İnsan olarak belirli temel haklara sahibiz.
Bunlar; dil, din, ırk, cinsiyet ve sosyal statü ayrımı gözetilmeksizin doğuştan sahip olunan dokunulamaz, devredilemez ve vazgeçilemez olarak nitelendiriliyor ve sağlık, eğitim, güvenlik gibi maddelerle sıralanıyor.
Genellikle barınma sorununu vurgulayacağım zaman bu girizgahı kullanıyorum ki günümüz şartlarında gelirinin üçte ikisini kiraya ayırmak zorunda kalanların sesi olabileyim!
Barınma bir haktır ama bu hakkın bedeli günümüzde çok ağır.
Bunu en iyi devletin belirlediği sınırlara uymayarak evine istediği bedeli biçen ev sahipleriyle mücadele eden kiracılar anlar…
Ya da “artık mülkümden çıkın, ben yerleşeceğim. Almanya’dan kızım gelecek, burada yaşayacak” gibi sinir bozucu bahaneler sonucu kapı kapı yeni bir yer arayanlar anlar…
Velhasıl bir çatının altında sorunsuzca yaşamını idame ettirebilenler çok şanslılar.
Maddi dertlerin yanında manevi sıkıntıları da olduğunu bildiğimiz ev sahibi-kiracı formatına yeni bir güncelleme geldi.
Haberi ilk gördüğümde fahiş kira bedelleriyle mücadele yöntemini takdirle karşıladım.
Birazdan ayrıntılarını paylaşacağım ama gelebileceğini düşündüğüm itirazlara hemen yanıt vereyim.
Evet, kaç kişi bu yolu seçti? Net bir veri yok.
Evet, aileler için olma olasılığı düşük ama imkânsız değil!
Benim aklıma yattı, ya sizin?
***
‘Ev kiralama-otelde kal’ devri başladı.
Filmlerde gördüğümüz; otel odasını kendi evi gibi dekore edenlere imrenenler bu haberi çok sevecekler.
Yüksek kiralar, depozitolar, aidat ve fatura yükü nedeniyle birçok kişi ev kiralamak yerine uzun süreli otelde yaşama dönemine geçti.
Özellikle büyük şehirlerde, aylık 50-60 bin TL seviyelerine ulaşan ev kiraları ve taşınma maliyetleri karşısında oteller popüler bir alternatif hâline geldi.
Tabii ki başrolde İstanbul var.
Taşı toprağı altın inancıyla milyonların göç ettiği ve adım atılacak yer kalmayan İstanbul’da her yer bina dolu.
Buna rağmen konut arzı yetmiyor ya da bulunan daireler kişileri memnun etmiyor.
Özellikle üniversite sınavlarından sonra öğrencilerin kayıt dönemlerinde gündeme gelen kiralık dairelerin hâli çoğunlukla içler acısı.
Tuvaletin, mutfak lavabosunun yanında olduğu; yatağın odaya sığmadığı, güneş doğmayan minicik dairelerin fiyatları her seferinde dudak uçuklatıyor, sinirlendiriyor ve de endişelendiriyor!
Ve temel hak gasp ediliyor…
***
Durum böyle olunca bazıları soruna, mantıklı bulduğum bir çözüm getirmiş:
Emlakçı ücreti, depozito, elektrik-su-doğal gaz açma tutarları ve taşınma maliyetiyle uğraşmak yerine kahvaltı ve akşam yemeğinin olduğu, fatura derdinin bulunmadığı, üstelik de oda servisiyle temizliğin yapıldığı otelleri seçmeye başlamışlar.
Eşya masrafına değinmedim bile.
Bu yeni bir yaşam modeli olarak sosyal medyada servis ediliyor.
Vatandaşlar ise ikiye bölünmüş durumda; aile kültürü ile büyüyenler ve ne olursa olsun evin konforu başkadır diyenler bir yana; oteldeki yaşamı mantıklı ve daha ekonomik bulanlar bir yana.
İstanbul’da gerçekleştirilen bazı röportajları dinlerken şu bilgiyi de öğrendim.
Bu yaşam şekline ev sahipliği yapan bazı oteller uzun süreli konaklamalarda indirim uyguluyor!
Daha ne olsun…
***
Peki bu işin diğer bir cephesinde bulunan emlakçılar durumu nasıl değerlendiriyor?
Bursa Emlak Müşavirleri Esnaf Odası Başkanı Erdal Çelebi’ye Bursa’da böyle bir uygulama olup-olmadığını sordum.
İstanbul’un dipsiz bir kuyu olduğunu belirten Başkan Çelebi, haberlerde yer alan 2 hatta 3 depozito alınıyor iddiaları için “Ev sahipleri eşyalı kiraya verdikleri dairelerde bu uygulamaya gidebiliyor. Bir zarar oluşma ihtimali için tedbir alıyorlar” dedi.
Ayrıca İstanbul’da çoğunlukla rezidansta yaşamayı tercih edenlerin, otellere geçiş yaptığının altını çizen Çelebi; “Daire kirasına ilave olarak aylık aidatları ve faturaları da toplayınca aylık ödenmesi gereken 150 bin lirayı bulabiliyor. Hâl böyle olunca otellere geçme fikri ilgi görüyor” ifadelerini kullandı.
Şehrimizde ise böyle bir yaşam şeklinin oluşmadığını, Bursa’nın Anadolu kültüründen kopmadığını vurgulayan Çelebi; emlak müşavirlerinin kiracı haklarını da korumak için çalıştıklarını hatırlattı!

Tüm bu bilgiler ışığında yorum sırası sizde:
Otel odasında bir ömür geçer mi?