Hava Durumu

Suriye İç Savaşı’nda jeopolitik, idlib ve yeşil kuşak projesi

Yazının Giriş Tarihi: 07.06.2024 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.06.2024 17:38

Suriye’de yaşanan iç savaş 2011 itibariyle başlamıştı, daha doğrusu ABD’nin Irak ve Afganistan sonrası hedefi Suriye olduğu için kaos başlatıldı. O tarihten günümüze Suriye’de gözle görülür bir düzelme olduğunu söylemek ne kadar inandırıcı olur! Şayet Suriye’nin tamamen parçalanması ve bölünmesi kime yarıyor buna bakmak lazım? İsrail’e yaradığıdır.

Orta Doğu jeopolitiğindeki kaotik ortam ve terörizm unsurları hızlı bir şekilde ‘’Büyük İsrail’’ kurgusu üzerine olduğu bir gerçekliktir. Suriye’de yaşananlar tesadüf değil, rastlantı hiç değildir. Hatta bilinçli ve projelerle desteklenmektedir. ABD’nin stratejik kurumları (Pentagon) bunun tüm hazırlığını yıllar öncesinden hazırlamıştır. Ve bunun neticesinde Suriye şu anda bu hale gelmiştir.

Soğuk Savaş Döneminde ABD ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) arasındaki rekabetin tezahürü Afganistan’daki sıcak çatışma ile sürdü. Bu savaş öyle bir vaziyet aldı ki, ABD’nin stratejik kurumları tarafından Afganistan ve çevresindeki ülkelerde radikal terör örgütleri ve mensupları oluşturuldu. Nihayetinde Sovyetler Birliği yorgun düştü ve parçalanma süreci başladı. Bu tarihteki yapılanmaya bakıldığında, aslında Afganistan savaşı kaybedildi, ancak oradan ABD’ye hatta NATO’ya elverişli terörist gruplar oluştu bile. Bu terör gruplarının yeni adresi Orta Doğu olacağı kuşku götürmezdi, zira Orta Asya ve Afganistan’da görev tamamlandı, yani SSCB tarihe gömüldü.

Afganistan ve Orta Asya sonrasındaki süreçte, önce Irak sonra da Orta Doğu’da farklı ülkelerde radikal terörizm yükselişe geçerek El-Kaide, El-Nusra, Daeş ve niceleri gibi isimlerle tezahür buldu. Bundan sonrasında da birilerine hizmet etmeliydi, yani sahiplerine ABD’ye ve değişmez ortağı İsrail’in projelerine zemin hazırlayarak görünenin görünmezi düşmanlığını yaratarak politikalarını gerçekleştirmekti. Sonra mı ne oldu? Suriye’nin iç savaşı jeopolitikte değişimlere neden oldu ki, bu Pentagon, Cia, Mossad ve benzeri stratejik kurumlar tarafından iki yüzyıldır birçok eğitimin neticesiydi. Bugün Suriye parçalanmak ve dağıtılarak üç ila beş’e bölünmek isteniyorsa bölge devletleri Türkiye, İran ve hatta Irak stratejik düşünmek ve hareket etmek zorundadır.

Rusya’nın İdlib’te olması öncelikle Şam rejimini korumak içindir. Çünkü buradaki radikal terör grupları rejimin devrilmesi için alanlarını genişletmek ve ilerlemek istemektedir. Ayrıca, Rusya buranın kontrolünü kesinlikle kaybetmek istemez Doğu Akdeniz’deki üssü Lazkiye’deki stratejiktir. Burası Orta Doğu’daki ABD hâkimiyetine karşı bir duvar görevi görmektedir. İran ise buraya Şam rejimini korumakla birlikte hâkimiyetini pekiştirmek istemektedir. Çünkü yine söylediğimiz gibi İdlib’teki radikal terör grupları İran’ın bölge siyasetini engelleyen ve bölgedeki menfaatlerini bozan durumdadır. Rusya’da Esad’ın koltukta devam etmesi için İdlib terör gruplarının büyümesini istemiyor, buradaki terör grupları eğitim görerek Rusya’yı da hedef almaktadır. Türkiye zaten yüzyıllardır bölücü terörle mücadele etmektedir. İdlib, Türkiye’ye çok yakın ve buradan terör sızmaları gelmesi kabul edilecek gibi değildir.

İdlib’te mevcut olarak şu anda Tahrir al-Şam bulunmaktadır. Ve uluslararası toplumun çoğu Tahrir al-Şam’ı terör örgütü olarak görmektedir. Suriye’deki ABD Büyükelçiliği 2017’de HTŞ’nin terör örgütü olarak belirlediğini açıkladı. ABD’nin Suriye Büyükelçisi HTŞ’nin birleşme içindeki birleşeni olan herhangi bir grup El-Kaide’nin Suriye ağının bir parçası hâline geldi. HTŞ’nin özü, belirlenmiş bir terör örgütü olan El-Nusra’dır. Bu isimlendirme, hangi ismin kullanıldığına veya hangi grupların birleştirildiğine bakılmaksızın uygulanır. Kanada Tahrir al-Şam’ı 2018’de terör örgütü olarak belirledi. Bunun devamında ise 2018’de Türkiye’de, Tahrir al-Şam’ı terör örgütü olarak belirlediğini açıkladı. İdlib’in üzerinde bölgesel ve uluslararası aktörlerin siyasi, jeopolitik, askeri ve hatta teopolitik amaçları bulunmakla beraber, nihayetinde tezahür etmektedir.

Sonuç olarak, ABD’nin 20’nci yüzyılda Orta Asya’da Sovyetler Birliği yıkılsın diye oluşturduğu radikal terör grupları günümüzde, yani 21’inci yüzyılda ‘’Büyük İsrail’’ yani Arz-Mev’ud kurulması için hizmet etmektedir. ABD’nin öncelik ettiği ve zımni olsa bile, bizler biliyoruz ki, NATO’nun sessizliği dikkate alındığında Orta Doğu’da var olan devletlerin ‘un gibi ufalanarak’ parçalanması ve dağılmasıyla kaotik ortamdan yararlanmak ve zeminin oluşturulması istenmektedir. Burada Suriye iç savaşıyla jeopolitik projenin Doğu Akdeniz’e terör koridorunun uzatılması ve buradaki zengin hidrokarbon (petrol ve doğalgaz) ele geçirilmek istenmesi, İsrail’in Doğu Akdeniz’e hâkim olmasıdır. İdlib’in kaotik bir ortamda sürekli terörizm ile beslenmesi kimlere yaramaktadır? Muhakkak ki, İsrail’e yaramakta ve ağababası ABD’ye yaramaktadır. Ne var ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘’Kadim Devlet Aklı’’ güneyindeki terörizm koridorunu yapay devletçiği kurdurmaz! Planın üstünde plan var. Orta Doğu’da ABD ve müttefikleri, tüm vekâlet güçler bilmelidir ki, Türkiye’nin stratejik kurumları bu oyunu bozar!

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.