Hava Durumu

Öyle bir Başkan ki!

Yazının Giriş Tarihi: 10.02.2024 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.02.2024 10:51

Yerel seçimler adım adım yaklaşıyor geriye sayın devam ediyor. Türkiye genelinde belediye başkanı seçilmesi için partilerin gösterdiği adaylar arasında kıyasıya bir rekabet var, hepsi birbirinden iddialı, birbirinden mütevazi…

Hangisine sorsak ben bu şehir için varım, en iyi hizmeti ben yaparım diyor. Bir belediye başkanından bahsetmek istiyorum partisinin adı önemli değil! Sonuçta seçimle gelmiş en çok oyu almış ve başkan olmuş…

Daha koltuğuna oturmadan odasının kapısına bir yazı asmış aynen şöyle diyormuş, "Ben halka hizmet için seçildim, gönderilen bütçeyi son kuruşuna kadar halkım için kullanmaya yemin ettim.  Lütfen şahsi menfaat, ihale kapmak, cebini doldurmak ve makam mevki için kimse bu kapıdan içeriye adım atmasın aynı partiden bile olsak, partimizin en üst düzey yöneticisi de olsanız herhangi bir çıkar sağlama amacıyla beni rahatsız etmeyin"

Yazıyı okuyanlar şaşırmış, çünkü bugüne kadar o şehre bu kadar açık sözlü dobra konuşan bir başkan seçilmemiş. Derken Bizim başkan koltuğuna oturmuş eline kağıdı kalemi almış yapması gerekenleri birer birer yazmaya başlamış.

Ama aklında da şu varmış, "Yazmak önemli değil bunları harfiyen uygulamam gerekiyor". Başkan seçildiği belediyenin bütün müdürlerini toplantıya çağırmış ve ilk cümlesi şu olmuş; "değerli müdürlerim kullandığınız tüm makam arabalarının anahtarlarını bana teslim edin hepsi yarından itibaren satılacak siz de diğer personeller gibi belediyeye servisle gidip geleceksiniz kiralık makam arabaları da iade edilecek. Makam şoförlerinizi de belediyenin başka birimlerinde görevlendireceğim. Bu şekilde  yakıt parasından, şoför maaşından, araç kirasından hem de tamir bakım masrafından kurtulmuş olacağız. İşine gelmeyen varsa yaptığı görevden istifasını verebilir"

Bunu duyan belediyenin müdürlerinin gözleri adeta yerinden fırlamış, artık makam arabası yok şoför de yok hiç memnun kalmamışlar ama yapacak bir şey de yok, kullandıkları makam arabalarının anahtarlarını başkana teslim etmişler.

Yeni başkanın en sevdiği şey de her gün birkaç saatini sokakta geçirmekmiş, "Ben her gün halkın arasında olmalıyım en kenar mahalleye kadar gitmeliyim ummadığı anda vatandaşın oturduğu gecekondunun zilini çalıp bir isteğiniz var mı diye sormalıyım" düşüncesindeymiş.

 Ve kendini atmış sokaklara bir evin zilini çalmış konuşmuş ikinci eve gitmiş 3 - 5 derken onlarca evin dolaşmış. Kapıyı açıp da karşılarında belediye başkanını görenlerin şaşkınlıktan ağzı açık kalıyormuş çünkü o bir belediye başkanı nasıl gelip de bizim kapımıza hal hatır sorar bir isteğiniz var mı der?

Bunu kendisine de söylemişler başkanın verdiği cevap şu olmuş, "Beni bu mevkiye makama getiren sizlersiniz, sizlerin oylarıyla ben başkan oldum şaşırmayın normal olanı bu" demiş.

Halkın sorunlarını dinlerken en büyük meselelerden birinin son zamanlardaki gıda fiyatlarındaki artış olduğunu onu seçenlerin bundan şikayet ettiğini fark etmiş. Ve bir araştırma yapmış seçildiği şehirde hangi tarım ürünleri yetişiyor halkın en çok hangilerine ihtiyacı var. Patates, soğan, domates patlıcan, biber, ıspanak ve taze fasulye gibi birçok ürünün kendi şehrinde yetiştiğini görmüş. Bakmış ki bunlar halka gelene kadar 2-3 elden geçiyor vatandaşın sofrasına gelene kadar fiyatı kat kat artıyor. Ben şehrimin hizmetçisiyim diyerek bu ürünleri tarladan alıp direkt halka satmak için memurlarını görevlendirmiş, artık onun şehrinde bunların hepsi belediye tarafından tarladan alınıp arada kabzımal, market, manav olmadan belediyenin kamyonetleriyle sokak sokak dolaşarak seyyar satıcı misali halka ulaşır olmuş.

İnsanlar şaşırmışlar belediyenin kamyonetleri mahalle sütçüsü gibi sokakları dolaşıyor.  Market, manav fiyatlarına göre tarla ürünlerini üçte bir fiyatına halka sunuyor, hem şaşkın hem mutluymuşlar. Tabii bizim başkan şehrinin sorunlarını kafaya takmaya devam ediyor gece uykuları kaçıyor, bir tarafta 5-6 milyona satılan havuzlu siteler, rezidanslar bir tarafta kaldırımı çocuk parkı olmayan gecekondu mahalleleri varmış, böyle olmaz demiş.

Buna da  el atmış. 5-6 milyona daire satan müteahhitleri toplantıya çağırmış ve demiş ki, "Arkadaşlar bu yüksek fiyatlardan üst gelir grubuna sattığınız her daire için 250 bin lira da belediyeye bağışta bulunacaksınız ben de sizi alnınızdan öpüp teşekkür plaketi vereceğim"

Müteahhitler birbirine bakmış,  başkan demişler bu nereden çıktı böyle? Bizim başkan cevap vermiş, "Sizin sattığınız o 5-6 milyonluk daireleri satın alan bir kitle var ama bunun yanında asgari ücretle çalışıp gecekonduda oturan çok daha büyük bir kitle var. Sizin bağışlayacağınız bu paralarla ben onların oturduğu mahallelere çocuk parkları ve mahalle bazında çocuklar için yüzme havuzları yapacağım o lüks sitelerde oturan ailelerin çocukları havuza girmeyi hak ediyor da kenar mahallelerde yaşayan çocuklar hak etmiyor mu?".

Lüks siteler yapan  müteahhitler, birbirlerine bakmışlar evet demişler biz de yokluktan geldik rahat yaşayan ailelerin çocuklarına karşıdan bakarak büyüdük, haklısın başkan diyerek bağışta bulunmaya başlamışlar.

Bunun örneklerini çoğaltabiliriz. Kenti yöneten kişinin kalıcı izler bırakması için, halka dokunmaktır. Öğrenciler adına güzel şeyler yapılabilir. Eğitim giderleri çok yüksek mesela. Bunun için dijital eğitim modelleri mevcut. Çağa uygun eğitimde bu konuda önemli işler yapılabilir.

Benim kentimin insanları her hizmeti hak ediyor. Bize de bu düşüncede olan bir başkana ihtiyacımız var.

Evet seçim tarihi yaklaşıyor, bir dönem Anavatan Partisi, Doğru Yol Partisi, Demokratik Sol Parti Bursa Büyükşehir Belediyesini yönetti.  Uzun süredir de AK Parti Bursa belediyelerinin hakimi. Bunların birçoğu siyaset sahnesinden silindi, kimi eski başkanlar da hakkın rahmetine kavuştu. Dediğimiz gibi önemli olan isimler değil yapılan büyük hizmetlerdir. Bursa’mızda her şeyin en iyisini hak ediyor.

Kalın sağlıcakla.

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.