Hava Durumu

‘Hayır’sa hayırdır!

Yazının Giriş Tarihi: 13.05.2024 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 12.05.2024 21:15

Yeni toplum düzeninde trendlerden biri; insan davranışlarını yeniden şekillendirmek!

Neyin doğru neyin yanlış olduğunu sürekli bize fısıldayan bir mekanizma var.

Sürekli kendimizi sorguluyor, alıştığımız kalıpları değiştirmeye çalışıyoruz.

Normal şartlarda asla gündem oluşturmayacak şeyler, günümüzde seminerlerin, eğitimlerin başlığı konumunda.

‘Hayır diyebilmek’ gibi.

İnsan nasıl olur, bunun için psikoloğa gider, terapi alır.

Hayır demek, hayırdır!

Eğilip, bükülmez, anlam değiştirmez.

Peki, o zaman bu ihtiyaç nereden çıktı?

Farkındalık arttıkça, bireyler kendi kişisel alanlarının ihlal edildiğine kanaat getirdi!

Ve her şey böyle başladı…

Cumartesi günü Radyo Bu kanalında, ‘İlker Sakalar Yayında’ programında Aile Danışmanı Melike Topuk ile bu konuyu irdelediğimiz bir yayın gerçekleştirdik.

Hepimiz bu hataya düşüyor ve karşı taraf üzülmesin, kırılmasın diye istemediğimiz şeylere ‘evet’ demek zorunda kalabiliyoruz.

Sırf sorun çıkmasın, işler yolunda gitsin diye kendi sınırlarımızı ihlal ediyor, yükümüzü artırıyor, baskı altında hissetmeyi göze alarak olmayacak şeylere ‘evet’ diyoruz.

Buradan yola çıkarak, “Kişiler neden ‘hayır’ diyemez?” sorusunun cevabını Aile Danışmanı Topuk; “Kendimizi ortaya koymak, istek ve ihtiyaçlarımızı savunmak sıkıntılı bir durum olabilir. Ailelerimiz tarafından kültürel değerler gereği, terbiyeli ve nazik olmak üzere eğitildik, bunun için de her şeyi kabul eder olduk. Bu eğitim tarzı, diğerlerine karşı iyi görünmek, onaylanmak, uyumlu olmak, başkalarını memnun edecek davranışlar sergilemek üzerine şekillendi. Uyumlu olursak, başkaları bizi sevecek, beğenecek, onay verecek, bizi kabul edecek diye düşünüyoruz. Eğer istenileni onaylamazsak bize kızılacak, uzaklaşılacak inancı bizi bu yola itiyor” şeklinde açıkladı.

Tabii bunun iş dünyasına yansıması da söz konusu.

İşverenlerin son dönemde, çalışanlarından beklentisi çok sayıda kabiliyete sahip olmaları ve neredeyse üç kişilik işi bir kişinin üstelenmesi doğrultusunda.

“Yayında da belirttiğim gibi: Bunun tersi de muhakkak büyük bir sorun; her görev dağılımında ‘Ben bunu yapmam’ diye ortaya atılan personel de sıkıntı.”

Ancak burada ‘hayır’ demenin ciddi bir maliyeti var:

İşsizlik!

Böyle bir durumla karşı karşıya kalan kişiyi gerekli tepkiyi vermediği için suçlamaya hakkımız var mı?

Melike Hanım, böyle bir durumda kişinin başka bir iş bulup, bulamayacağına, gelir dengesine bakması gerektiğini tavsiye etti.

Ana fikir:

Eğer işsizlik göze alınabiliyorsa, kişisel sınırlardan ödün verilmemeli!

***

Özel hayatta en çok karşılaştığımız örneklere de değinen Topuk, pandemiden çok şey öğrendiğimizi de vurguladı. Herkes evinde kendi kendisiyle baş başa kalırken bir değer analizi de yaptı elbette.

Bu bilince erişmeyi başaranlar çok daha rahat gelen teklifleri değerlendirip, cevaplandırırken karşılaştıkları manipülasyonlara karşı da direnmeye çalışıyor.

Örneğin; hafta sonunu dinlenerek geçirmek istiyor ve arkadaşlarınızın gezme tekliflerini geri çeviriyorsunuz. Ancak karşılaştığınız üslup; yargılayıcı, eleştirici, suçlayıcı, aşağılayıcı…

“Sen zaten hep böylesin, sonra dinlenirsin.

Yaptığın oyun bozanlık, sorunlusun, psikolojin bozulmuş…”

Karşılaştığımız bu tutum karşısında bahaneler uydurmaya başlıyoruz:

“Temizlik yapacağım, annemler gelecek, evde tamirat var vb.”

Cevabımız netti, ne gereği vardı bahanelere, değil mi?

Uzman görüşü her zaman, sağlıklı iletişimin korunması doğrultusunda.

Buna ilave olarak Topuk;

“Siz doğru şekilde davrandıktan sonra sorumluluk karşı tarafa ait. Nasıl bir tavır takınacakları, size karşı mesafe alıp almayacakları ilişkinizin gerçekliğini de gösterir. Eğer siz, sizden isteneni kabul etmediğinizde küsülüyor, tavır alınıyorsa kurulanın doğru bir ilişki olmadığını gösterir. Bu bizi bağlanma stillerine de götürür. Bağımlı mı olduk? Her şeye ‘evet’ diyerek çevremizdekileri bu şekilde mi hayatımızda tuttuk? bunu sorgulamak gerek” ifadelerini kullandı.

İnsan ilişkilerinde yüzde yüz doğru diyebileceğimiz kurallar yok maalesef.

Hem Radyocu hem de gazetemizin Köşe Yazarı İlker Sakalar ise konuyu; “Ben ‘hayır’ demeyi yaşadığımız olaylardan öğrendim, belli bir yaştan sonra herkes bir şekilde aydınlanıyor” diyerek noktaladı.

***

Ne çok ‘evet’ ne de çok ‘hayır’ kullanmak marifet değil, önemli olan denge diyor ve yayın için Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Burhan Kaya’ya tekrar teşekkür ediyoruz…

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.