Sam Amca'nın etekleri!

İbrahim ÖGE 29 Ocak 2021 Cuma, 06:00

2. Dünya Savaşı'ndan sonra oluşan iki kutuplu dünya düzeninde ABD safında yer tutan bizim gibi ülkelerde dış politikadan eğitime, ordudan tarım politikalarına, sanayi ve üretim anlayışından ekonomi programına her şey ama her şey sözüm ona müttefik veya stratejik ortak Sam Amca'ya göre yapılandırıldı.

Sadece bu mu?

Siyaset anlayışımız gibi parti düzenimiz de ABD'ye göre kıyafet giydi. Hatta "serbest siyasi partiler" modelini uygulayan ABD'deki Demokratlar ve Cumhuriyetçilere göre mevzi alan siyaset kurumu görünürde bize, gerçekte ise "Küresel Efendi'ye hizmetkâr oldu. Üstelik bu düzen ve siyaset ahlâkı, "NATO gibi ulus üstü kuruluşların şemsiyesi altında" sorunsuz bir şekilde bugünlere kadar geldi.

"Kahrolsun düzen, yaşasın devlet" deyip, ayak direyen hükümetler, siyasetçiler ve aydınlar, darbelerle, suikastlarla, ekonomik krizlerle, terör kokteylleriyle hizaya çekildi, susturuldu, işlevsiz hale getirildi. Nihayetinde düzen devşirmeler gibi önlerinde "Türk-Türkiye" ismini taşıyan sivil toplum kuruluşları ve de "işbirlikçi medya" ile yeniden Sam Amca'nın raylarına alındı.

***

"Kalpazan misali" karşılıksız dolar basarak, dünyanın kanını emen "sermaye devleti" ABD'deki iki kutuplu parti düzeni de sizi yanıltmasın. Hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar, bugüne kadar ABD'nin "tek dünya devleti" hedefi doğrultusunda politika üretti!

Ne acı ki bugün Türkiye'de, Demokratların "yani eşeklerin" adayı Joe Biden seçimi kazandı diye zil takıp oynayanlar gibi, Cumhuriyetçilerin "yani fillerin" adayı Donald Trump kaybetti diye karalar bağlayanlar oldu!.. Bu manzara "cehalet kaynaklı bir hüzün veya sevinç" olamaz. Peki neden?

Bu ezikliğin/çirkinliğin "siyaset gibi sivil toplum kuruluşlarının genlerine işleyen Sam Amca'nın eteğindeki yaşam alışkanlığından" başka bir izahı yok.

***

O yüzden ABD'deki her iktidar değişiminde Sam Amca'nın izleyeceği yol ve Türkiye'de neler olabileceğine dair tahmin üretmek de zor değil.

Son 40 yılda "Demokratların iktidarı döneminde", yani Jimmy Carter ve Bill Clinton gibi Biden'ın yardımcılığını yaptığı Barack Obama'nın başkanlık yıllarını hatırlayın...

Ne olmuştu, neler yaşanmıştı Türkiye'de?

Beyaz Müslüman ve Beyaz Türkler nasıl parlatılmıştı. Türkiye'de kim kimin adına darbe yapmış, ülkenin yörüngesi nasıl değiştirilmişti. Bu ülkenin kaynakları nasıl neoliberal ekonomi çarkında öğütülmüştü. Kimler ılımlı İslam tezini savunmuştu. Demokrasi ve özgürlük adı altında "Yeni Türkiye" kıyafeti nasıl ve hangi amaçla üzerimize bir kefen misali atılmıştı. Cemaat ve tarikatların önü neden ve nasıl açılmıştı. Türk devletinin temel felsefesi nasıl ayaklar altına alınmıştı. Uğur Mumcu gibi aydınlar, Necip Hablemitoğlu gibi vatansever insanlar ne uğruna katledilmişti? Türk milliyetçiliği neden hedef haline getirilmişti.

Ülkü Ocakları olmayınca Alperen Ocaklarındaki saf Anadolu çocukları hangi amaçla türlü türlü cinayetlerde kullanılmıştı. Tüm bunların neticesinde kumpas operasyonlarıyla devletin sigortası olan kurumlar nasıl birer birer etkisizleştirilmiş, federasyonculuk nasıl hortlatılmıştı?

Finalde ise liberallerin, etnikçilerin ve siyasal dincilerin iş birliği ile bize elma şekeri gibi sunulan Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi'nin doğal bir sonucu olan 15 Temmuz kalkışmasını kimler, niçin planlamıştı?

***

Evet, anlaşılan o ki Türkiye, yine çaktırmadan "ABD'li eşeklerin" istediği şekle evrilmeye çoktan başladı bile!

Daha şimdiden Türk milliyetçilerinin şiddetle anılmaya başlaması, düşündürücü değil mi?

Gerçi "Bu hareketin delisi çoktur gibi" sıradan basit veya maksatlı yorumlar ya da kabadayılık edalarıyla yapılan açıklamalar, dün Türk milliyetçilerini Gezi'ye davet edenleri de hatırlatmıyor değil!

Ancak net olanı şu:

Şiddetle Türk milliyetçileri arasında bağlantı kurmaya kalkışmak ayıplı ve ahlâksız bir tavırdan başka bir şey değildir!..

Hele ABD'li diplomatların kollarına girerek dün başka siyasi partilerin kuruluş süreçlerine öncülük eden bir şahsın "azgın milliyetçilik" gibi alçak ve de mezardaki büyüklerin kemiklerini sızlatacak türden yaptığı açıklama, örtülü yeni bir ihanet planının itirafından başka bir şey değil.

Kaldı ki "bu algı ahlâksızlığını" parlatma konusunda dünün kumpaslarına çanak tutukları gibi, Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkıma götüren her türden projeye alkış tutan "kadrolu yazarçizer takımının" öne çıkmasını da iyi okumak gerek!

***

Elbette ki birilerinin canı çıkar da huyu çıkmaz.

Elbette ki Neyzen Tevfik'in söylediği gibi, "Geldikleri gibi gitmediler; kimi itini bıraktı, kimi bitini. Kimi de piçini bıraktı..."

Elbette ki "itin bitin yıkım planlarından çok, devleti yönetenlerin takınacağı tavır" önemli.

Dolayısıyla; ya tarih tekerrür edecek biz yine "Habur ve Kozmik Oda" gibi acı filmlerin ikinci sezonunu izleyeceğiz ya da onurlu bir duruşla Sam Amca'nın eteklerini terk edeceğiz.

Ya eşeklerin finanse ettiği "besleme katır" korosunun "Türk bayrağı, İstiklal Marşı ve Devletin ismi değişmeli" şeklindeki anırtılarını dinleyeceğiz ya da sımsıkı kuruluş felsefemize sarılıp, "Ya İstiklal Ya Ölüm" diye haykıracağız.

Ya kişisel ikbal ve koltuk uğruna her türden tavizi vereceğiz ya da bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti için bedenlerimizi feda edeceğiz!..