Afeti yaşayalı bir ay olmak üzere.
Bu süreçte hep birlikte yıkıldık, enkaz altında kaldık.
Önce hayatta kalma mücadelesi verenler şimdi yeniden yaşama tutunmak için çalışacaklar.
Bazı yerlerden aldığım duyumlara göre yardımların hızı kesilmeye başlamış.
Hâlbuki bunun uzun bir süre devam etmesi gerektiğini vurgulamıştık.
İhtiyaçlar bir anda bitecek gibi değil, süreklilik arz ediyor.
Depremzedelerin artık evi, işi, çoğunun ailesi kalmadı!
O kadar çok canımız yanıyor ki nelerin aklımıza gelmediği zamanla ortaya çıkıyor.
Bölgede depremden etkilenen 15 milyon insanın arasında üniversite ve lise sınavına girecek olanlar vardı mesela.
Umutlarını, gelecek planlarını, istedikleri bir okul kazanma hayallerini unuttuk.
Sosyal medyada enkaz arasında kalan test kitaplarını, çalışma masasını, tutulan notları paylaşanları hatırlayın.
Bu yaşanan felaket saniyeler içinde, stres yapılan, çılgınca çalışılan sınava hazırlık sürecini de gençlerin elinden aldı.
Şimdi ne olacak?
Sınav başvuru tarihleri 14 Mayıs’ta yapılması yüksek ihtimal olan Türkiye Genel Seçimi nedeniyle yeniden düzenlenmişti. Ancak 6 Şubat felaketi her şeyin bir daha gözden geçirilmesi gerekliliğini doğurdu.
2023 Yükseköğretim Kurumları Sınavı YKS’nin ertelendiğine dair henüz bir açıklama yok. ÖSYM’den hala bir resmi bilgi bekleniyor. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ise “Tüm Türkiye’de bu yıl LGS’ye girecek öğrencilerimiz ikinci dönem konularından, YKS’ye girecek öğrencilerimiz de 12. sınıfın ikinci dönem konularından sorumlu tutulmayacaktır” açıklamasında bulunmuştu.
Sınav ücretleri de kaldırılsın çağrısı bulunuyor, her şey için bir kurumun, sendikanın çağrıda bulunması gerekiyor. Her bilgi taksit taksit geliyor, insan kaygıdan yorgun düşüyor.
Diyelim ki sınava başvurmak dert değil.
Ama asıl sorun bu gençlerin şu anda ders çalışacak halde olmaması, rakiplerine karşı çoktan elenmiş gibi durmaları.
Bu psikoloji ile zaten sınavı düşünebilmeleri de pek mümkün değil bence.
Hayata tutunabilmeleri için onlara lise ve üniversitelere yerleştirilmede bir hak tanınmalı!
Bunun için alternatif yollardan bahsediyor uzmanlar.
Bölgede lise sınavına hazırlanan 290 bin, üniversite sınavına hazırlanan 310 bin öğrenci var.
Onlara diğer illerden üniversite öğrencileri gönüllü mentorluk uygulamasını başlattı.
Aynı şekilde Türkiye’nin dört bir yanından ücretsiz psikolojik danışmanlık verenler de bulunuyor. Eğitim uzmanları bunların yanı sıra “ekstra kontenjan” uygulamasını öneriyor!
Sınav koşulları değişmiyorsa, okullara yerleştirmeler döneminde pozitif ayrımcılık yapılabilir.
Üniversitelerde yaklaşık 370 bin yabancı öğrenci kontenjanı olduğu bilgisi mevcut.
Artık önceliğin kendi vatandaşımıza verilme zamanı gelmedi mi?
Bu kadar yabancı öğrenci olmadığına göre bu kontenjanlar depremzedelere ayrılsın fikrini sunan uzmanlara ben de katılıyorum!
Mezun oldukları okullardaki başarılarına göre de ek kontenjanlarla en azından bazı üniversite bölümlerine alım yapılabilir.
***
Konuyu Eğitim İş Bursa Şube Başkanı Yeliz Toy’a sordum.
Toy durumu şu şekilde özetledi; “Bursa’ya gelen depremzedeler arasında çok fazla üniversite sınavına hazırlanan arkadaşımız var. Okullardan destek alıyoruz bu konuda. Hazırlık kurslarında onlara bu olanak sağlanıyor. Ancak barınma sorununu çözebilmiş değiliz. Bir de deprem bölgesinde kalanlar var. Bölgede internet erişimi yok. Psikolojik motivasyon zaten çok düşük. Acı, travma var. Akranlarıyla bir arada olamayışları daha da büyük bir sorun şu anda. Tedbirler alınabilir. Her şeyden önce bu hazırlık aşamasında öğrenciler devletin himayesine alınmalı, yalnız bırakılmamalılar.”
Sınavların nasıl yapılacağı konusunda ise Toy, “Afet bölgesi illerinde sınav yapılamayacağı için öğrencilerin diğer illere nakledileceği bilgisi geldi. Geliştirici destekleyici bir işlem henüz yok. Biz deprem bölgesine 8 şubatta gittiğimizde o travma içinde bile üniversite sınavlarına hazırlanan öğrencilerin kitaplarım enkazda kaldı diye üzüldüğünü gördük. Sınav sistemi afette ne hale geldi şahit olduk. Eşitsizliği zaten gideremiyoruz. Pozitif bir ayrımcılık da yapamıyoruz. Bu alanda sınıfta kaldık” dedi.
***
Yeter ki çözüm üretilmek istensin.
Bizim ülkemiz zaten bir sınav ülkesi.
YKS, LGS ile bitmiyor. ALES, YDS, MSÜ, KPSS daha neler var neler…
Sadece kâğıt üstünde soruların cevaplandığı türden değil, hayatın her alanında çokça sınandığımız bir yaşam biçimi bu!