Hava Durumu

2025’te sessizce çatlayanlar; Bu yazı sizin için!

Yazının Giriş Tarihi: 17.12.2025 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.12.2025 00:05

Kavramı duyunca işe koyuldum ve duymayan kalmasın diye tuşlara saldırdım:

Sessiz Çatlama!
Yılın kelimesi seçilmemiş olsa da hepimizin ruh halini yansıtan bu tabir övgüyü hak ediyor.

Hatırlarsanız daha önce ‘sessiz istifa’ vardı; çalışanların işlerine olan bağlılıklarının azalması ve sadece minimum düzeyde görevlerini yerine getirmeleri durumunu ifade ediyordu.

Ama çatlama hâli bundan farklı.

Sessiz istifa, çalışanın ‘işim neyse onu yaparım, fazlasını değil’ diyerek sınırlar çizmesiyken; sessiz çatlama ise daha çok bir tükenmişlik sonucu, çalışanın farkında olmadan motivasyonunu ve kurumla bağını yitirmesi manasını taşıyor.

Uzmanların tespitlerine göre; toplantılarda artık fikir sunmuyorsanız, ekip sohbetlerine katılmıyorsanız, sadece size verilen görevleri yapıp inisiyatif almıyorsanız ve genel olarak enerjiniz düşük, kayıtsız görünüyorsanız çatlama sinyalleri veriyorsunuz.

Bunu fark etmek ise yöneticinin görevi; tabii o da tükenmediyse.

Gelişmiş ülkelerden, kurumsal firmalardan, akademik mecralardan transfer kavramların örnek vakaları Türkiye’de olsa da kimse önemsemiyor.

Çünkü bazılarına göre psikolojik sorun olarak görünen şeyler bizim normalimiz.

Bugün hangi yönetici çalışanının ruhsal sorunlarıyla ilgilenmek ister ki?

Meşhur motivasyon cümlesini tekrarlayalım:

Beğenmeyen gider, kapı orada ve sırada binlerce iş isteyen kişi var.

***

Ben bu kavramı iş dünyasından bağımsız olarak yeniden şekillendirmek istiyorum.

2025’te hatta pandemiden bu yana yaşadığımız her şey bizi sessizce çatlattı!

Yeri geldiğinde geçmek bilmeyen ama bütüne bakınca hızla tükenen bir yılı daha geride bırakıyoruz.

Aklınızda neler kaldı?

Sosyal medya hesaplarından bize ulaşabilirsiniz; kim mutlu, kim tükendi birlikte bakalım…

*****************************************************************

UYGULAMA FİKRİ ÇİLEDEN ÇIKARDI!

Geçen hafta üzerinde durduğum ‘zorbalık’ için yeni uygulamadan bahsedilmeye başlandı.

Elbette ilgili ve yetkili tüm kurumlar konuya kafa yoruyor; çözüm arıyor.

-En azından öyle olduğunu umut ediyoruz!-

Mücadele için şimdilik tek fikir ‘KADES’ -Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanmış ve acil durumlarda ilk aklınıza gelecek müdahale uygulamasıdır. Son yıllarda giderek artan kadına şiddet olaylarının önüne geçebilmek ve kadınlara yardım edebilmek amacıyla geliştirilmiş- benzeri bir mobil uygulamanın geliştirilmesi.

Çocuklar tarafından telefonlara, tabletlere indirilebilecek.

Tek tuşla yakına veya yetkililere acil destek talebi gönderilebilecek.

Tabii aklımızdaki soru şu:

KADES uygulaması kaç kadının ölümden dönmesini sağladı, kaçını kurtarabildi?

Ve de kadınlar şiddet anında butona basıp, konumunu bildirebilecek kadar şanslı mı?

Aynı şey çocuklar için de geçerli…

***

Daha bu hafta başında bir öğretmenin öğrencisini darp ettiği görüntüler sosyal medyayı sarsmışken; uygulama fikri de velileri öfkelendirdi.

Bazı paylaşımları sıralayacağım:

“Çocuklar gereksiz bir şekilde tuşa basar ve bir hafta sürmeden uygulama iptal edilir.

Hangi çocuk okulda telefon veya tableti serbestçe kullanabiliyor?

Bunun yerine acaba ailelere zorunlu eğitim mi versek?”

Tepkiler bunlarla sınırlı değil.

Ülkenin ahlaki sistemini bozan dizilere de eleştiri yağıyor:

“TV’lerde saçma sapan mafya dizilerini kaldırsanız daha iyi olacak…

Reyting sağlamak adına aile içi şiddeti uzun uzun topluma izleten, istismar durumlarını gözümüze sokan tüm senaristler, bu rolleri kabul eden oyuncular; hepsi de suçlular!”

Görüldüğü üzere kimse tepkisini ortaya koymaktan çekinmiyor ve herkes ‘ahlaksızlık’ denildiğinde bir başkasını hedef göstererek, suçluyor.

Madem hepimiz masumuz kimdir bizi bu hâle getiren?

***

Toplum içi güvensizlik ve kaygı da gittikçe artıyor.

Nüfusun yaşlandığı ve gençlerin çocuk sahibi olmaktan kaçındığı tespitleri bazı siyasilerin dilinde.

Ancak bunun sebebini yalnızca ekonomiye bağlamak sığ bir görüş.

Çünkü anne-baba adayları ‘dünyaya getireceğim çocuğu bekleyen tehlikeleri görünce vazgeçiyoruz’ diyor.

Üstelik bu kararı alanların çoğu sosyo-ekonomik durumu ortalamanın üstünde olanlar!
Artık toplum bilimcilerin yetkililerin yüzüne kapsamlı bir analiz çarpma vakti geldi…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.