Hava Durumu

İşsizlik gerçeğiyle yeni tanışmadık!

Yazının Giriş Tarihi: 31.12.2025 00:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 31.12.2025 00:08

Rakamların hiçbir şey ifade etmediği tatsız günlerden geçmekteyiz…

Eskiden açıklanan her veriye heyecanlanır; uzman görüşü almak için ilgili kurum ve kuruluşlardan birilerini arardık.

Uzman isimler de demeç vermekten keyif alır; birilerine yol gösterdiklerine, toplumu aydınlattıklarına inanırlardı!
Nitekim yayınlanan haber, köşe yazısı ya da röportaj sonrası sosyal medyada hareketlilik oluşur; okuyucular yorum yazardı.

Ama son aylarda ‘tepkisizlik’ akımı başladı.

‘Günümüzü kurtarsak yeter’ anlayışıyla çılgınca bir yaşam felsefesine tutunduk.

Çünkü sorunlara vakıf olmak ve çözüm arayışına girişmek yalnızca bireysel mutsuzluğa ve fizyolojik çöküntüye yol açmakta.

Bugün kiminle konuşsanız anlamlandıramadığı ağrılara sahip ve doktorların tek teşhisi stres!
‘Stresten uzak durursanız hepsi geçecek’ ifadesi de çağımızın en büyük esprisi.

Yine de temennide bulunmadan olmaz diyor ve 2026’da huzur ve mutluluk diliyorum…

***

Bu girizgâhtan sonra sizin için anlamı olacak mı bilemiyorum ama yıl bitmeden açıklanan işsizlik rakamlarına birlikte bakalım istiyorum.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), kasım ayına ilişkin iş gücü istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaş grubundaki işsiz sayısı, kasımda bir önceki aya kıyasla 54 bin artışla 3 milyon 98 bin kişi olarak belirlendi.

İşsizlik oranı, 0,1 puan artışla yüzde 8,6 seviyesinde ölçüldü; erkeklerde yüzde 7, kadınlarda yüzde 11,8 olarak kayıtlara geçti.

Söz konusu ayda 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfustaki işsizlik oranı, bir önceki aya göre aynı seviyede kalarak yüzde 15,4 oldu; erkeklerde yüzde 10,6, kadınlarda yüzde 24,4 olarak hesaplandı.

O kadar farklı hesaplamalar var ki hangi birini paylaşayım; mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik, genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik vb. Liste uzayıp gidiyor, ayrıntısını merak edenler internette bulabilirler.

Peki, neden rakamlar yükseldi?

İşveren tarafından bakınca ekonomideki dalgalanmalar nedeniyle yatırımlarını durdurmuş, olanı muhafaza etmeye çalışıyorlar.

Bursa’da bu durumu gözlemlemek kolay!

Tekstilin başkentinde artık kepenkler kapanıyor.

Ve bu bir anda olmadı.

2023’ten beri, benzer yazıları kaleme aldığımı hatırlıyorum.

Hatta 27 Kasım 2023’te ‘Tekstil şalter indiriyor’ başlığı altında NOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Erol Gülmez’in yorumuna yer vermiştim:

“…

Güncel ekonomik bakışımızı sunmak istiyoruz. Kötü bir yıl geçirdik. Pandemi sonrası 2023’te sanayide yatırım tamamen durdu. Finansal kaynaklara ulaşmak imkânsız hâle geldi. Finans maliyeti yüzde 65’e çıktı. Ülke olarak teknolojik ürünler üretemiyoruz. Ucuz iş gücü ile elde edebileceklerimiz de az. Gelecek için kaygılıyız.”

Tabii ki Gülmez de kaygılarının sebeplerini sıralamıştı:

“Çalışanların alım gücü kalmadı. İşverenler olarak biz de memnun değiliz. Üretimde maliyetleri yaklaşık yüzde 200 arttı. Bu şartlar altında ihracat yapmamızda zorlaşıyor. Bu bölge otomotiv ağırlıklı olduğu için biz idare ediyoruz. En çok tekstil etkilendi, firmalardan şalter indirenler var. Finans maliyetinin yüksekliği de devam edecek gibi duruyor…”

***

Açıkçası 2 yıl geçtiğine inanmak güç, sanki bunlar dün konuşulmuş gibi.

Korkarım önümüzdeki süreçte de farklı şeyler duyamayacağız.

Zira konuştuğumuz sanayiciler ya da oda başkanları başta Mısır olmak üzere diğer ülkelerde pazar bulma arayışlarını anlatıyor.

Günümüz şartlarında sorun yalnızca artan maliyetler değil.

Teknolojinin yaygınlaşmasıyla da işçi çalıştırılmasına gerek kalmayacak; karanlık fabrikaların doğuşuna tanıklık edeceğiz.

Nitekim Çin’den örneği geçtiğimiz günlerde sosyal medyada paylaşıldı.

İşveren için bu bir fırsat; maliyetler düşecek, verimlilik artacak.

-Tespit suçlama içermemektedir; olması gereken budur. Üretim sahasından insan gücü ayıklandığı zaman seri üretimin zirvesi yaşanacak. Asıl sorun milyonlarca insanın nasıl geçineceği, hayatta kalacağı?

Ancak, bu durum emekçi taraf için felaketin başlangıcı sayılacak…

Tüm bu bilgiler ışığında başka bir yönteme geçilmesi gerektiğini vurgulamalıyım.

Eski düzen işçi-işveren ilişkisi ya da ‘üniversitede bir bölümden mezun olup memur; özel sektörde yönetici olayım’ gibi hayallerin sonuna geldik.

Değişim acı dolu olacak…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.