'BİR FUTBOL EFSANESİ': HASAN BORA

Engin AKSÖZ 31 Ocak 2021 Pazar, 06:00

Bursa futbolunun tarihi yeniden yazılacak olsa; ismi en baş köşeye yazılacak ender değerlerden birisidir Hasan Bora.

Bursasporla özdeşleşmiş efsane futbol adamı; formasını giydiği yeşil beyazlı kulübe birbirinden kaliteli yüzlerce oyuncunun yetişmesine öncülük etmiş; başta A takımı olmak üzere alt yapının her kategorisinde de eğitmen ve yetiştirici olarak katkıda bulunmuştur.

İşte yeri zor doldurulacak bu futbol insanı; 29 Ocak 2021 Cuma günü tedavi gördüğü hastanede geçirdiği rahatsızlık sonrası yaşama veda etti.

Medyada kendisiyle yapılan son röportajın bana nasip olması da an itibariyle buruk bir mutluluk veriyor bana.

Şimdi sizleri 15 Ocak 2017 tarihinde evinde yaptığım bu söyleşi ile baş başa bırakıyorum.

Hasan ağabeyime Tanrıdan rahmet; ailesi, sevenleriyle futbol camiasına baş sağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun.

'Bursaspor denince akla ilk gelen isimlerden birisidir Hasan Bora. Muhtar Tuçaltan'dan sonra A Takım'da görev yapan ikinci Bursalı antrenör olmasıysa önemli bir ayrıcalık.

Yeşil beyazlı renklere adanmış yaşamında unutulmaz anılarla yüzleşen Bora bugün 78 yaşında ve önemli sağlık sorunlarıyla boğuşuyor.

Geçirdiği yüz felci sonrası hareket yeteneği azalan efsane teknik adam, eskileri hatırlama da zorluk çekiyor. Henüz alzheimer aşamasına gelmese de belirtiler o yönde. Ayni evi paylaştığı kızı Nagehan ve baldızı Öznur hanımın katkılarıyla yaşama tutunmaya çalışan Bora için Bursaspor çok özel bir kulüp ve bu aralarındaki bu bağ yaşadıkça hiç kopmayacak.

1976 yazında Bursa Hakimiyet Gazetesi'nin Ünlü Cadde'deki binasında başlayan meslek yaşamında ilk tanıştırıldığım kişilerden birisiydi Hasan Bora.

Çok ilginç bir kişiliği vardı Bora'nın. Kendine yakın bulduğu insanlarla futbol üzerine konuşmayı çok sever, Bursaspor'un geleceğine dair projelerini anlatır, yetiştirdiği genç oyuncuların günün birinde A Takımda oynamaya başlamasının kendine vereceği gururu paylaşırdı ki, zaman onu haklı çıkardı.

Burada saymaya kalksak, inanın küçük ölçekli bir roman yazılır emeğinin geçtiklerinde. Kalecisinden, sol açığına Bursaspor'da bir şekilde şans bulmuş ne kadar öz kaynak oyuncusu varsa, tartışmasız Hasan Bora'nın rahle-i tedrisatından geçmişti.

Bağıra çağıra, her fırsatta fırça ata ata çalıştırırdı oyuncularını. İsterdi ki 'hep en iyisi, en başarılısı' olsun elinin değdiği kim varsa. Kızarıp bozaran çıksa da, kimse kin tutamazdı ona. Bilirlerdi ki atılan fırça kendi iyilikleri için. Bursaspor'da oynamak ayrıcalık sayılırdı o günlerde.

Önce futbolcusu, sonraları teknik direktörü olacaktı çok sevdiği yeşil kulübün.

Tribün günlerimde oyuncu, medya yaşamımda teknik adam kimliğiyle karşıma çıkan Bora an itibariyle geçirdiği rahatsızlığa bağlı olarak hareket edebilmede zorluk yaşıyor. Muhtemelen ileri evresinde alzheimer teşhisi konulacak bir de unutkanlık sorunu var.

Evine konuk olup röportaja başlayınca; sağlığıyla ilgili sorunlar nedeniyle birçok şeyi hatırlamakta zorlandı Bora, zorunlu olarak kızı Nagehan'la baldızı Öznur Çokinanır hanımın yardımına başvurdum.

-Neredeyse Bursaspor'la tüketilmiş bir ömür sizinki. Futbol yaşamınızdan kesitler rica etsem, neler kaldı aklınızda?.

'Amatör küme takımlarından Akınspor'da futbolla tanıştım. Rakiplerimiz o gün için birer futbol ikonu kabul edilen İstiklal, Pınarspor, Acar İdman Yurdu ve  Çelikspor'du. Aramızda oynadığımız her maç büyük çekişme içinde geçer, tribünler tıka basa dolardı.

1963 yılında bu 5 kulüp birleşip, Bursaspor kurulunca; içimizden en göze batanları yeşil beyazlı kulübe topladılarBursaspor'un ilk oyuncularından olmak benim için büyük gururdur ve bu sevgim hala ilk günkü sıcaklığıyla devam ediyor.'

'Bir de sizin Eskişehirspor maceranız var; bir Bursasporlunun o günkü rekabet ortamında Eskişehirspor'da oynamış olması kabullenilememişti yıllar yılı. Biraz da bundan söz eder misiniz?

