Çok konuşmanın zarar verebileceği, sessizliğin de şüphe yaratacağı bir dönemi yaşıyoruz. Gördük ki, kırk yılı aşkındır kanayan bir yara geçici pansumanlarla tedavi olamıyor. Yapılması gereken daha büyük bir cerrahi operasyon. Bu da, 22 Ekim 2024 tarihinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin meclis grup toplantısında yaptığı açıklama ile başlamış oldu. Geçmişte yaşanan fakat başarıya ulaşamayan "Çözüm Süreci" adı yerine tercih edilen ana başlık "Terörsüz Türkiye" olurken, yine geçmişe göre çok daha büyük adımların atıldığını görüyoruz.
Elbette ki, süreci destekleyenler yanında karşı çıkanlar da olacaktır. Bunu da demokrasinin büyük bir güzelliği olarak değerlendirmek gerekiyor. Bahçeli'nin attığı ilk adımın sonrasında oluşturulan komisyonun yaptığı İmralı ziyareti ve ardından yaşanan tüm gelişmeleri de dikkatle takip ediyoruz. Titizlikle yürütülen bu süreçte son açıklamalardan bir tanesi de, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtuluş'tan geldi.
"Terörsüz Türkiye sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde oluşturduğumuz milli dayanışma kardeşlik ve demokrasi komisyonunun görev alanında değildir, bu bir devlet projesidir" sözleri ile konunun önemini kamuoyuna duyurdu.
Belli ki bu faaliyet başlamadan önce yapılan uzun bir altyapı çalışması var. Öncelikle sürece kimler dahil olacak bunlar belirlendi ve yapılan ön görüşmeler sonrasında düğmeye basıldı. Halkın temsilcisi olan sivil toplum kuruluşlarının bugünlerde vereceği katkılar da büyük değer taşıyor. Türkiye'nin dört bir yanında olduğu gibi Bursa'daki STK'lar da olumlu ya da olumsuz olarak görüşlerini bildiriyorlar.
Geçtiğimiz gün Radyo Bu 95.4 frekansında gerçekleştirdiğim "Yerel Gündem" isimli programıma konuk olan, Bursa Ağrı İli ve İlçeleri Dernek Başkanı Erhan Öztürk de bugünlerin gündem konusu ile ilgili önemli açıklamalar yaptı. 10 yıldır derneğin başkanlığını yapan, 1971 Ağrı Eleşkirt doğumlu olan Öztürk, 1989 yılından beri Bursa'da ikamet ediyor. Iki çocuk babası olan Erhan Öztürk'ün kızı avukat oğlu da ticaret ile uğraşmakta. Bursa'da Ağrı ilini temsil eden derneğin yönetim kurulunda görev alan, beraber yol yürüdüğü 25 yol arkadaşı ile Ağrı ve Bursa arasında köprü görevi yapıyor.
Kendisinin söylemine göre, Bursa'da 100 bin civarı Ağrılı ikamet etmekte. Bu sayı da, başkanlığını yapmakta olduğu derneği Bursa'da bir adım öne çıkartıyor. Radyo Bu 95.4 mikrofonundan süreçle ilgili düşüncelerini açıklayan Öztürk'ün, bu adımı atan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ve DEM Parti heyetine defalarca teşekkür etmesi dikkat çekiciydi.
Erhan Öztürk sürece verdiği desteği dile getirirken, "Sivil toplum örgütlerinin sürece katkısı önemli. Ülkemiz 40-50 yıldır bu sıkıntının içinde bocalıyor, birkaç deneme oldu. Şu an ana unsurlar sağlam adımlar atıyor, iradeli şekilde hareket ediyor. Herkesin üzerine düşeni yapmasını bekliyoruz. Türk ve Kürt kardeştir. Geçmişte yapılan hatalar artık telafi ediliyor. Dün olanlar dünde kaldı.
Ortadoğu'da en güçlü ülke Türkiye Cumhuriyeti'dir. Türkiye'nin çevresindeki ülkelerde sıkıntı var, bunu yapan da dış güçler, Müslüman coğrafyasında kan ve gözyaşı durmuyor. Dışarıda bir tehlike oluştu ve bu görüldü bunlara fırsat vermemek için iç cephe güçlü olmalı, içeride sağlam olursak dışarıdan hiçbir şey yapılamaz" sözleri ile hem kendi hem de temsil ettiği dernek adına "Terörsüz Türkiye" sürecine verdiği desteği dile getirdi.

İÇ CEPHE VURGUSU
Öztürk'ün konuyla ilgili anlatımında iç cephe vurgusu özellikle önem taşıyor. Saddam Hüseyin'in Irak'ta devrilmesi, Suriye'de Esad rejiminin yıkılması bize gösterdi ki iç cephedeki birlik ve beraberlik had safhada önemli. İkisinin de ortak özelliği diktatör olmaları, yönettikleri halkın taleplerine sırt çevirmeleri hatta daha da ötesi bu taleplere şiddet göstererek müdahale etmeleriydi.
Bu birlik ve beraberliği sağlamak için de ülke içinde demokrasinin sağlam temellere oturması gerekiyor. Aynı bayrak altında yaşayan tüm bireyler eşit haklara sahip olmalı ki, kenetlenme tam olsun kimse kendini dışlanmış hissetmesin.
Öztürk, bu konuyla alakalı olarak da, "Bu süreç hepimiz için çok önemli. Biz Suriyelilere ev sahipliği yapabildik çünkü gücümüz var ama biz de aynı şey olsa Irak mı, Suriye mi, İran mı bizi kabul edecek, hangisinin gücü var? Biz kardeşiz, çevremizde olanlardan ders çıkartmamız gerekli. Türkiye'nin iç cephesi güçlenirse bulunduğumuz bölgede daha rahat olacağız. Türkiye'deki Kürtler hiçbir zaman ayrılma niyetinde olmadı şer odakları sorun yaratmak için bunu ortaya atıyorlar, Allah onlara fırsat vermesin" sözleriyle meselenin önemini anlattı.
Amerika Birleşik Devletleri, Ortadoğu üzerinde kan içen bir canavar misali kendi planlarını uygulama peşinde. Demokrasisi zayıf olan ülkeler bu canavarın daha kolay parçaladığı coğrafyaları oluşturuyor. ABD bunun için de ya o ülkelerdeki farklı ırksal kimlikleri birbirine düşürüyor ya da mezhep ayrılıklarını kullanıyor. Bize düşen de demokrasimizi daha da geliştirerek tek vücut halinde dimdik ayakta durmak.
SAĞLICAKLA KALIN