Şimdiye kadar 2026 için ekonomistinden yer bilimcisine kadar iyi bir öngörüde bulunan olmadı. Hoş, zaten güzel söylemler ‘kıyamet ihtimali’ kadar ilgi görmüyor. Ancak her şeye inat bilim dünyası kanserle savaşta iş birliğine girişti.
Haberlerin gündemi başka olsa da sosyal medya peş peşe gelen ‘tedavi bulundu’ açıklamalarıyla coşmuş durumda. Dünya tarihi pek çok hastalık gördü; milyonlar hatta milyarlarca insan çeşitli sebeplerle öldü.
Ama ayakta kalmayı başardı ve varlığını sürdürdü. Çağımızın vebasının da muhakkak sonu gelecek ama ne zaman? Şu ana kadar paylaşılan gelişmeler ışığında anladığımız kadarıyla deney süreçleri devam ediyor. Tabii ki ümitlenmemek elde değil; bize yetişmez ama biliyoruz ki önümüzdeki nesil rahat bir nefes alacak…
Geçen hafta Nobel ödüllü Bilim İnsanımız Prof. Dr. Aziz Sancar’ın beyin tümörlerine açtığı savaştaki son gelişmeleri aktarmıştık. Sırada ilk onkogen HRAS'ı keşfeden İspanyol moleküler biyokimyacı Mariano Barbacid var. Yazmasam olmazdı çünkü pankreas kanserine karşı üçlü kombinasyon tedavisinin olumlu sonuç verdiğini ilan etti!

İspanya’da yürütülen araştırmada, üçlü tedavinin farelerde pankreas tümörlerini ortadan kaldırdığı keşfedildi. En agresif ve hızlı şekilde ilerleyen kanser türlerinden biri olan pankreas kanserinin tedavisine ilişkin bu ilerleme İspanya Ulusal Kanser Araştırma Merkezi’nin (CNIO) yeni çalışmasının sonucu.
İspanyol bilim insanı Dr. Mariano Barbacid liderliğinde geliştirilen üçlü tedavi yöntemiyle, farelerde pankreas tümörleri yok edildi ve yeniden ortaya çıkmaları engellendi.
***
Araştırmacıların açıklamaları şöyle: “Bu çalışmalar, pankreatik duktal adenokarsinom hastalarının sağkalımını artırabilecek yeni kombinasyon tedavilerinin tasarlanmasının önünü açıyor.” Bu sonuçların yeni klinik deneylerin geliştirilmesi için yön çizdiğinin kaydedildiği açıklama, bilim dergisi PNAS’ta yayınlandı.
Ve tabii asıl soru:
Mevcuttaki hastalara uygulanabilir bir tedaviden mi bahsediyoruz?
Ne yazık ki sonuçlar kanserle mücadelede dönüm noktası olsa da çalışmayı yapanlar temkinli olunması konusunda uyarıda bulunuyor; “Henüz üçlü tedaviyle klinik deneyler yürütme aşamasında değiliz!”
Buraya kadar ulaşılabildiyse bundan sonrası da olacaktır. Bir alıntıyla konuyu kapatayım: “Dünyanın kötüye gittiği bir zamanda, öne çıkarılmayı hak eden şey tam da bu: Umut!”
*****************************************************************
SİZCE HANGİ EVREDEYİZ?
‘Ben senin yaşındayken…’ ifadesi ne kadar da tanıdık, değil mi? Büyüklerimiz çalışmışlar, ev-araba almışlar, yuva-iş kurmuşlar… Haliyle yeni nesil onların gözünde tembel, farkındalığı olmayan, hatalar yapan bir jenerasyon. Ancak bu tesadüf değil. Kuşak çatışmalarını anlamak için incelemeler yapan iki araştırmacı Neil Howe ve William Strauss; son 500 yılda modern tarihin düz bir çizgide ilerlemediğini, döngüsel olduğunu fark eder.
Buna göre dünya her 80-90 yılda bir kriz dönemine girmektedir. Toplumlar kriz dönemlerinden sarsıcı bir olay yaşayarak çıkar ve süreci iyi yönetim, başarıya kavuşurlarsa yükseliş devri başlar! Bu yükseliş 20-25 yıl sürmekte ardından çözülme ve tekrar kriz dönemine girilmektedir. Teoriye göre: “Toplumlar sürekli savaşlar ve krizlerle karşı karşıyadır; toplumun krize nasıl yanıt verdiği önemlidir.
Her zaman kıvılcımlar olur, ama tüm kıvılcımlar ateşe dönüşmez. Toplum yorgun, tükenmiş hissettiğini ve yenilenmeye ihtiyacı olduğunu fark ettiğinde başlar. Kriz hangi biçimde olursa olsun, insanları eylem yapan bir uzlaşmaya teşvik eder.
Çözülme sırasında sivil otorite yeniden canlanır, kültürel ifade topluluk amacına yönelir ve insanlar kendilerini daha büyük bir grubun üyeleri olarak konumlandırmaya başlar. Fedakârlık, kurum oluşturma ve uzlaşma, toplumun teşvik ettiği değerler olarak öz çıkarların, kişisel gelişimin ve karşıtlığın yerini alır. Çocuklarını çevrelerindeki karmaşadan korumak isteyen ebeveynler, kriz sırasında çocuklarını aşırı korurlar…”
Bu açıklamalara göre kriz aşamasında olduğumuzu düşünenler mevcut. Önümüzdeki dönemde krizin sona ereceği ve yeniden yükselişin başlayacağı noktasında propaganda yapanlara sosyal medya mecralarında rastlayabilirsiniz.
Eğer doğruysa güzel günlere az kaldı ama kriz dönemlerini atlatmak oldukça zorlayıcı.
Ya sizce, hangi evredeyiz?