‘Sağlık sistemindeki aksaklıklar herkesin dilinde.
Dönem dönem doktorların, sağlık çalışanlarının ve tabii ki hastaların şikayetlerini gündeme taşıyoruz.
Başta muayene süresinin 5 dakikaya inmiş olması büyük bir çile!
Ancak artan nüfusun ötesinde; kışkırtılmış sağlık talebi ile karşı karşıya olunduğu hep vurgulanıyor.
Ne yazık ki bunun önüne geçilebilecek adım ise atılmıyor!
Çeşitli ekonomik, sosyolojik ve psikolojik problemlerin kesişim noktası haline gelen hastanelerde neler oluyor?
Cumartesi günü Bursa Tabip Odası hem yeni yönetimle basını bir araya getirmek için hem de sorunlara değinip, sorulara yanıt vermek için bir kahvaltı programı organize etti.
***
Geçen yıllara göre katılımın arttığı toplantıda Başkan Uzman Dr. Ferda Firdin konuşmasına şu ifadelerle başladı:
“Bursa Tabip Odası olarak bizler, hekimliğin yalnızca muayene odalarında yapılan bir meslek olmadığına inanıyoruz. Hekimlik; toplumun sağlığını, yaşam hakkını ve insan onurunu savunma sorumluluğudur. Bu nedenle sağlık alanında yaşanan her sorun, aynı zamanda toplumsal bir meseledir.”
Ve ekledi:
“Bu noktada basının rolü son derece değerlidir. Çünkü doğru bilgi; özellikle sağlık gibi doğrudan insan yaşamını ilgilendiren alanlarda, toplum için adeta koruyucu hekimlik işlevi görür. Bilimsel gerçeklerin, halk sağlığını ilgilendiren gelişmelerin ve sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunların kamuoyuna doğru biçimde aktarılması büyük önem taşımaktadır.”
Biz de bunun için mücadele ediyoruz ancak bazı vakaları sunup; sorunların giderilmesi için öneride bulunduğumuz da ilginçtir ki toplum tarafından tepki görüyoruz.
Toplantıda soru olarak ilettiğim örneği paylaşacak ve önerilerinizi bekliyor olacağım…
***
Gloob sayfasında, Buğrahan Sizer’in haberi şöyle:
“İstanbul’da bir kadın hastanın muhabbet edebilmek için 300 kez hastane randevusu aldığı ortaya çıktı! Muayene olabilmek için hastaların bekleme süresi bazen 2 haftaya kadar çıkabiliyor. Sistemi boş yere meşgul edenler sorunun temel faktörlerinden bir tanesi. Kocamustafapaşa’da yaşayan yaşlı bir kadın bir yıl içinde tam 300 kez randevu aldı. ‘Yaşlı kadın önemli bir rahatsızlığınız mı var?’ Sorusuna ise ‘Alışkanlığım böyle’ yanıtını verdi. Kadın ve çevresindekilerin hastanede sosyalleşebilmek için randevu alıp, ayaküstü muayene oldukları düşünülüyor.
Ayrıca gelmişken ‘Acil birimine de uğrayayım’ diyenler yeşil acillerin yeşil alanlarını da istila etmiş durumda…”
Buna ilave olarak bir doktorun anlatımını da aktaracağım.
Yine bir teyze her gün hastane koridorlarında arkadaşlarıyla sohbet ederken, bir gün ortadan kayboluyor, günlerce görünmüyor.
Geldiğinde doktor endişeyle soruyor: ‘Neredeydin?’
‘Hastaydım o yüzden evden çıkamadım’ yanıtını alıyor.
Yani sanmayın ki yalnızca İstanbul’da tek bir vaka üzerinden bunları yazıyorum.
Birlikte Bursa hastanelerinde gözlem yapmaya gitsek, eminim benzer manzaralarla karşılaşacak, aynı hikayeleri dinleyeceğiz.
***
Ben bu durumu soru olarak iletirken hiç eğlenmedim.
Trajikomik olabilir ancak diğer tarafta aylarca sırada bekleyen hastalar olduğunu bildiğim için ben gülemiyorum!
Aynı dert ulaşımda da yaşanıyor; ücretsiz yolculuk hakkı suistimal ediliyor.
Ancak sağlıktaki kötüye kullanım, otobüsteki kalabalığa benzemez.
Bu başkalarının tedavi olma hakkını elinden almaktır; bir çözüm bulunması gerekmektedir.
Başkan Ferda Firdin ilettiğim konu için ‘yaşlıların rehabilitasyonunun sağlanması’na değindi.
Ve yönetim üyeleri de emekli maaşlarının düşük olduğu, insanların sosyalleşmek için hiçbir alternatifinin kalmadığını vurguladı.
Dr. Kenan Ergun ise yaşam köylerinin oluşturulabileceğinden bahsetti. Köylerin kendi içinde; 'bakıma muhtaç olanlar', 'kendi günlük hayatlarını idame ettirebilenler' gibi bölümlere ayrılabileceğini ifade etti. Projesinde tabii ki doktor, hemşire, gerekli personel de olacak ve bu sayede istihdam da sağlayabilecek. Ne yazık ki kulağımıza ütopya gibi gelen bu proje de hayata geçirilmesine karar verilse dahi uzun zaman alır. Bize acil ve net çözümler gerek!
Firdin, gündemde yer alan hantavirüsle ilgili değerlendirmesinde ise, "Pandemiye yol açabilecek bir virüs değil. Korkulacak bir durum yok" dedi.
***
Bir parantez açmak istiyorum…
Günümüzde yaşananların sebeplerini analiz ederek ilerleyecek olursak çok geç kalacağız.
Ne zaman toplu ulaşımdaki kaosu kaleme alsam, bazıları sosyal medyadan zaten benzer yanıtları veriyor:
“Biz emekliyiz, bir ücretsiz ve sınırsız ulaşım hakkımız kaldı, ona da mı göz diktiniz” gibi…
İyi de biri günde 110 kez kart basıyor, biri de yılda 300 kez muayene oluyorsa, sizce bu normal mi?
Eskiden sosyalleşmek için, bahsettiğim yaş grubu komşularına gider; eşiyle dostuyla dertleşirdi.
Ve bunun ekonomi ile ilgisi yoktu.
Neden şimdi emekli maaşları bahane edilerek sistemlere saldırı başladı? Gözden kaçırılan başka bir sebep olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca acil çözüm bekleyen bu konu için neden-sonuç çözümlemeleri yerine, düşük fakat caydırıcı miktarda ücretlendirme getirilmesini öneriyorum!
Yerel ya da genel yönetim politikalarında yaşlanan Türkiye nüfusu için geniş kapsamlı çalışmalara yer ayrılmalı.
Sosyalleşmek başta olmak üzere, ihtiyaçlar için adım atılmazsa kışkırtılmış sağlık talebi daha da artacak, sırada bekleyen hastalar muayene olamadan ölüp gidecek…