TOFAŞ'ın zamana ihtiyacı var

Engin AKSÖZ 21 Ekim 2021 Perşembe, 06:00

Yeni sezona büyük ölçüde yenilenen kadrosuyla başlayan TOFAŞ ligin 4 haftasını 3 galibiyet, 1 yenilgiyle tamamladı.

'Bir gün inşallah finalini de oynayacağız' düşünü kura kura yıllanmış şaraba döndüğü FİBA Şampiyonlar Ligi'nde de 2 maçın sonunda 1 galibiyet, 1 yenilgisi bulunuyor.

Bu yıl neler yapabilir bu kadrosuyla temsilcimiz; dilimizin döndüğünce anlatmaya çalışalım.

Kesin olan tek şey; ligin ağır ağabeyleri Anadolu Efes ile Fenerbahçe BEKO'dan birisini ekarte ederek play-off finali rüyası görmesinin neredeyse mucizelere bağlı olduğu.
Sonraki sıralamalar içinde de 'en azından dördüncülük' kovalamak bana göre en mantıklı tercih.

Ne var ki bu yerlere de ciddi yatırımlar yapmış dişli rakipler talip.

 En başta P.Karşıyaka;

Daha sonra sezona çok ciddi transferlerle vites ve hedef büyüterek başlayan Bahçeşehir Koleji üst sıralardan kolay kolay kopmayacak kalitede bir kadronun sahibi an itibariyle.

T.Telekom, Galatasaray NEF, hatta Darüşşafaka TEKFEN bile TOFAŞ'ın ilk iki sıradan sonraki yerler için bilek güreşine tutuşacağı olası rakiplerinden.

Kısaca toparlayacak olursak; ilk ikiye girebilmenin hayali kurmak bile güzel!..

Üç, dört, beşincilik gibi play-off'da elini güçlendirecek çok avantajlı sıralamalar için de kıran kırana maçlar bekliyor TOFAŞ'ı.

Tabii bu olasılıkları tersine çevirmek; kağıt üzerinde kendisinden daha potansiyelli gibi gözüken rakiplerine karşı kazanacağı ekstra galibiyetlerine bağlı.

Eşit atlatacak maçlardan hem içeride, hem dışarıda kaybetmeyerek double yaparak ayrılabilir mi; takımın o günkü ortak hevesi artı kilit oyuncuların performanslarıyla alakalı bir durum.

Biraz da zamana ve daha fazla birlikte oynamaya ihtiyacı var oyuncuların.

                                            xxx

Yeni yapılanmanın en dikkat çeken transferi; Meksika Milli Takımının da direkt oyuncusu olan point guard (oyun kurucu) Pako Cruz.

Yaşı ilerlemiş olsa da; hala dominant olma özelliğinden bir şey kaybetmemiş. Ritmini bulunca şutları, parkenin içinde savunurken fazla sıkıştırmazlarsa takımı oynatma ve asist özelliği üst seviyelerde.

40 dakikayı çıkartacak fizik kalitenin biraz gerisinde duruyor izlenimi verse de; dinlenerek oyuna dahil olduğunda çok farklı oynadığını görüyorsunuz. Bu özelliğiyle bir çok maçın x faktörü olacaktır Cruz.

                                                      xxx    

Geçen yıl FİBA Şampiyonlar Ligi finalinin MVP'si Kasey Shepherd  6 resmi maçın sonunda henüz kendinden beklenilen seviyeyi yakalayabilmiş değil.

Oysa iyi bir şutör; oyunu da çok yönlü. İcabında kısa rotasyonda 1 numarada bile oynatabilirsiniz.

Yeni ortama mı alışamadı yoksa Hakan Demir'in sisteminin içinde kendini mi aramakta, işte burasını çözebilmiş değilim.

Geçen sezon Fethiye'de başarılı maçlarını izlediğimiz Elgin Cook benim dikkatimi daha çok performansından ziyade, biraz aykırı bulduğum şut mekaniğiyle çekti.

