Kadın...

Deniz Uğurer 18 Ekim 2020 Pazar, 06:00

Bu kelimeyi her işittiğimde aklımda paylaşacak birçok şey beliriyor...

Öncelikle, "Kadın nedir? Benim gözümde ve hayatımda kadının yeri nerede?" gibi soruları düşünürken buluyorum kendimi...

Kadın bir savaşçıdır aslında, bir düşünce biçimidir, inanmaktır kadın ve doyasıya yaşayabilmektir yaşamasını bilene...

Bir insanın, kadının toplumdaki yerini o toplumu oluşturan her bir bireyin düşünce şekli oluşturmaktadır, kadının yerini ancak her bireyin sahip olduğu kendi öz kimliği, öz saygısı belirler, bizler böylece toplum oluruz.

Yaşadığımız coğrafya itibarıyla toplumuzda bir kadının kendine ait düşünce ve duygularının olabilmesi, bu düşünceleri ifade edebilmesi, kendi kararlarını kendi verebilmesi ne yazık ki büyük bir lüks olarak görülmekte!  Kadının, "kadın" ya da "birey" kimliğine sahip olabilmesi için evlenmesi ya da çocuğunun olması gerekmektedir, popülasyonun çoğunun vaziyeti bu olunca, kadınımız, güçsüz, haksızlıklara karşı sesini çıkartamayan, kendinden, bedeninden utanan, belli bir düşünce şekli oluşmamış, tek bir amaç için yani evlenmek için yaşayan dolayısıyla bastırılmış insan topluluğunu oluşturmaktadır.

Peki, geçmişten bu yana kadınımızı bu konuma getiren şey aslında neydi?

Fiziki özellikleri mi?.. Daha duygusal bir yapıya sahip olmaları mı?.. Ya da bazı bağnaz ve kendine hâkim olamayıp düşüncelerini kontrol edemeyen erkeklerin dışarıda gördüğü bir kadını taciz edip, kendi içinde "namus" mantalitesiyle ailesindeki kadınları baskılaması mı? Bir kadının ise, toplumda olan her şeye, tüm haksızlıklara rağmen sessiz kalıp boyun eğerek tek gayesinin beyaz atlı prensinin onu kurtaracağı günü bekleyip böylesine bir hayatı normalleştirmesi mi?..

İşte ne yazık ki bunların hepsi!..

Oysaki bir varlığa, bir cisme dahi değer katıp yücelten şey kendimizden başkası değildir. Yaşadığımız, ait olduğumuz coğrafya, aile nasıl olursa olsun kendimizi aşmamız bizim elimizde. Elbette imkânlar ve şartlar doğrultusunda bir tarafın her zaman biraz daha fazla mücadele vermesi gerekebilir ancak bu dünyada her birimiz birer savaşçı değil miyiz en nihayetinde? Her birimiz bir gaye uğruna, en basiti yaşamı sürdürme gayesi uğruna bir çaba göstermiyor muyuz? Önemli olan, görmek istediğimiz gökyüzü...

Unutmayalım ki, bizler kendimizi gördüğümüz ve görmek istediğimiz kişiden başkası değiliz!..