde anlatılıyor aslında…

Romanın kaleme alındığı yılların üzerinden bir asır geçti ama bizdeki değişim ve yabancılaşma bitmedi.

Postmodern bir dünyada yalanın siyaseti bir meslek haline getirilirken, bu düzenin medyada allanıp pullanıp aydın diye bize sunulan tiplerin beyinlerimizi zehirlemesine izin veriyoruz.

Bilime göre değil, kanaatlere göre yaşıyoruz ve yaşadıkça kimliğimizden uzaklaşıyoruz…

***

Ve sadece tüketici olduğumuz dünyada o kadar sıradan hayatlar yaşamaya başladık ki…

Okuma yok, öğrenme yok…

Bilgiyi elimizdeki kendine akıllı dediğimiz telefonlarda zannediyoruz.

İzlediğimiz bir dakikalık videolarla bilgi ile donandığımızı sanıyor, algımızla oynanmasına izin veriyoruz.

Hangimiz, en son şöyle 300- 500 sayfalık bir kitap okumuştur kim bilir…

Bana göre vahim durumdayız!

Daha da kötüye gidecek bu halimiz!

Kendi öz benliğimizden git gide uzaklaşıyoruz.

Üstelik Efruz Beyler, Efruze Hanımların sayısı o kadar çok arttı ki!

Hepsi de hürriyet ve özgürlük savaşçısı, bir o kadar şöhret budalası…

***

Böyle giderse;

Özgürlükçü Efruz Bey ve Efruze hanımlarımızın yarın vatan topraklarını işgal eden güçlerle sevinç fotoğrafı çektirip “ne iyi ettiniz de geldiniz” diyerek paylaşım yapmaları muhtemel!

Artık o tarihlerde mezarda kimin kemikleri sızlar bilemem!

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.