Hava Durumu

İran siyaseti ve Fars dış politikası, bir kazadan fazlası mı?

Yazının Giriş Tarihi: 24.05.2024 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.05.2024 18:20

İran siyaseti iki yüzyıldır ülke içerisinde büyük bir iç rekabetle yüzleşirken Fars dış politikası da Yakın Doğu olmak üzere, Kafkasya ve hatta Güney Asya’da bölgesel dinamiklerin şekil almasında önemli bir yere sahip olmuştur. Aslında İran siyasetinde birçok kişilikten bahsedebiliriz; Mehdi Bezirgan, Hatemi Muhammed, Rıza Şah Pehlevi, Muhammed Mussadık ve Ali Şeriati gibi niceleri İran siyasetinde etkin olmuşlardır. Ne var ki, İran için başlangıç ‘İslam Devrimi’ ile başlamıştır, diyebiliriz. İslam devrimi için geçmişten günümüze çok şeyler konuşuldu ve yazıldı, yazılmaya devam edecektir de. Neden mi? İran İslam Cumhuriyeti olduktan sonra var olan iç siyasetin gereğini dışarıya yani ‘Fars Dış Politikası’ yakın coğrafyasına hatta son yıllarda Doğu Akdeniz ve Umman Denizi ile Hint-Pasifik çemberine kadar ilerlettiğidir.

Fars (İran) milliyetçiliğinin en belirgin siyasi kimliği Muhammed Musaddık, onun milliyetçiliği -petrol şirketlerinin devletleştirilmesi- aslında ilerleyen zamanlarda ABD (Pentagon ve CİA) ve İngiltere (M16) işbirliğiyle darbe yapılarak koltuğundan indirilmesine giden yolculuk… Günümüzdeki İran’ı anlamak isteyenler şunu gözden kaçırmamalıdır; ‘Demokles’in Kılıcı’ yani ABD’nin batılı devletlerin İran üzerindeki gölgesi eksik olmadı maalesef. Uluslararası siyaset ve dış politika uzmanı olarak tarihsel birkaç vurgularla ABD’nin İran siyasetindeki etkisi üzerine şunları ifade etmek isterim; ABD’nin (eski devlet başkanı) Jimmy Carter’a dönemin uluslararası basını ‘Washington’ İran’ı nasıl elinden kayıp gittiğini sorguluyor mu? Günümüzde 21’inci yüzyıldayız ve yine sormak lazım, ABD isteyerek ve bilinçli bir şekilde mi İran’ın kendilerine hasım (düşman) olmasını istemişlerdir!

Geride bıraktığımız hafta ve özellikle cumartesi (İran Cumhurbaşkanı Sayın Reis’in Azerbaycan ziyareti günü) şahsıma çok yakın olan Bakü’de stratejik ve akademik kurumunda başında olan kıymetli bir (üst düzey) büyüğüm ve Gence’de görevli olan subay (üst düzey) kıymetli bir kardeşim ile… Azerbaycan-İran, Kafkasya ve bölgesel konular üzerinden muhabbetten bazılarını iletmek isterim ki, İran Cumhurbaşkanı ile Dışişleri Bakanın varlığından rahatsız olanlar var mıydı? Çünkü ikisi şahin bir siyaset izlemekten öte komşularla ılımlı ve iyi ilişkiler çerçevesinde ilerlemeyi tercih edenlerdi. Akademisyen hocamız, “Türkiye’den veyahut farklı ülkelerden göründüğü gibi eskiden kalan Azerbaycan-İran ilişkilerinde gerilim yok, Sayın Aliyev ile Sayın Reisi Azerbaycan’da birçok açılışlar gerçekleştirdi. Bunun yanında kurumdaki Azerbaycanlı akademisyen hocalarımız İran-Azerbaycan ilişkilerinin iyileşmesinden memnun ve katkı sunmaktadırlar. İran ile Azerbaycan liderleri de bu ikili ilişkileri olumlu görmektedir” dedi.

Gence’de görev yapmakta olan subay kardeşime yıllara dayanan güvenden dolayı sordum, orada konjonktür nedir Kafkasya’da (İran-Azerbaycan) fikrin? Şöyle dedi, “Güvenlik, savunma ve diğer konularda Türkiye-Azerbaycan hâkimiyeti var ama ‘Batı’ bloğu buraları kaşıyor, karıştırıyor ve kim oldukları (devletler) bellidir. Ancak, İran-Azerbaycan yakınlaşması birilerini rahatsız etmektedir. Çünkü birilerinin menfaatlerine uymuyor. Yani Kafkasya’da normalleşme olurken bu helikopter kazası normal değildir!” Bu bağlamda bende şunları demek isterim; İsrail-Filistin arasındaki savaşta, İran’ı savaşa çekmek yani Yakın Doğu’yu ateş çemberine döndürmek isteyenlere rağmen, mevcut İran Cumhurbaşkanı ve özellikle Dışişleri Bakanının bu tuzağa düşmemesi. Bunun neticesinde bazılarının projelerinin suya düşmesi, Azerbaycan-İran ilişkilerinin iyileşmesini de kimler (hangi devletler!) istemediyse onlarda bunun sadece teknik arızadan oluşan bir kaza olmadığını çok iyi biliyorlar, onlar faillerin kendisidir.

Sonuç olarak, dünyada birçok devlet liderinin ve üst düzey yetkililerin havadaki araçların kazasında hayatını kaybettiğini biliyoruz. Ülkemizde en çok bilinenlerden Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis ve BBP Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ikisini ve birçoğunu rahmet ve saygıyla anıyorum. Bunların arkasındaki sır değildi, adres belliydi hangi ülke olduğu malum, hangi uluslararası askeri ve savunma örgütü olduğu da. İran Cumhurbaşkanı ile Dışişleri Bakanının ölümünde muhakkak ki, sır perdesi kalkacaktır. Ancak, nasıl ki maalesef ‘’Bitlis’’ ve ‘’Yazıcıoğlu’’ içerideki işbirlikçiler tarafından yapıldı ve ‘’Gladio’’ için çalıştılar. İran Devlet Başkanı ile diğerlerinin ölümünde de İran’ın içinden yardım almadıklarını söylemek saflıktan öte, gerçekleri görmek istemeyen körlerde olur. Pekâlâ, bundan sonrası ne olur derseniz? İran Cumhurbaşkanı ile Dışişleri Bakanı gibi bölgesel konularda ılımlı ve komşularla iyi ilişkiler belirleyenler gelir mi? Bunu zaman ve onların yerine seçilecekler belirler. Fars dış politikasını belirleyenin İran İslam liderliği olduğu da unutulmamalıdır.

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.