Kriz yok!
Bu konuda anlaşalım artık.
Ekonomiden şikayet eden; kendi gelirini saklamak için şov yapıyor ya da manipülasyon yaparak ülkeyi karalamaya çalışıyor.
Biz değiliz; 10 liraya aldığımıza, 20 lira ödemeye başlayan.
Türkiye değil; kira bedellerinin asgari ücret ve emekli maaşını aştığı…
Benzin 45 TL de değil zaten.
Doğal gaza yüzde 38 zam müjdesi verilen ve daha ağustos ayında kara kışta ayazda kalan da biz değiliz.
-Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), BOTAŞ tarafından duyurulan yeni doğal gaz tarifesine ilişkin, “Gaz alım bedelindeki yüzde 38’lik artışın Türkiye genelinde konut fiyatlarındaki ortalama etkisi ise yüzde 24,4 düzeyindedir” açıklamasını yaptı.-
O halde Timur Selçuk’un dediği gibi:
“Ekonomi tıkırında,
Kriz var kriz var,
Bunalım var,
İşsizlik pahalılık,
Konjonktür enflasyon,
Milletçe fedakârlık,
Ekonomi tıkırında…”
***
TÜRK-İŞ temmuz ayı açlık-yoksulluk sınırı verilerini açıkladı.
Sosyal medyada peşi sıra gelen paylaşımlardan anlaşılacağı üzere; insanlar maaşlı bir çalışan olarak hayatlarını devam ettiremeyeceklerini çok net bir şekilde fark etti!
TÜRK-İŞ verilerine göre temmuzda açlık sınırı 19 bin 234,43 TL'ye, yoksulluk sınırı 62 bin 652,87 TL'ye yükseldi.
Böylece açlık sınırı, asgari ücretin 2 bin 232 lira üzerinde gerçekleşti.
Zaten asgari ücretliler ve emekliler temmuz başında umutlarını tamamen yitirmişti.
Onlar yıl sonuna nasıl sağ çıkacaklarını düşüne dursunlar, memurlar da yoksulluk sınırının altında kalmanın hezimetini yaşıyor!
Verilerde, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin; sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcama tutarının 19 bin 234,42 TL olduğu da belirtiliyor.
Demek ki toplumun çoğu yeterli beslenemiyor.
Aradaki farkı banka kredileri, kredi kartları ile kompanse etmeye çalışanlar ise faiz yükünün altında eriyor; aldığı her bir kuruşu kat kat fazlasıyla ödemekle uğraşıyor.
Nicedir hâlimiz!
Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise bize yoksulluk sınırı dediğimiz tutarı veriyor ve o da 62 bin 652,87 TL olarak karşımıza çıkıyor.
Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ yaklaşık 25 bin lira iken; bazıları da hâlâ evlilik yaşı çok yükseldi, çocuk sayısı azaldı, nüfus yaşlanıyor diyerek gençleri evliliğe teşvik etmeye çalışıyor.
Bu arada enflasyonun abartıldığını vurgulayanlar da mevcut.
Markette raf etiketlerindeki küçük oynamaları belki hissedemiyoruz ama TÜRK-İŞ verilerine göre; gıda harcaması tutarında yılbaşına göre 4 bin TL’lik artış var. Tüm temel harcamalar için yapılması gereken harcama tutarı ise son yedi ayda 13 bin 633 TL artış göstermiş durumda.
***
Kalem kalem ürün bazlı değişimleri yazmaya kalksak çok boğucu olacak biliyorum.
Belki biraz iyi bir haber niteliği olan şu bilgiyi paylaşayım:
Tavuk eti ihracatına getirilen kısıtlama şimdilik işe yaramış gibi duruyor. Bu sayede fiyatlarda gerileme tespit edilmiş!
Et, süt, yumurta; bildiğiniz gibi cep yakmaya devam ediyor.
Sebze ve meyveye gelecek olursak; yaz sebzelerinde fiyatlar düşüyor, salata yeşilliklerinde ise değişiklik görünmüyor.
Tabii kışa önümüzde vakit var.
Hava soğuyup, doğal gaz faturası; diğer giderlere eklenince feryatlar daha da artacak.
Gündemimiz yalnızca gıda olmayacak!
Kira artışlarındaki sınırın kalkmasıyla da daha çok gürültü kopacak…
***
Yine de enseyi karartmaya gerek yok.
Ne demiştik:
Ekonomi tıkırında…