Hava Durumu

Kadın da insan mı?

Yazının Giriş Tarihi: 08.03.2023 06:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.03.2023 16:57

Sen-ben kavgası, kadın-erkek ayrımı.

Yeryüzünde hiç derdimiz olmasaydı da bu ayrımcılıkla uğraşıyor olacaktık belki de.

Varoluşsal olan özellikler nasıl bizi birbirimizden üstün ya da zayıf kılabilir?

Kadın kimdir?

Anne, abla, kız kardeş, kız çocuğu, eş…

Ataerkil toplumda kendisine biçilen rollerin dışına çıkamayan, çizilen sınırları aşmaya kalkarsa dövülen, hakaret edilen ve hatta öldürülen.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun 2022 yılı raporuna göre, 334 kadın erkekler tarafından öldürülmüş, 245 kadın da şüpheli şekilde ölü bulunmuş.

Bunların dışında hayatta başka güçlüklerle de mücadele ediyor kadınlarımız!

Kadın, zorla evlendiriliyor, boşanmaya karar verdiği zaman namusunu kurtarmak isteyen eşi tarafından hayatına son veriliyor. Üstelik erkek tarafı bundan gurur duyuyor, “6 ay hapiste yatar çıkarım” diyor.

Kadın, okumasına izin verilmiyor ya da bunu başarıp iş hayatına girse bile cam tavanla karşılaşıyor, mobbinge uğruyor. Hatta iş görüşmesi aşamasında “Ne zaman evleneceği” soruluyor çünkü doğum izni alma ihtimali işverenin canını sıkıyor.

Kadın, sanıldığı gibi toplumun cehaletinden bunlara maruz kalmıyor. Kadına şiddet uygulayanların en çok üniversite eğitimi almışlar arasından çıktığı tespiti bulunuyor.

Hatta bazıları ‘kadın insan mı?’ diye tartışıyor.

Ayrıca maalesef komşusu dayak yerken sesini çıkarmayan kadınları, “eşini dinle, sus otur” diyen anneleri duyuyoruz.

En büyük kötülüğü biz birbirimize yapıyor, biri dışlanırken umursamıyoruz.

***

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü!

Tüm kurumlar, dernekler, firmalar farkındalık organizasyonları düzenleyecekler.

Çiçek satışları artacak, ‘kadına çiçek yakışır’ denilecek!

Günlerdir birçok mağaza 8 Mart indirimleriyle ‘başta kozmetik dükkânları olmak üzere’ yağmalanıyor zaten.

Bir kutlama havası var, ayrıca bir de reklam yarışı.

***

Peki, bu tarihin hikâyesi neydi?

Hatırlayalım!

8 Mart 1857’de New York’ta yer alan bir dokuma fabrikasında çalışan 40 bin işçi, 16 saatlik çalışma süresinin 10 saate indirilmesi ve ücretlerde artış yapılması talebiyle greve başlamıştı. Kadın emekçilerin örgütlendiği grev o zamana kadar yapılmış en büyük kadın eylemiydi.

Bunu durdurmak isteyen polis, kadın işçilere saldırmış, patronlarında desteğiyle binlerce işçi fabrikaya kilitlenmişti. Bu sırada çıkan yangında 129 kişi yanarak yaşamını yitirmişti.

İlginçtir medeniyet diye bugün hayranlık duyulan Amerika’da, 1857 yılında yaşanan bu olay basında yer almamıştı!

Birleşmiş Milletler tarafından 1977 yılında ilan edilen 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü bu olaya dayanmakta ve her yıl kadınların sesi olmakta.

Tabii gerçekten hakkını verebiliyor, ne olduğunu idrak edebiliyor muyuz? Bilmiyorum.

***

Bu önemli gün için düşüncelerini almak, kadınların sorunlarını öğrenmek adına Güç Katan Kadınlar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gülay Çelenk ile görüştüm.

Dernek Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde bulunuyor.

Zor bir süreçten geçtiğimiz afet döneminde onlar da yardım topluyor ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyorlar.

Bursa’ya gelen depremzedelere başta iç çamaşırı olmak üzere gerekenleri tedarik ediyorlar. Kullanılabilir durumda olan ikinci el eşyalar da kabul ediliyor, yardım etmek isteyenlere bir çağrı olsun!

İlk olarak Gülay Çelenk’e, “Toplumda kadının nasıl bu şekilde şiddete uğrayan, yeri evidir diyerek iş hayatından dışlanan, kendi fikri yokmuş gibi davranılan bir objeye dönüştürüldüğünü” sordum.

Çelenk; “Kadınlar öldürülüyor. Sebebine bakıyoruz, erkek çok sevmiş, istemiş, karşılık bulamayınca öldürmüş. ‘Ya benimsin, ya kara toprağın’ diyerek hareket ediyor, çok ceza almayacağını düşünüyor. Eskiden insanlar yaptıkları kötülükleri, cahilliklerini saklarlardı, utanırlardı. Ama şimdi cahillik o kadar övüldü ki, şiddet normalleşti. Daha çocukken erkek, kız ayrımı gün yüzüne çıkmaya başlıyor. Ailesinden ayrımı, şiddet dilini öğrenerek yetişen çocuklar kendi rollerini benimsiyor ve yetişkin olunca da bu şekilde davranmaya başlıyorlar. Biz ataerkil bir toplumuz. Kadın görmeyecek, duymayacak, eğitim almayacak. Eğer eğitim alırsa daha büyük sorun olur deniyor” ifadelerini kullandı.

Sığınma evlerinden çıkınca kendilerine hayat kurmakta zorlanan kadınlar için çalışıyor bu dernek. Erkek şiddetinden kaçıp devlete sığınan kadınlar çocuklarına bakacak güvenilir bir yer bulamadıkları için çalışamıyor ve yaşadıkları çıkmaz giderek katlanıyor. GÜÇ KAT, kadınlara bu noktada destek veriyor ve mobilyadan, mutfak eşyalarına kadar ihtiyaçları gidermeye çalışıyor.

Deprem sonrası kadınların durumu da ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.

Kendini her alanda hissettiren kadına uygulanan ayrımcılık maalesef burada da devreye giriyor.

Çelenk, “Hijyen malzemeleri, iç çamaşır gerekiyor ancak kadınlar kendi ihtiyaçlarından utanıyorlar. Erkek için normal olan kadın için ayıp kabul ediliyor. Burası küçük bir alan. Odayı ikiye böldük ve erkek- kadın çamaşırlarını tasnifledik. Gelen bir erkek depremzede kadın çamaşırlarına bakarak ‘Bunları kapalı tutsanız’ dedi. Rahatsız olmuş. Böyle bir zihniyetle mücadele ediyoruz hala” diyerek beni öfkelendiren bu örneği de aktardı.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü için de Başkan Çelenk’in mesajı şöyle; “Yılın belli günlerine kadınları sıkıştırmak doğru değil. Yürüyüşler yapılıyor farkındalık için. Bunlara bizler katılıyoruz ama kendi haklarına sahip çıkması gereken birçok kadın umursamıyor, nasılsa birileri bizim için uğraşıyor diyorlar. Sonra bir grup marjinal olarak nitelendiriliyoruz. Gerçekten mağdur olanın sesi çıkmıyor. Kutlanacak bir gün değil bugün, emekçi kadınları anmamız gereken acı bir olayın yıl dönümü!”

***

Bu yıl 8 Mart, haklarımıza sahip çıkabildiğimiz, eşit olabildiğimiz yeni bir çağın başlangıcı olsun dileğiyle…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.