Başlığım kısa ve sade ama çok şey anlatıyor.
Açıklık getireyim:
Hafta sonunu 17 Ağustos Marmara Depremi’nin anma törenlerinde ve konuyla ilgili düzenlenen basın toplantılarında geçirdik.
Fotoğraflar, videolar olmasa her şey silinip, gidecek, sadece canı birinci derece yananların hafızasında kalacak.
Elbette acılarla, endişelerle yaşanmaz ama…
Kurulması gereken tüm cümleleri tükettik ve sözü bulunduğu makam nedeniyle sorumluluğun çoğunu üstlenmesi gereken Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e bıraktık!
Başkan Bozbey, cumartesi günü Merinos AKKM Hüdavendigar Salonu’nda ‘17 Ağustos 1999-Çeyrek asır geçse de acımız aynı’ sloganıyla Bursa’nın dirençli kent olma yolculuğunu ayrıntılı olarak paylaştı.
Her ne kadar geç kalındığını düşünsem de bazen arka planda çalışıldığını duymak insanı biraz olsun rahatlatıyor…

Her afet döneminde, gerekli bölgelere seferberlik hâlinde koli koli malzeme gönderiyoruz.
Bu bizi biz yapan en kıymetli toplumsal özelliğimiz şüphesiz.
Önemli bir bilgiyle başladı konuşmasına Başkan ve farkındalık sağlayacağına inandığım şu ifadeleri kullandı:
“Bir deprem ülkesi olarak pek çok deprem yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Acılardan biri de 6 Şubat’ta Kahramanmaraş ve 11 ilde birden yaşandı. Defne’ye gittim ben de ve orada bir şey öğrendim.
Deprem olunca evimizde bulunanları araçlarla yardım bölgesine yolluyoruz ama bölgedeki insanlara ‘ihtiyacınız nedir?’ diye sormuyoruz.
İlk gün tuvalet sorunu yaşanıyor, ikinci gün su, üçüncü gün ise gıdaya ihtiyaç başlıyor.
Biz ne yaptık? Çoğunlukla kıyafet gönderdik.”
Belki haberlerde çıkan görüntüleri hatırlarsınız.
Deprem bölgesinde şehir girişlerine yığılan kıyafetleri.
Organize edilmediği için de bir kısmı sanıyorum ziyan oldu.
Hatta bazılarının şuursuzca mayo, deniz şortu, abiye elbise gönderdiğine bile şahit olmuştuk. Üzüntü ve şok durumundan mı kaynaklanıyordu bilinmez, o dönemde sosyal medyadan da epeyce tepki gösterilmişti.
Sonra alınan önlemle kullanılmamış giysiler ve yerel yönetimlerin yayınladığı ihtiyaç listesine göre yardımlar toplandı Bursa’da da.
Depremin öncesi ve sonrası için gerçekten güçlü, kapsamlı eylem planları en büyük beklentimiz.
Aynı manzaraları görmemek, aynı zorlukları çekmemek için bu şart!
Diyebilirsiniz ki; “Devlet, belediyeler depremde kentlerin yıkılmaması için mücadele versin”.
Zor, bunu iyi biliyoruz bence.
Mümkün olan en hafif hasarla atlatmak hedefleniyor.
Afet sonrası çıkacak kaosun önlenebilmesi için beyin fırtınası yapılıyor.
Başkan’ın verdiği bilgiye göre de 2025’te yani seneye ‘Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ çalışmaları sonlandırılacak ve paylaşılacak.
Bununla sınırlı değil elbette yapılacaklar.
Daha önce Nilüfer’de uygulamaya koydukları Mahalle Afet Konteyneri, Mahalle Afet Gönüllüleri ve deprem öncü işaret izleme istasyonlarını tüm Bursa’ya yaymayı hedeflediklerini belirten Başkan Bozbey, güvenli ve sağlıklı yapı üretiminin arttırılması konusunda mücadeleye kararlılıkla devam edeceklerini söyledi.
Başkan Bozbey, “17 ilçe belediyemizi de projenin içine katarak afet konteynerlerini Bursa’mızın tamamına yayacağız. Bu çalışmaları deprem sonrası gereken insani ihtiyaçlara dair; portatif tuvalet, lavabo ve duş gibi gereksinimlerle destekleyeceğiz. Bunun sonucu olarak da deprem öncesi ve sonrası oluşacak karışıklık ortadan kaldırılmış olacak. Ayrıca yine Nilüfer’de başladığımız ve tüm Türkiye’ye yayılmasına ön ayak olduğumuz deprem öncü işaretleri izleme ve tahmin istasyonları projesinden Bursa genelinde de faydalanacağız.
Marmara Belediyeler Birliği ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı olarak geçmiş yıllardaki kent yöneticiliği deneyimlerimizden ve depreme dönük geliştirdiğimiz projelerden yola çıkarak, önümüzdeki süreçte depremin en önemli gündemimiz olacağına dair sizlere söz veriyorum” dedi.

Diğer bir konu ise afet toplanma alanları.
Genellikle toplanma alanlarının sayısı üzerinden bir tartışma yaşanıyor ancak daha önce de belirttiğimiz gibi bu şehirde kaldırıma dikilen ‘afet toplanma alanı’ tabelaları var.
Acaba kaç kişi için bu noktalar?
Ayrıca hiçbir donatı alanı bulunmuyor.
Vatandaş olarak sağlam zeminlerde, dayanıklı binalarda yaşamak için talepkâr olmamız gereken bizken; öylece bekliyoruz.
Göstermelik yapılan işler canımızı çok sıkıyor ama Başkan’ın sözüne güvenmek, Bursa’da ciddi adımların atıldığını görmek istiyoruz.
Tabii Başkan’ın açıklamalarında dikkatimi çeken başka bir şey daha vardı:
Bilimsel araştırmalara göre insanların felaketleri unutma süresi 29 günmüş!
Unutmadık, unutturmayacağız derken en uzun yas süremiz 29 günmüş meğer.
O hâlde içinde bulunduğumuz duruma şaşırmamak gerek!