İsrail, ABD gibi yayılmacı ülkeler özellikle Orta Doğu üzerinde kendi menfaatleri doğrultusunda politikalarını uygulamak için Osmanlı Devleti'nin dağılma döneminden bugüne bir an bile boş durmayarak faaliyetlerine devam ediyor. Ortadoğu coğrafyasının yumuşak karnı farklı din, mezhep ve ırklardan oluşuyor olması.
Bunu kullanan emperyalist ülkeler ağırlığı Müslüman olan bölgede, adeta vampir misali kan içerek istediklerini elde etme çabasındalar. En güncel örneklerden bir tanesi Suriye.
Esad rejiminin devrilip yeni yönetimi ile toparlanmaya çalışan Suriye'de, İsrail iyiye gidişi durdurup kaos yaratmak için elinden geleni ardına koymuyor.
Suriye'nin güneyinde yaşayan Dürzi nüfus, terörist İsrail tarafından Suriye devletine karşı kışkırtılıyor, silahlandırılıyor.
Verilen desteklerle özerklik ilan etmeleri için cesaretlendiriliyor. Ortadoğu'nun çıban başı İsrail Dürzileri koruma yalanı ile Şam yönetimine ait askeri alanları stratejik bölgeleri hava saldırılarıyla vuruyor.
Tabii ki Dürzileri çok sevdikleri için değil. Asıl maksat Suriye'yi bölerek güçlenmesini önlemek, dürzilere özerklik ilan ettirerek sonsuza dek onları kendi uydu yönetimleri gibi kullanmak. Aynı oyun, batılı devletler tarafından uzun yıllardır Türkiye üzerinde de oynanmaya çalışılmakta.
Ülkemizde kardeşçe yaşayan farklı etnik kimlikleri birbirine düşürerek, iç savaş çıkarıp bölmek parçalamak ve sonrasında da yutmak onlar için önemli bir hedef.
PKK'nın ilk günden itibaren bu amacın peşinde koşan devletlerden, nasıl maddi manevi ve silah teçhizat yardımı aldığı herkes tarafından bilinmekte. 40 yılı aşkın süreceğiz binlerce cana ve milyarlarca dolara mal olan PKK terörü son nefesini verme aşamasında.
MHP lideri Devlet Bahçeli'nin, 22 Ekim 2024'te PKK'ya silah bırakma çağrısının ardından başlayan ‘Terörsüz Türkiye’ süreci hızlı adımlarla ilerliyor. Sürecin şu anki durumuna geçmeden önce yine bir örnek verelim. İran'a saldıran ABD ve İsrail'in saldırının başlangıcında en büyük umutları İran halkını yönetime karşı ayaklandırarak içten darbe yapmak orada dökülen kanların üzerine kendi bayraklarını dikmekti.
İran halkı bu oyuna gelmedi, iç cepheyi sağlam tutarak saldırgan ABD ve İsrail'e dersini verdi. Oynadıkları oyunun kuralları belli. Topla, tüfekle, bombayla yıkamayacakları Orta Doğu'nun güçlü ülkelerini içten çökerterek, kendilerine hizmetkar haline getirebilmek.
Bu durumun farkında olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'de "Terörsüz Türkiye" adı altında Türk- Kürt kardeşliğini pekiştirmek için harekete geçti.
İlk şart PKK ve uzantılarının kesin ve kesin olarak silah bırakması. Ve bu işlemin Türkiye Cumhuriyeti'nin kontrolü altında sözde değil özde yapılıyor olması.
Süreçle ilgili yanlış olan bir algıyı da düzeltmek gerekiyor.
Bu adımların sonucunda, devletin üniter yapısı, ülkenin bütünlüğü, yönetim şekli hiçbir şekilde müzakere konusu olmayacak. "Çerçeve Yasa" olarak adlandırılan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" geçtiğimiz günlerde 467 milletvekilinin desteği ile Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden geçti.
İlk şart yukarıda da belirttiğim gibi terör örgütünün silah bıraktığının ve faaliyetlerinin sona erdiğinin Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından teyit edilmesi olacak. Ardından kanun kapsamı dahilinde bulunan suçlardan yargılanan ya da hüküm giymiş örgüt mensuplarının soruşturma dava ve cezalarının suçun ağırlığına göre 5 ile 10 yıl süreyle ertelenmesi geliyor.
Örgüt faaliyeti çerçevesinde, kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005 öncesinde işlenmiş müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası erteleme kapsamı dışında tutuluyor. Bu düzenlemeden faydalanmak isteyen örgüt mensupları, MGK kararının Resmi Gazete'de yayınlandığı günden itibaren 6 ay içinde yazılı başvuru yapabilecekler.
Sürecin bugünlere gelmesinden önceki dönemleri de hatırlayalım. 80'li yıllarda, Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında yaşayan ve ülkesine bağlı Kürtler için "Onlar dağ Türk’ü. Karda yürürken çıkan kart, kurt sesinden dolayı onlara Kürt deniliyor" aşamasından bugünlere gelindi.
İnkardan vazgeçildi, gerçekçi şekilde kardeşlik temelleri atıldı. “Ortak noktamız, aynı vatan, aynı bayrak, aynı devlettir” tezinde birleşildi.
PKK'nın ortadan kaldırılıp Türk ve Kürt kardeşliğini pekiştirerek aramıza nifak toplumları ekmek isteyenleri engelleyen her adımın destekçisi olmak vatansever olarak hepimizin görevi.
SAĞLICAKLA KALIN