Deprem...
Bu coğrafyada yaşadığımız en acı gerçeklerden biri.
Ne zaman olacağını bilmiyoruz ama bir gün kapımızı çalacağını biliyoruz. Asıl mesele ise o gün geldiğinde ne kadar hazırlıklı olacağımız.
Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ile yürüttüğü "Bursa Deprem Risk Azaltma ve Önleme Planlama Projesi" tam da bu soruya cevap arayan önemli çalışmalardan biri olarak dikkat çekiyor.
Merinos Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen final semineri, aslında bir projenin son toplantısına YeniDönem Gazetesi’nden Sedanur Güllü ile birlikte katıldık. Çalışmanın ne durumda olduğunu merak edenlerden biriyiz. Çünkü uzun zamandır üzerinde çalışılan bir proje ve zaman zaman da kamuoyuyla paylaşılan önemli bir çalışma diyebiliriz.
Seminerde açıklanan veriler, Bursa'nın deprem gerçeğine ilişkin bugüne kadar ortaya konan en kapsamlı bilimsel altyapılardan birini oluşturduğunu söyleyebilirim.
Burada…
En dikkat çekici veri ise hiç kuşkusuz 536 bin binanın yeniden analiz edilmesi oldu. Bir kentin yapı stokunu güncellemek, sadece rakamlardan ibaret bir çalışma değildir. Hangi mahallenin daha riskli olduğunu, hangi bölgelerde dönüşümün öncelik taşıdığını ve kamu kaynaklarının nereye yönlendirilmesi gerektiğini ortaya koyan bir yol haritası hedeflenmiş.
Bunun yanında hazırlanan 12 farklı deprem senaryosu da ayrı bir önem taşıyor. Çünkü deprem yönetimi artık yalnızca ‘bina yıkılır mı?’ sorusuna cevap aramıyor. Ulaşım ağları çalışabilecek mi? Hastaneler hizmet verebilecek mi? Barajlar, köprüler, sanayi bölgeleri nasıl etkilenecek? Ekonomi ne kadar zarar görecek? İşte modern afet yönetimi bu soruların tamamını birlikte ele alıyor.
Başkan Vekili Şahin Biba'nın konuşmasında; "Doğal afetleri engelleyemeyiz fakat afetlerin felakete dönüşmesini önleyebiliriz" cümlesi önemli…
Şahin Biba’nın konuşmasında dikkat çektiği gibi, bu şehirde yaşayan herkesin konuya tam da bu şekilde yaklaşması gerektiğini bilmeliyiz. Toplumsal bir çalışma ile deprem riskine karşı birçok şeyi azaltabiliriz.
Aslında…
Çalışmanın uluslararası boyutu da en az teknik çıktıları kadar dikkat çekici. Projenin Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ile yürütülmesi, dünyanın deprem konusunda en deneyimli ülkelerinden birinin bilgi birikiminin Bursa'ya aktarılması anlamına geliyor.
JICA Uzman Ekibi Takım Lideri Shinichi Tsukazawa'nın da vurguladığı gibi, hazırlanan bilimsel veriler yalnızca bugünün değil, gelecekteki şehir planlaması, afet yönetimi ve risk azaltma politikalarının da temelini oluşturacak. Tsukazawa'nın özellikle ‘Elde edilen verilerin uygulama sürecinde yol gösterici olacağı’ yönündeki değerlendirmesi, projenin asıl başarısının hazırlanan raporlarda değil, bu raporların hayata geçirilmesinde yatacağını bir kez daha ortaya koyan uyarı niteliğinde bir gerçeklik.
Çünkü depreme dirençli bir kent için, yalnızca mühendislik hesaplar değil; kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin, akademinin ve toplumun ortak iradesi gerekiyor.
Japonya'nın yıllardır dünyaya anlattığı gerçek de bundan farklı değil. Depremler öldürmez, hazırlıksızlık öldürür. Bilimsel planlama, sağlam yapılaşma ve doğru kriz yönetimi ise can kayıplarını en aza indirir.
Nitekim…
Bu yazıyı kaleme aldığımda yine Japonya’da 2 gün önce 7.1 deprem meydana gelmiş ve can kayıpları ve hasarın çok az olduğunu görüyoruz. Burada depreme ne kadar hazırlıklı olduğunu görebiliyoruz. Bunun için deprem konusunda Japon uzmanların görüşü çok önemli.
Şöyle baktığımızda…
Bursa'nın sanayi gücü, nüfus yoğunluğu ve aktif fay hatlarına yakınlığı düşünüldüğünde bu çalışma yalnızca belediyenin değil, tüm kurumların ortak sorumluluğunu da ortaya koyuyor. Üstelik projeye 17 organize sanayi bölgesinin de dahil edilmesi, ekonomik sürdürülebilirlik açısından önemli bir adım olarak değerlendirilmeli.
Seminer kapsamında düzenlenen Kentsel Dirençlilik Paneli, projenin bilimsel yönünü daha da güçlendiren önemli oturumlar da yapıldı. Panelde, Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış ile Bursa Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beyhan Bayhan, afet risklerinin azaltılması ve kentlerin depreme karşı daha dirençli hale getirilmesi konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu. Her iki akademisyenin de ortak mesajı, bilimsel veriler ışığında hareket eden şehirlerin afetlere karşı çok daha güçlü bir yapıya kavuşacağı yönündeydi.
Öte yandan seminerin ardından gerçekleştirilen 7. Ortak Koordinasyon Komitesi Toplantısı, projenin bundan sonraki süreci açısından kritik bir aşama olduğunu gösteriyor. Toplantıda, JICA, AFAD ve Bursa Büyükşehir Belediyesi temsilcileri tarafından ortaya konulan çalışmalar değerlendirilirken, hazırlanan bilimsel verilerin uygulamaya nasıl aktarılacağı, kurumlar arasındaki koordinasyonun hangi yöntemlerle güçlendirileceği ve Bursa'nın deprem riskini azaltmaya yönelik yol haritasının nasıl hayata geçirileceği ele alındı. Çünkü afet yönetiminde başarı, yalnızca doğru tespitler yapmakla değil, bu tespitleri kararlı ve ortak bir iradeyle uygulayabilmekle mümkün oluyor.
Bu bağlamda…
Burada asıl sınav bundan sonra başlayacak.
Hazırlanan raporlar raflarda kalacak belgeler mi olacak, yoksa imar planlarından kentsel dönüşüme, altyapı yatırımlarından afet eğitimlerine kadar her alanda uygulanacak mı?
Bugün Bursa'nın elinde güçlü bir veri tabanı bulunuyor. Risk haritaları hazır. Yapı envanteri güncellenmiş durumda. Senaryolar oluşturulmuş. Şimdi bu bilgilerin kararlılıkla uygulanması gerekiyor.
Depremi engellemek mümkün değil.
Ama ihmali engellemek mümkün.
Ve belki de gelecekte binlerce hayatı kurtaracak olan şey, bugün alınacak doğru kararlarda.
SAĞLIKLA KALIN!