Onun da şimdilik kendi standardının altında oynadığını söyleyebiliriz. Üzerindeki soru işaretlerinin kalkması için; skora endeksli oyun performansını biraz daha yukarılara çekebilmesi gerekiyor.

Coşunca tam coşan, durunca tam duran Cook'un maç başına en azından 10'lu 15'li seviyelerde skor üretmesi; kalıcı olabilmesi adına da önemli.

Dış transferi üç yabancı isimle sınırlandıran kulübün elinde geçen sezondan Jeremy Simmons'la Tomislav Zubcic kaldı. Simmons ligin şutör uzunlarının aksine skor bağlamında vasat kalan bir isim. Ne var ki bu açığını çember altında yeteri kadar sertlik yaparak ve rakibini caydırarak kapatabiliyor. Ribaunt ve blok katkısı da fena sayılmaz. Coachu ondan vazgeçemediğine göre; o da bu jesti daha iyi oyunlar çıkartarak değerlendirmeye bakmalı.

4 numaranın esas oğlanı Hırvat Tomislav Zubcic'in maça ve rakibe göre dalgalanan performansına geçen yıldan alışmıştık.

2021-2022'ye de pek farkı başlayamadı. Bazen her attığını sokarken, gününde olmadığında çember dövmesi; coachların pek istediği bir form dalgalanması değildir.

                                                             xxx

Gelelim yerli rotasyona. TOFAŞ'ın bu ligin yerli oyuncusunun değerini bilen, alt yapısını mümkün mertebe gündeme getirerek onlara şans vermeye devam eden sayılı kulüplerinden birisi olma geleneğini bu yıl da sürdürdüğünü görmekteyiz.

Her maça point guard pozisyonunda ilk 5'de başlatılan Berk Uğurlu; Demir'in vazgeçemediği isimlerinden başında geliyor.

Üçüncü sezonunda iyice olgunlaşmış bir görüntü veren Berk, şutunun yanı sıra, topla çembere atak etme özelliğiyle de yerine garantilemiş durumda. Asistleri ile de oyun portföyünün genişlediğini tanıklık ediyoruz.

Pekala bir yabancı getirebilecekken 2 numaraya yuvadan yetişen Yiğit Arslan'ı monte eden Hakan Demir'i bu tercihi nedeniyle kutlamak gerekiyor.

Yiğit'te sezon başı itibariyle onun bu güvenini boşa çıkartmayan maçlar oynamayı sürdürüyor. Galatasaray yıllarında bire bir ve takım savunmasını da hayli geliştiren Yiğit kadronun en önemli back up oyuncusu konumunda.

Muhsin Yaşar'ın geçen yıldan daha farklı ve efektik oynamaya başlaması çember altına en azından bir alternatif getirdi. 4 numarada da alt yapı ürünü Berk Büyüktuncel'in yavaş yavaş ısındırılmaya başlanması Demir'in bir başka hamlesi. Yanı sıra geriden gelenler için de olumlu bir sinyal niteliğinde.

Bu seçimin tercümesi 'Çalışın, dakikanızı alın' demektir bana göre.

Hiç mi olumsuz giden bir şeyler yok şubede !...

Olmaz  mı ?...

Hakan hocanın kenardaki sakin ve sessiz coachingine takanlar örneğin....

Başkaları gibi öyle hoplayıp zıplayan birisi değil hocamız.

Maçların içinde bir sağa bir sola, zaman zaman hakemlerle tribünlere de saldırmıyor !..

Bağırıp, çağırarak kenarda yerinde duramayanların zıvanadan çıkınca nasıl kimlik erozyonuna uğradıklarının daha iki hafta önce oynanan Bursaspor Beşiktaş maçında canlı şahidi olunca; Demir'i bu haliyle kabullenmenin keyfi de bir başka oluyor doğrusu.

Hocanın yoğurt yiyişi böyle; bu saatten sonra değişemez de.

O zaman rahat bırakalım kendisini !...