Bursa Belediyeler Birliği’nin olası afetlere hazırlık sürecini güçlendirmek ve kurumlar arası iş birliğini güçlendirmek için düzenlediği ‘Bursa İRAP 2027-32 Afet Risk Azaltma Çalıştayı’nda sona gelindi. Açılış hakkında bilgi aktarmış ve oturumlardan ayrıntılar paylaşarak ‘Bursa’da Zemin Türlerine Bağlı Gerçekçi Deprem Tehlikesi’ başlığını sona bırakmıştım.
Kaldığımız yerden devam edelim…
***
Bursa Uludağ Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mustafa Şenkaya güçlü anlatımıyla her şeyi net bir şekilde ortaya koydu. Yıllardır bitmek bilmeyen ‘Marmara Depremi olursa ne yaparız?’ tartışmaları inanılırlığını yitirdi. Toplum tekrar edilen ifadeleri kanıksadı ve yerel yönetimler de dâhil olmak üzere eylemsizliği seçti.
Bu nedenle anlatılmak istenen şey aynı da olsa başka yolları denemek gerekiyor. AFAD Bursa Deprem Masası Akademik Danışmanı olan Şenkaya farklı bakış açısıyla bunu başarabilir gibi. Zira sunumuna şu soruyla başladı: “Bursa neden İstanbul’dan daha karmaşık?”
***
Her ne olursa olsun ülkenin önceliği İstanbul. Bu sitem cümlesinin altında kıskançlık yatmıyor elbette. Odaklanılması gereken başka yerleşim yerleri olduğunu vurguluyor! Balıkesir’de, Kütahya’da ya da diğer çevre illerde olan sarsıntı; haberlerde şu şekilde anons ediliyor: İstanbullular çok korktu!
Hâlbuki merkez üssü daha çok sallandı; halkı daha çok panik yaptı.
Medyanın gücü diye yorumlayabiliriz ancak altyapısında İstanbul’un nüfusunun ve yapı stokunun fazlalığı var.
Yaklaşık 17 milyon kişi İstanbul’da yaşıyor. Haliyle 3 milyon nüfuslu Bursa; gündem afetken bile geride kalıyor. Ancak kimsenin kabullenmek istemediği bir gerçek var: Büyük bir deprem üretme olasılığına sahip faylarımız mevcut ve tarih boyunca şehir, çevresinde oluşan depremlerden de hep hasar almış!
Nitekim Doç. Dr. Şenkaya durumu şöyle açıkladı:
“Bursa neden İstanbul’dan daha karmaşık? Bursa’nın kayıtlarına baktığımızda hasar aldığı depremlerin fazlalığını görüyoruz. Bunların hepsi kendisine ait değil; şehrin dışında gerçekleşmiş. İznik ve Gemlik bile pek çok ilin sahip olduğu deprem riskinden fazlasına sahip. 300 kilometre ötede sarsıntı oluyor, burası hasar alıyor.”
Ve uyardı:
“Türkiye’deki tüm illerden fazla OSB alanı ve yatırım burada. İkincil afet dediğimiz yani deprem sonrası sanayide oluşabilecek yangınların görülebileceği yer de burası.”
***
Normal şartlar altında dahi herhangi sanayi bölgesinde çıkan yangına müdahalenin ne kadar sürdüğüne, çevreye ne kadar zarar verdiğine dönem dönem tanıklık ediyoruz. Koskocaman fabrikanın dumanları göğü sarıyor, nefes almak güçleşiyor. Şimdi asıl sorulması gereken soru şu:
Olası afet anında buna nasıl müdahale edilebilecek? Acaba ne zaman gözler Bursa’ya çevrilecek?
***
Şenkaya olası senaryoyu da aktardı:
“Gemlik; kent merkezinden daha fazla sismik risk içeriyor. Ulaşımı tek yoldan sağlanıyor. Limanı, OSB alanı, katma değeri yüksek fabrikaları var. İnegöl’de de deprem olsa Gemlik etkilenecek. Zemin özelliği nedeniyle büyüklük artıyor. Haliyle şehrin geneline yayılacak afetten bahsediyoruz. Mudanya deseniz orada da durum farklı değil. Eski ve yeni yapı stoku iç içe. Tarihi yapılar da mevcut. Tüm bunlara hazır mıyız?”
Gerçekçi bir eylem planı şart! Bunu herkes biliyor, söylüyor, yetkilileri uyarıyor ama sonuç yok!
***
Düzensiz büyümenin bedelini hepimiz ödüyoruz. Yıkmak ve yeniden yapmak ütopya. Tabii oldurulamayan her çalışma için bahane hazır; maliyetler.
Ancak deprem istasyonlarından bahseden Şenkaya, sunumu sırasında kendisini dinleyen yetkililere bir hesap aktardı: “Bir deprem istasyonunun maliyeti bir dönüm alanda Arnavut kaldırım yapılmasıyla aynı!
Eğer Belediyeler Birliği ve AFAD’la bir protokol yapılırsa bunun üstesinden gelebiliriz diye düşünüyorum…”
Hesap ortada; Bursa için bir şeyler yapılması doğrultusunda samimi olan irade gösterir!