Bu yazı ile belki çok tepki görecek, belki de umulmadık şekilde destekleneceğim.
Ve evet kadının, kadına ettiği zulümden bahsedeceğim…
Mobbing denilince hemen aklımıza ‘cam tavan sendromu’ geliyor.
-Mobbing: İş yerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından, diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, işten soğutma amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar toplamıdır.-
Cinsiyet eşitliğinden dem vuruyor, sızlanıyoruz.
Maalesef pek çok iş ortamında çıkan sorunlar nedeniyle işveren; genellemeler yapıyor ve işini en iyi şekilde yapabilme potansiyeline sahip bazı kadınlar da dışarıda kalıyor.
Ama suç kimde?
***
Yakından tanıdığım ve kendi ofisine eleman arayan bir insan kaynakları uzmanından şu sözleri işittim:
“Mümkünse kadınlar başvuru yapmasın, erkek eleman alacağım!”
Şaşırdım, tepki gösterdim:
“Sen de ‘Kadınlar Günü’nde eşitlik, adalet’ diye meydanlarda bağırmamış mıydın? Nasıl bunu söylersin?” diye.
Anlatınca hak vereceksin dedi ve devam etti:
“Ekipte 8 kişi var ve hep sorun çıkaranlar kadın. Hem birbirlerini şikâyet etmeye geliyorlar, kavga çıkarıyorlar hem de sürekli izin alıyorlar. Kavga sebepleri de anlamsız. Çekememezlikten, kıskançlıklarından sürekli tartışıyorlar. Bundan sonra her giden ekip üyesinin yerine erkek eleman alacağım…”
Haklılık payı var.
Araştırmalara bakalım:
‘mobbing.com (Emotional abuse in the American Workplace)’ isimli sitede; yapılan bir anket çalışmasında özellikle iş ortamında kadınların hemcinsleriyle olan ilişkisinin iyi olmadığı ve kadın amir istememe oranlarının hayli yüksek çıktığı bilgisine yer veriliyor.
Ankete göre; mobbingi yüzde 69 oranında kadınlar birbirlerine uyguluyor ve baskının çok daha şiddetli olduğu belirtiliyor.
Diğer bir ilginç sonuç;
Finans sektöründe çalışanların ‘Kadın yönetici istemiyorum’ şeklinde verdiği cevap.
Kuru kuruya savunmayın lütfen!
Kendi yaşadıklarınızı gözden geçirin.
Boy uzunluğu, saçın rengi-şekli, ayakkabılar, çantalar…
Bunlardan herhangi biri için kıskançlığa maruz kalmadınız mı?
Üniversitedeyken sınav zamanı geldiğinde, normal zamanda tarzımı beğendiklerini ifade eden kız arkadaşlarım bir anda düşmana dönüşür ve ‘ne kadar yorgun, perişan görünüyorsun’ derlerdi.
Doğrusu, moralim biraz bozuluyordu ama bu sınav kâğıdıyla baş başa kaldığımda başarımı etkilemiyordu.
Amaçlarına ulaşamadıkları için üzgünüm…
Mobbinge uğramak için illaki çalışmanız gerekmiyor yani.
Özel hayatınızda akrabalar, arkadaşlar hep devredeler.
Genelleme yapmak istemem ama kadınların bu tavırları nedeniyle iş dünyasında sıkıntılara yol açtıklarına daha fazla şahit olmaya başladım.
Mobbing konusunu akademik olarak çalışan ve kitaplaştıran Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Tınaz, anket çalışmalarının sonuçlarından çıkanların bu yönde olmasının gerçeklik payı olduğunu ifade ediyor.
Tınaz’a göre; kadın çalışanların, kadın amir istememelerinin sebebi, kadın çalışanların mobbingi önce hemcinslerine uygulamasında ya da birbirlerine karşı geliştirdikleri düşüncede aranmalı.
Sosyolog Ayşen Gürcan ise, kendi cinsini küçümseyen, öteki cinse karşı bir yapay üstünlük algısına sahip kişiye, küçümsediği cinsten bir amir gelmesinin ona hakaret gibi geleceğini düşünüyor.
Bazen de tam tersinin olabileceğini belirtiyor.
Mesela kadın amire karşı sadece kadınların değil erkeklerin de bakışının kendi cins yüklemeleriyle doğru orantılı olduğunu ifade ediyor.
***
Sonuç olarak deneyimlerden yola çıkarak ne kadın ne erkek işveren kadın çalışan istemiyor.
Evde iş yükü de oldukça fazla olan kadın sitemlerine şunları ekliyor:
‘Hâlbuki patronum da bir anne, neden beni anlamıyor?’
İyi de yapılması, bitirilmesi gereken bir iş var ortada.
Anlayış göstermenin bir çerçevesi var.
Nasıl olacak?
Kadının kadına zulmü önümüzdeki en büyük engel…