Salgın gölgesinde bayram

H. Gül KOLAYLI 01 Ağustos 2020 Cumartesi, 06:00

Ramazan Bayramı'nı evde kalarak geçirmiştik.  Kurban Bayramı'nı eskisi gibi kutluyoruz...

Eskisi gibi, sözcüğünü bilinçli kullandım, zira artık pandemi sonrasında dilimize giren "Yeni normalleşme" artık telaffuz edilmemeye başlandı.

Ya işe yaramadı, ya da işlevselleşti, milletin aklına sokmak için sık sık tekrarlamaya gerek kalmadı. Hala günlük vaklar 900'ün altına düşmedi. Yine de yeni vaka sayısının 900'lerde kalması  toplumun biraz daha bilinçli hareket ettiğini gösteriyor. Bitmemesi ise, bazı insanların hastalığın vehametini hala kabul etmediğini gösteriyor.

Hoş, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca olmasa, Kovid-19 salgını hepten gündemimizden çıkacak. Bir de İçişleri Bakanlığı'nın uyguladığı cezalar olmasa,  maske takmak ve sosyal mesafe tamamen insanların kendi insafına kalacak.

İnsanlar dini vecibelerini yerine getiriyor, kurbanlarını kesiyor.

ESKİ BAYRAMLAR

 Neyse ki, kurban kesim koşulları bundan 15, 20 yıl öncesi gibi değil.

Çocukluğumuzun Bursa evleri bahçeliydi. Her evde kurban kesimi  bıçak, kanca gibi aletler olurdu. Kesim öncesi anneler bahçeleri adam akıllı köpürte köpürte yıkar, kurbanın kesilecek ortamını tertemiz yapardı. Kurban kesildikten sonra bahçe yine aynı şekilde adam akıllı yıkanır, temizlenirdi. , etler bölünür, ayrılırdı. 

Tepsiye konurdu. Bayramlıklarını giymiş olan biz ocuklara her bir parçayı kime vereceğimiz söylenirdi.  Başta sokakta kurban kesmemiş komşular olmak üzere dağıtıma başlardık. Akrabalarımız için de ayrılırdı. Zaten ailelerimizle bayramlaşmış olurduk. Sonrasında da komşularımızın elini öpmeye giderdik. Bayram harçlığı, şeker, mendil verirlerdi. Çok düşündüm, bunlar için mi giderdik? Sevdiğimizden mi?  Yoksa öyle görmüştük, öyle olması gerektiğini düşündüğümüzden mi? Hepsiydi.

O yıllarda insanlar toplaşıp danaya filan girmezdi. Çocukken kurbanda dana keseni hiç hatırlamıyorum. İnsanlar bütçelerine göre, besili yay da sıska güçleri neye yeterse o kadarlık koyun alırlardı.

Sonrasında Bursa büyüdü, göç aldı. Bahçeli evler yerini apartman dairelerine bıraktı. 2000'li yıllara gelindiğinde Kurban Bayramlarında Gökdere kan kırmızı akmaya başladı. Çayırda, çimende, bulduğu her boşlukta, arsada kurbanlarını kesmeye başladılar.

Artık insanlar dana kesmeye başlamışlardı. Bir de kendilerini de kesiyorlardı. Her kurban bayramında gazeteler acemi kasap haberleriyle doluyordu.

Can derdine düşen danalar da kendilerini sokaklara, caddelere, otoyollara kaçıyordu. Hala da kaçıyor; gazetelerde Anadolu'da bazı belediyelerin kaçan kurbanı hırpalamadan yakalama timleri kurduklarını okuduk.

Bilim insanları, akademisyenler, her kurban bayramı öncesi hiç bıkmadan halkı ve yetkilileri uyarmayı sürdürdü. Bugün düşündüm de, aklın ve bilimin uyarısı bir işe yaramış. Yeterli mi? Elbette hiçbir zaman yeterli olmaz.

KURBAN KESİMLERİNDE ÖNEMLİ MESAFE ALINDI

Ama geriye dönüp de baktığımda Kurban kesimlerinde çok önemli bir mesafe alındığını da teslim etmek lazım.

 Artık kurbanlar gelişigüzel yerlerde kesilmiyor. Zira belediyeler vatandaşlara kurbanlarını kesecek hijyenik koşulların sağlandığı kurban kesim yerleri  temin ediyorlar. Her yıl kurban kesim yerleri biraz daha gelişiyor, daha modernleşiyor.

Belediyelerin bu alanda verdikleri hizmeti teslim etmek lazım.

Eski bayramlarla karşılaştırdığımızda ise, bugüne göre pek çok imkandan yoksunduk. Mesela  sabit hatlı telefon bile çok  az evde vardı. Bayramlaşmaya gittiğimiz akraba ya da aile dostlarının evde olup olmadığını bilmeden giderdik. Zahmete girerdik.

Zaten şehir küçüktü, uzak mesafeler için otobüs ya da dolmuşa binerdik. Ama yirmi dakikalık ya da yarım saatlik mesafeler bizler için yakındı.  Geniş gönüllere herkesi sığdırırdık, ırağı da yakın ederdik.

Şimdi ise cep telefonundan arayıp bayramlaşmaya bile üşenir oldu insanlar.  Whatsaap'tan toplu mesaj atıverdin mi, iş bitiyor. Ya da sosyal medya hesabından toplu bir kutlama!  Sadece bu üşengeçlik Kovid-19 koşullarında bir işe yarayacak.

Vatandaşların bir kısmı da bayramları tatil olarak değerlendiriyor. Dünden yola çıkıldı bile. Şehirde kalanlar ise  bu bayram, geçmiştekiler kadar yoğun olmasa da geleneksel bayramlaşmalarını yapacaklar. Ziyaret yelpazesi geniş tutulmasa da aile büyükleri ziyaret edilecek...

Kovid-19 salgınının hala devam ettiğini unutmadan, birbirimizi hasta etmeden, uyarıları dikkate alarak güzel bir bayram geçirmenizi diliyorum.