Deprem…
Tek kelime tüm dünyamızı yıkmaya yetiyor!
Ve ilginçtir ki büyük kayıplara rağmen insan her şeye alışıyor, her şeyi unutuyor…
Bir daha afet yaşanma ihtimali kalmamışçasına günlük hayatına hiçbir önlem almadan devam edebiliyor.
Sanıyorum en büyük yeteneklerimizden biri de bu:
Alışabilmek ve unutmak!
Aslında Bursa için bu gerçekten ve kentsel dönüşüm gerekliliğinden uzun bir süre bahsetmeyeceğime dair kendi kendime söz vermiştim.
Çünkü bireysel bunaltıdan başka bir işe yaramıyor; birbirini kovalayan benzer cümleler bir süre sonra anlamsızlaşıyor.
Ancak bu konudaki sessizliğimi çarşamba günü meydana gelen Malatya’daki deprem sonrası bozmaya karar verdim.
O bölgede yaşayan arkadaşlarım var ve 5.6 büyüklüğündeki deprem sonrası hemen telefona sarıldım.
Yıkım ve can kaybı olmadığı için bazıları için önemsenmeyecek olabilir yine de arkadaşlarımdan öğrendiğim kadarıyla korku ve panik büyüktü.
Bölge sarsıntılara alışsa da Kahramanmaraş felaketinden sonra travma asla geçmedi…
***
Toplumsal psikolojiyi bozma konusunda karara varmışçasına da bazı uzmanlar hemen devreye girdi.
Veriler ışığında tahminlerle ilerleyen ‘deprem’ sürecinde yine çok seslilik, görüş ayrılıkları ayyuka çıkmış durumda.
İsim isim saymaya gerek var mı?
Televizyon ve sosyal medya aracılığıyla işittiğimiz bazı tespitler şöyle:
“Malatya’daki deprem kendisinden sonra gelecek yıkıcı bir sarsıntının işaretidir.
Bu sarsıntılar, 6 Şubat’ın devamı niteliğindedir ve daha büyük deprem olma olasılığı düşük.
Bugünkü yer hareketliliği bize gösteriyor ki bölgeyi tamamen yıkacak en az 7 büyüklüğünde deprem geliyor…”
***
Birbirinden bağımsız ve tutarsız çok sayıda yorum ne yazık ki uzman ünvanları olan kişiler tarafından yapılıyor.
Vatandaş ise sonucu en hafif olacak tahmini kim yaptıysa, onun peşinden gidiyor.
Tabii bir de –kahincilik- oynayanlarımız var.
Onlar da bir hafta ya da bir ay önce yayınladıkları videoları gündeme taşıyarak:
“Ben demiştim; işte oldu” diyerek haklı çıktıklarını duyuruyor.
Peki, neden hiçbirine kimse ‘dur!’ demiyor?
Sık tekrar edilen uyarılar zamanla duyarsızlaşmaya neden olduğu için, gelen tepkilerin çoğu;
“Aman, yıkılacaksa yıkılacak, yeter artık…” şeklinde oluyor.
Eğer 5.6 büyüklüğündeki sarsıntı Bursa ve çevresinde hissedilmiş olsaydı, eminim ki bugün tüm basın mecralarında benzer manşetleri görecektik.
Ama bizden uzak olunca sanıyorum çoğunluk merak etmemeyi tercih etti.
Yine de benim içime sinmedi…
Bölge hakkında aklımdaki soruları sormak için TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız ile görüştüm.

6 Şubat Kahramanmaraş Depremi’nin yıl dönümünde yine Bursa’nın afetlere hazırlık süreci tartışılıyordu.
Ve buna tepki göstererek, ‘Korku iklimi’ yaratıldığına dikkat çeken Başkan Yıldız; “Bizim buna ihtiyacımız yok, depremle yaşamayı öğretme görevimiz var” demişti.
Tekrar benzer ifadelerle söze başladı Başkan Yıldız ve Malatya hakkında bilgi verdi:
“Doğu Anadolu fay zonu, Pütürge segmenti yakınlarında meydana gelen kamu oyunca Sivrice Depremi olarak bilinen, 24 Ocak 2020’de gerçekleşen Mw 6.8 büyüklüğündeki depremin oluştuğu deformasyon bölgesinde 20 Mayıs 2026 tarihinde Mw 5.6 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi.
Yine aynı bölgede 6 Şubat’tan bu yana 131 sarsıntı daha olmuştu.
Bu veriler ışığında 5.6’lık depremin olması normal bir durumdur!
Dünyadaki örneklerine bakılınca, 6 Şubat depremlerinin benzerlerinden sonra artçı sarsıntıların yaklaşık 4 yıl daha devam ettiğini görüyoruz.
Haliyle Malatya’da olan depremin bilimsel veriler ışığında, büyük bir depremin habercisi olduğu söylenemez!
Korkulacak seviyede değil ancak yüzeye yakın olması nedeniyle çok hissedilip, vatandaşlarda korkuya neden olmuştur, normaldir.”
***
Bilgi kirliliği çok fazla ve alan suistimale çok açık.
Suç sayılmadığı için de herkes -uzman olsun-olmasın- halkı paniğe sürükleyebiliyor.
Tabii atladığımız bir şey daha var:
Bu kadar korkmamızın sebebi, hazırlıksız olduğumuzu bilmemizden kaynaklanıyor!
Ne yaşadığımız binalara ne de zeminlere güvenmiyoruz.
Gözümüzü kapatıp, yok saymayı çözüm olarak kabul ettik ama en ufak sarsıntıda kalbimiz ağzımıza geliyorsa Başkan Yıldız’ın mesajını tekrarlamakta fayda var:
Bizim depremle yaşamayı öğretmemiz şart!