Hava Durumu

Uluslararası örgütler, Türk Devletleri Teşkilatı, güvenlik ve savunma

Yazının Giriş Tarihi: 14.06.2024 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.06.2024 10:16

Uluslararası örgütlerin tarihsel bir perspektiften bakıldığında 19. yüzyıl itibariyle tezahür bulduğudur. Özellikle, Kıta Avrupa’sında yaşanan Otuz Yıl Savaşları ve Yüzyıl Savaşları neticesinde yüzbinlerce insan hayatını kaybetmiştir. Bu yaşananların neticesinde de Avrupa’nın huzuru, barışı ve istikrarı yakalaması açısından da ünlü Wesphalia Antlaşması ortaya çıkmaktadır. Pekâlâ, sonra mı neler olmaktadır. Ulus-Devlet, dediğimiz ülkelerin ‘uluslararası sistem’ içerisinde birçok örgütlenmeye gittiğini görmekteyiz. Bundan dolayıdır ki, Birinci Dünya Savaşı sonrasında paktların kurulduğunu, ancak İkinci Dünya Savaşı sonrasında ise tamamen uluslararası örgütlerin gelişimini ve ortaya çıktığıdır.

Dünyamız maalesef bir gerçekle karşı karşıyadır. Dünyanın barışını sağlaması gereken uluslararası kurumların asli unsurları olan görevlerini yerine getirmemesi hazin olduğu kadar, manidardır. Çünkü İsrail tarafından dünyanın gözleri önünde yaşanan Filistin soykırımında sesini çıkaramayan Birleşmiş Milletler (BM) gibi bir uluslararası örgütün varlığını sürdürmesi kimlere yaramaktadır! Avrupa Birliği (AB) gibi bölgesel bir örgütün uluslararası olduğunu bilmekle beraber, neden dünya barışında yetersiz kaldığı ve yönetimsel sıkıntılarıyla boğuştuğu ortadadır. Nihayetinde bu kadar uluslararası örgütün İsrail’i durduramaması acı bir fiyaskodur. Bundan dolayıdır ki, Türk Devletleri Teşkilatı var olan kuruluş felsefesinden daha ileriye gitmesi gerekliliktir.

Dünyamızdaki kaotik ortamın artış gösterdiği ve meydan okumaların, tehditlerin büyüdüğü yadsınamaz gerçekliktir. Türk Devletleri Teşkilatı, üye ve gözlemci devletler göz önüne alındığında kesinlikle muhtevasında güvenlik ve savunma konseptini oluşturması, buradan yola çıkarak da askeri, stratejik, caydırıcı ve profesyonel birliklerle ordusunu kurması elzemdir. Keza, bunu kurmak NATO’ya bir alternatif veya rakip olmayacaktır, aksine Türk Devletleri Teşkilatı’nda NATO’ya en çok desteğin Türkiye’den olduğu düşünüldüğünde zaten bir endişe yaratmaması gerekir. Tabii bunun Brüksel’de nasıl karşılanacak olacağı da muamma olur. NATO, ‘Türk Dünyası’ tarafından kurulacak olan bu güvenlik ve savunma konseptini var olan uluslararası politikasında Asya özelinde çıkarlarına aykırı ve tehdit görebilir.

Ne olursa olsun, Kafkasya’dan Balkanlara, Balkanlardan Orta Doğu’ya hatta Kuzey Afrika’ya kadar uzanan jeopolitikte Türk Devletleri Teşkilatı’nın güvenlik ve savunma konseptine sahip olması Türkiye Cumhuriyeti başta olmak üzere, Asya’daki soydaş devletlerin terörizm ve radikal unsurlarından da korunmasını sağlar. Sadece terörizm bakışından hariç, aynı zamanda Türk Devletleri Teşkilatı üyelerine dışarıdan oluşan herhangi bir örtülü operasyondan dolayı müdahale etme gücünü de elinde tutmak açısından önemlidir. Orta Doğu’da yaşanmakta olan kaosun Asya’ya taşınmak istendiğini görmemek körlük olur. İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanın helikopter kazasında vefatları dikkate alındığında Türk Devletleri Teşkilatı’ndan kimlerin de rahatsız olduğu apaçıktır. AB yetkililerinin rahatsızlıklarını bazı demeçlerden okumak gerekir, neyi ima ettiklerini de!

Sonuç olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ‘Türk Dünyası’ içerisindeki stratejik önemini ve konumunu uluslararası aktörler ve sistem bilmektedir. Türkiye’nin kardeş ve soydaş ülkelerle ilişkileri yüzyıllara dayanmakla birlikte, bunun Türk Devletleri Teşkilatı’nda öne çıkması kadar doğal bir şey olamaz da. Ancak, Türkiye’ye rahatsızlığı olan uluslararası aktörlerin ve bölgesel güçlerin Türk Devletleri Teşkilatı’nda Türkiye’nin güvenlik ve savunma konseptinde öncü olmasını, var olan kardeş ülkeler tanımındaki üyelere farklı saiklerle baskı altına alacağı aşikardır. Ne var ki, Türkiye’nin etrafındaki sıcak çatışma bölgeleri Orta Doğu ve Karadeniz olmak üzere, çevresel doktrin üzerinden bakıldığında Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki üye ülkelerin bağımsızlığı ve istikrarını tehdit edecek boyutlara geldiği görülecektir. Ne dediğimi şöyle söylemek yerinde olacaktır: Karadeniz etrafındaki kıyıdaş ülkeler ve çeperindekiler. Orta Doğu’da yaşananların Türkiye ve Orta Asya ülkelerine başta terörizm olmak üzere, göç ve mülteci olarak da tehdit algılaması. Nihayetinde bir gerçekle karşı karşıyayız, Türk Devletleri Teşkilatı en yakın zamanda güvenlik ve savunma konseptini oluşturmak zorundadır.

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.