Ümitsizlik üzerine

Aybars YILMAZ 04 Nisan 2021 Pazar, 06:00

İpeğe sarılı çelik yüreklerimizi, sen 'evlatlarım' diye haykırdıkça, çile ve acılara dayanacak ateşle pişirirdik.

Bugün, yaşattıkların yanında bıraktıklarını arama derdine düştük. Bir tarafta, öz değerlendirmesini eksik veya hatalı yapmış olanlar olsa da, tüm emanet ve verasetinle hala varız, biriz ve bütünüz. Aslında hatıran yeter anlayana ama Türk Milleti, yine, varsın bozkurtların şafağı müjdeleyecek haykırışlarını beklesin. Ve biz yine karışmayalım çok bilenlerin işine de, doğmasına baksın güzel gün.

Albayım; komandolarına öğrettiğin disiplinin hala bizi farklı kılmaktadır. Aldığımız eğitim ve terbiyenin hakkıyla işlerimizi görmeye, vazifelerimizi yerine getirmeye çalışıyoruz. Millet için, devlet uğrunda atılması gereken bir adım gördüğümüzde, içinde bulunduğumuz durumu aklımıza getirmeden, kim var denilmesini beklemeden öne çıkıyoruz. Cepheleri emanet ettiğiniz yiğitlerimiz, sınır içinde veya dışında, Türklüğe göz dikenin hakkını layıkıyla vermekte. Aynen emrettiğiniz üzere, Türk sancağının yere düşmemesi için sonsuzluk nöbetimizde, dizlerimizi titretmeden, ayaklarımızın üstüne sapasağlam basıyoruz.

Başbuğum; bize gösterdiğiniz istikamette menzile bugün çok yakınız. Tıpkı öğütlediğin gibi, Nizam-ı Âlem' e dair, İslam gereklilikleri ve duruşunda, tavizsiz, akılcı ve Türkçe bakış açısı ile sürekli bir inanç sistemine tabiyiz. Kızıl Elmamız, Turan, bugün Uluğ Türkistan Coğrafyası ile kurulan bir teşkilatın stratejik terimi olarak dünyaya sunuldu. Sizin tedrisatınızda, söylem ve eylemlerinizle, ortak vicdana sahip olmuş arkadaşlarımız ve ağabeylerimiz, bugün mazlum Türk Milleti'nin ihtiyacının olduğu tüm coğrafyalara, şehitlerimizin isimleri ile el uzatmakta. Endüstri ve teknikte muasır medeniyetlerin takip ettiği gelişmelerin sahibiyiz artık. Dokuz tuğumuzu dört bir yana dikmeye, hilalin ışığı altında kırk gün kırk gece toylar kurmaya içtiğimiz antlar elbet hatırımızda.

Sayın genel başkanım; yarınlarda Türk Devleti'nin ihtiyacını hissedeceği kadroların teşkili için bürokrasiden öteye teknokrat kadrolarımızın varlığı hiç olmadığı kadar üst düzeye ulaşmış durumda. Bürokrasi ve devlet işleyişine de sadece duyduğumuz kadarıyla değil, bizzat işleyişte yer almış şekilde vakıfız. Kalemlerimiz de, kurşunlarımız da çağa uygun, çağı yakalamış halde. Nice ayrılmışlık, bölünmüş veya gidişler yaşamış olsak da, Türk Milleti'nin gözündeki, Türkiye için Türk Milliyetçileri'nin sigorta görüntüsüne dair hiçbir kaybımız söz konusu değil.

Değerli dava büyüğüm; Türk Milliyetçileri'nin maruz bırakıldığı maddi, manevi haksızlıklar karşısında İlahi Adalet'in tecellisi en önemli karşılıktır. Öyle zamanlar yaşadık, gördük ve maruz bırakıldık ki, söylemlerimiz ve eylemlerimiz karşılığını bulamadı. Fiziksel ve fikirsel olarak çileli günlerimiz tekrar vuku buldu. Sahibi bir ve belli olmayan maşaların taşıdığı közler, ocaklarımızın orta yerini yangınlara çevirdi. Ama tarih yine ve yeniden, ülkücünün çilesini, Türk Milleti nezdinde takdire çevirdi. Şimdi zaman, teker teker, herkesi, hak ettiği yere buyur etmekte.

Elbette tüm bu anlattıklarımızın karşılığında kayıplarımız da var ve olacak. Bu minvalde, aynen sizin dediğiniz gibi; vakit geriye dönüp bakma vakti değildir. Umutsuzluk ve ümitsizliği kendine şiar edinmiş millet ve şahsiyetlerin malum hüzünlerine boğulmamak için tüm gayret ve azmimizle, hedefe odaklanmış şekilde istikametimize devam edeceğiz.

Niye ve nasıl diyene de şu cevabı vereceğiz;

'Gayemiz Türk Milleti'nin kurtuluşu içindir. Mücadelemiz, Türkiye'nin başındaki bütün felaketlerledir. Fikir ve haklı bir dava en büyük kuvvettir. Biz Türk Milleti'nin davasını güdüyoruz. Arkamızda hiçbir yabancı güç yok. Arkamızda Türk Milleti var. Bundan, üreten düşmanlarımız bizi hedef almıştır. Bunun için yolumuz doğru ve sağlamdır. Allah bizimledir. Yenilmez insanlarız, çünkü imanımız tamdır. Yenilmez olmamızın sırrı inançlardan, ülküden, büyük davadan dönmemek, taviz vermemek ve asla yenilmeyi kabul etmemektir.'

Çünkü;

'Ümitsizlik Müslüman için söz konusu olamaz.' - Alparslan TÜRKEŞ / 1993

Rahmet, minnet ve dua ile yad ediyoruz.