'Ticaret Lisesi'ni bitirince; okulumun formatına uygun olarak Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'ne kaydoldum. Bursa'da bu statüde yüksekokul bulunmayınca; biraz da zorunluluk nedeniyle böyle bir tercih yapmak zorunda kaldım. Gittiğimde Eskişehirspor yeni kurulmuştu. Ekonomik nedenler de araya girince yapılan teklifi kabul edip, kırmızı siyahlı forma ile futbol oynamaya devam ettim. Ama bunu Bursa'yla Bursasporlular'a anlatmak hiç kolay olmadı. Hep tepki görüp, eleştiri aldım.'

'Bir de ben yaştakilerin hiç unutamadığı, iki şehrin arasını açan olaylı bir maç var. Bir bayram günü oynanmıştı ve Bursa tribünleri ilk kez futbol terörüyle yüzleşiyordu. Aklınızda bir şey kaldı mı o günle ilgili?

'  Hiç unutmadım, unutamam da. Notlarımda da yazılıdır. 3 Nisan 1966 günü Atatürk Stadı'na çıkarken, tribünler mahşer yeri gibiydi ve ben sağ bek oynuyorum. Benimle takım arkadaşlarımın elinde şekerler var, tribünlere atıp jest yapacağız. Teksas Tribünü'ne doğru koşmaya başladım; yaklaşırken küfürlerle, yabancı madde yağmuru birlikte başladı. Tel örgülere gitmeden elimdeki şekerleri yere fırlatıp, sahaya döndüm. Maçı Eskişehirspor 3-1 kazandı. Sonlara doğru maraton tribününde birlikte oturtulan taraftarların karşılıklı taş yağmurundan sonra kavgaya tutuşmaları Türkiye'nin gündemine girmişti. Rivayettir; maç çıkışı Devlet Hastanesi'nin yerini gösteremeyen kim varsa 'Bunlar Eskişehirsporlu' diye tekme tokat dövülmüş. İki şehrin arasının bir futbol maçı yüzünden yıllarca açık kalması beni çok üzmüştür. Neden sonra ilişkiler düzeltilebildi'

' Tekrar Eskişehirspor'a dönecek olursak; içlerinden birisiyle hem birlikte okumuş, hem de futbol oynamışsın?'

'Fethi Heper Ticari İlimler Akademisi'nden ve futbol takımından arkadaşımdıFethi daha sonraki süreçte Nihat ve Ender ile birlikte efsane üçlü olarak anılmaya başlandı. Hatta 'Nihat, Fethi, Ender filelere gönder' şeklinde sloganlaştırlmışlardı. Fethi futbolu bırakınca akademik kariyer yapıp, profesörlüğe kadar yükseldi. Şimdi emekli oldu mu bilmiyorum ama; Anadolu Üniversitesi'ndeki hocalığının, futbolculuğu kadar iyi olduğu söylenir.'

'Bursaspor'da futbol oynayıp, ayni zamanda teknik direktörlük yapmış nadir değerlerden birisisiniz. Bu görev nasıl verildi size?'

'1984-1985 sezonunda rahmetli Mümin Gençoğlu Yönetimi zamanında Özmetin Erkut ile birlikte A Takımı'nın başına getirildik. İkimiz içinde büyük bir sürpriz olmuştu. Bir Bursalı olarak Bursaspor'u çalıştırabilen kaç kişi sayabilirsiniz ki? Mutluluktan havalara uçtum diyebilirim. Ama uzun sürmedi; Bursa'da Denizlispor'la oynuyoruz. Şahane başlayıp 3-0 öne geçtikten sonra, son dakikada Bahtiyar Yorulmaz'ın attığı golle maç 3-3 bitince tribünler 'Bora istifa' sloganlarıyla inlemeye başladı. İnat edip devam etsek kulübe zarar verecektik, birlikte bıraktık; yönetim arkamızda dursa da böylesi en iyisi oldu'...

 ' Bir dönemde Futbol Federasyonu'nun Bursa bürosunda eğitmen olarak çalışmıştınız. '

'Kısa bir çalışma dönemiydi bürodaki. 2004'de o defteri de kapatıp, yeniden Vakıfköy'e döndüm. Alt yapıda koordinatörlüğe başlayıp, yeni yetişen antrenörlerle birikimlerimi paylaşmaya devam ettim'

'Geçirdiğiniz rahatsızlıktan sonra sağlık durumunuza gelecek olursak, bir gününüz nasıl geçiyor?'

'Sabah kalkınca traşımı oluyorum. Günlük gazetelere göz atıp, evimin önündeki açık arazide kızım ve baldımızla yürüyüşler yapıyorum. Yürüme zorluğu çeksem de; alışmam gerekiyor böyle yaşamaya. Eş, dost, futbol camiası hiç yalnız bırakmıyor beni sağ olsunlar. Sürekli ziyaretime gelip, hatır sormaları çok güzel bir jest. İnsan onlarla birlikte olunca, Bursaspor'a bir şeyler verebildiğine kendini daha çok inandırıyor. Gazeteci dostlarımın da evimin kapısını çalması benim için büyük moral.'

Sevgili Hasan Bora bu güzel söyleşi için çok teşekkür ediyorum. Allah size sağlık ve afiyet içinde daha nice uzun yıllar yaşamayı nasip etsin...

NOT:  Birikmiş izinlerimden bir bölümünü kullanacağım için yazılarıma 1 Mart tarihine kadar ara veriyorum. Sosyal medyada olmaya devam edeceğim. Tekrar görüşmek üzere kendinize iyi bakın.