Depremin üzerinden bir ay geçti.
“Unutmamalıyız, unutturmamalıyız” dedik defalarca.
Hepimize ders olsun diye değil sadece, o bölgede yaşayan insanların çok uzunca bir süre yardıma ihtiyaçları olacağı için.
Artçı depremler devam ediyor.
Üstelik pazar akşamı olan 4.5 büyüklüğündeki sarsıntının ardından sokakları su bastı.
Sosyal medyada videolar peşi sıra geldi.
Yani hiçbir şey bitmedi, kimse normal hayatına dönemedi. Tam bitti derken kendisini hatırlatmak gibi kötü bir huyu var afetin.
Ancak ülke gündemini hızla değiştiren konular var.
Seçim ve ittifakların dağılması ya da şehrimizde yaşanan taraftar olayları gibi.
Televizyonda dizilerin yeni bölümleri veriliyor, fragmanlar internette sürekli karşımıza çıkıyor, hatta fenomen olan sayfalarda oyunculuklar tartışılıyor.
Tabii ki normalleşmemiz gerekiyordu ama Hatay’ı, Kahramanmaraş’ı, Adıyaman’ı ve diğer afet illerini unutmadan.
Az hasarlı depremleri bir haftada, 15 milyonu etkileyen afeti bir ayda mı siliyor hafızalarımız o zaman?
Halk unutsa bile sosyal devletin görevi bölge için hizmetleri sürdürmek. Bu kapsamda tüm kamu kurum ve kuruluşları çalışmaya devam ediyor!
Bursa’nın da ana gündemi; deprem!
Başta Büyükşehir Belediyesi olmak üzere yerel yönetimler yaraları sarmak için afet bölgesinde önemli çalışmalar yaptılar.
Bu kapsamda durumu gözden geçirmek adına Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıya Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, milletvekilleri ve ilçe başkanları katıldı. Aktaş ve tüm ilçe belediye başkanları bölgede hayata geçirdikleri çalışmaları, sahadaki ekip ve araç sayılarını paylaştılar. Toplantıda ayrıca Ramazan ayında düzenlenecek iftar programlarının ve erzak yardımlarının planlaması yapıldı. Yardımların dağıtımında Bursa’ya gelen depremzedelerin öncelikli ele alınması kararlaştırıldı.
Şehrimize gelenlerin ihtiyaçları tabii ki sadece kıyafet ve gıda değil.
Bunların karşılandığı mağazalar kuruldu. Herkese bir şekilde ulaşılıyor, ihtiyaçları gideriliyor.
Ancak en büyük sorunlardan biri barınma olarak karşımıza çıkıyor.
Bir de okula gitmeye başlayan çocukların durumu. Onlar büyük bir travmayla buraya geldiler. Ailesini kaybedenler yurtlara yerleştirildi. Herkesin çok daha dikkatli, anlayışlı, sağduyulu davranması gerekiyor.
***
Bölgeden Bursa’ya gelmek isteyenlere yardımcı olmaya çalışırken içten içe de endişe ediyoruz.
Bir afetten başka bir afete mi davet ediyoruz onları?
Sürekli Marmara Depremi olmak üzere, eli kulağında, Bursa yerle bir olacak anonslarından zihnimiz bulanmış durumda.
Çalışmalar başladı ancak doğa ne zaman harekete geçecek bilemiyoruz.
Kentsel dönüşüm, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ile ilgili yapılan çalışmalar, meslek odalarıyla imzalanan protokoller bulunuyor.
Başkan Aktaş bununla ilgili, “Bursa’nın da deprem kuşağında olması nedeniyle üç merkez ilçeden başlamak kaydıyla 17 ilçemizi de kapsayacak, gözlemsel bina risk tespit çalışmasını başlatıyoruz. Müracaat eden herkese bu hizmeti ücretsiz bir şekilde vereceğiz. Kesinlikle kaçak yapı ile alakalı duruşumuz asla değişmeyecek. Bu noktada hemşehrilerimiz asla kaçak yapıya tevessül etmemeli. Bu insanlığa ve şehre yapılmış bir kötülüktür” açıklamasını yaptı.
İmar affı hayatımızdan çıkar mı, ne dersiniz?
***
Can korkusu başka bir şeye benzemiyor.
Belki başka bir konu olsa harekete geçmeyecek kişiler, şu an kendi yaşadıkları binaların analizlerini yaptırıyorlar.
Çıkan sonuçlara göre ilgili yerlere başvurarak kentsel dönüşümden faydalanmak istiyorlar.
Diğer bir seçenek ise şehri terk etmek.
Gitmek bir çözüm mü? Bilemiyorum.
“Son Durak” filmi de aklıma geliyor bazen!
İstanbul’dan büyük bir kaçısın başladığı haberlerini okuyoruz. Özellikle Trakya’ya yığılma başlamış.
İlerleyen süreçte sanki sorunlarımız boyut değiştirecek, göç dalgasının yarattıklarıyla ilgileneceğiz gibi geliyor.