Hava Durumu

Açlık sınırında bir yaz

Yazının Giriş Tarihi: 07.07.2026 00:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.07.2026 00:08

Kısa bir aradan sonra yine gündemimizde bir değişiklik olmuyor ve cebimizdeki yangınla devam ediyoruz…

Yazın gelmesiyle birlikte herkesin hayali güzel bir tatil yapmak.

Bu uğurda kredi çekenler bile mevcut.

Çünkü çalışarak elde edilen gelirle en normal ihtiyaçlar bile lüks!

Tabii sebep yalnızca vatandaşın kazancı değil; işletme sahiplerinin ortalama 3 ay süren sezondan hızlıca zenginleşme hedefi.

Erdek, Marmara Bölgesi’nin en çok tercih edilen sahillerinden biri; geçen yaz bazı otellerde geceliği iki kişi konaklama ücreti 3 bin 500 lira iken bu sene 9 bin liraya çıkmış durumda.

Elbette her şeye zam geliyor ve bir işletmeyi ayakta tutmak kolay değil; elektrik, su, gıda ve işçi maliyetleri katlandı.

Yine de konaklama bedelindeki yüzde 157’lik artışı kimse beklemiyordu!

Bölgedeki otellerin çoğu eski, zorunlu bakımlar dışında dış cepheleri de dahil olmak üzere bir farklılık yok. O halde bu neyin bedeli?

Gerçi yıkılmaya yüz tutmuş, en az 50 yıllık binalarda 1+1 daireye 15 milyon istendiğini duyunca rakamlar normalleşmeye başlıyor…

Peki, bu hâlimiz ne olacak?

***

Haberlerde ‘son dakika’ başlığı atılan gelişmelerden biri; dönem dönem TÜİK ya da TÜRK-İŞ gibi sendikaların ilan ettiği açlık ve yoksulluk sınırı.

Öncelikle bu iki kavramı açıklayalım:

Açlık sınırı; dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken zorunlu gıda harcaması tutarı.

Yoksulluk sınırı ise gıda harcamasına ek olarak barınma, giyim, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi temel zorunlu harcamaların toplam maliyetini veriyor.

TÜRK-İŞ tarafından açıklanan son verilerde, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı yaklaşık 35 bin TL seviyelerinde iken, yoksulluk sınırı 116 bin TL sınırını aşmış durumda.

Ankara’nın baz alındığı veride bölgesel farklılıklar olabilir ama nerede yaşandığından bağımsız olarak gelirin giderleri karşılamadığında sanıyorum hemfikiriz.

Haziran ayına ait raporda TÜRK-İŞ’in bir açıklama metni de bulunuyor; onu da paylaşmak istiyorum:

“Marketlerde temel gıda ürünlerinin fiyatları önceki aylara göre daha sakin bir seyir izlemiş, mutfak enflasyonundaki artış hızı yavaşlamış gibi görünmektedir.

Ancak fiyatların eskisi kadar hızlı artmıyor olması, vatandaşın mutfağını rahatlatmaya yetmemektedir.

Çünkü sorun artık yalnızca fiyatların ne kadar arttığı değil, fiyatların ulaştığı yüksek seviyedir!

Asgari ücrete yılın ikinci yarısında zam yapılmaması, milyonlarca çalışanın alım gücünü daha da zayıflatmıştır. Maaşlı çalışanlar, aynı gelirle her geçen ay daha az ürün alabilir hâle gelirken, birçok aile temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmaktadır.

Gıda fiyatlarındaki göreceli durgunluğa rağmen, ücretlerin geçim koşullarının gerisinde kalması nedeniyle mutfaktaki sıkıntı devam etmektedir.

Çalışanların insanca yaşayabilecek bir gelir düzeyine ulaşabilmesi için ücretlerin hayat pahalılığı karşısında korunması büyük önem taşımaktadır.”

***

Bir parantez açalım:

Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 46 bin liraya yükseldi.

Asgari ücret ise 28 bin lira.

Rakamlar ortadayken, durumu izah etmek için başka cümlelere de ihtiyaç yok sanırım.

Tabii daha önce ‘Memur Cumhuriyeti’ başlığıyla okları üzerime çektiğim yazımda belirttiğim bir gerçekliğe de değinmekte fayda görüyorum.

Memura ara zam var; asgari ücretliye yok!

Enflasyon farkı, uygulamadaki kurallar vb. ifadelerle uzmanlar gelişmeleri tartışıyor fakat bunun kimseye bir faydası bulunmuyor.

2026’nın başındakiyle, yılın ortasındaki reel ücretimiz arasında ciddi fark var; her geçen gün alım gücümüz düşüyor.

***

Meclis gündemine bunu taşıyanlar oluyor.

Mesela CHP'nin asgari ücretin 45 bin 800 liraya yükseltilmesini öngören kanun teklifini TBMM Başkanlığı'na sunduklarını belirten CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “Enflasyonun yüzde 33'ün üzerinde olduğu bir ortamda insanları bütün yıl boyunca aynı asgari ücretle yaşamaya mahkûm ediyorsunuz” dedi.

Bu tip çıkışlar karşısında toplum hissizleşti; herkes biliyor ki bu teklifler birer ütopya.

Tek gerçek ise;

Yaklaşık 11 milyon asgari ücretlinin açlık sınırının altında çaresizce yıl sonundaki pazarlığı beklediği…


Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.