Hava Durumu

ÖZGEB’den ailelere çağrı!

Yazının Giriş Tarihi: 14.08.2024 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.08.2024 18:34

‘Farkındalık ve duyarlılık’ benim için kıymetli iki kavram.

İnsanlar çevrelerine karşı kör, sağır, dilsiz yaşamlarını sürdürürken, akışı bozan çıkışlar yapmak işe yarayabiliyor.

Bunun için dönem dönem dezavantajlı bireyler hakkında yazılar kaleme alıyor ve ilgili kurum, kuruluşlarından sorunlara karşı aldığım çözüm önerilerini paylaşıyorum.

Ne kadar etkili olduğunu elbette bilemeyiz ama sessiz kalmaktan daha iyi olduğu kesin!

Hem toplumda var olma çabası veren hem de yaşamları kendi başlarına idame ettirebilmek için özel desteklere ihtiyacı olan bu bireyler için şüphesiz çok sayıda proje üretiliyor, devlet destekleri sunuluyor.

Ancak sanıyorum en etkili olan ailelerin öncülüğünde kurulan sivil toplum kuruluşları.

Çünkü onlar dışarıdan bir gözle inceleyerek, geçici çalışmalar üretmiyorlar.

Yaşam şekilleri çocuklarına adapte olduğu için bu doğrultuda her şeyi çok iyi biliyor, deneyimliyor ve ona göre nokta atış işlere imza atabiliyorlar.

SMA, Otizm ya da başka bir konu fark etmeksizin önce kendi çocukları için daha sonra kendileri gibi uğraş veren ailelere yardımcı olabilmek adına yola çıkanları takdirle karşılıyor, basın olarak haberlerine yer vermeye devam ediyoruz.

Bugün ben tekrar ‘Otizm’e dikkat çekmek istiyorum!

***

Ülkemizde Otizm Platformu’nun paylaştığı verilere göre 600 bine yakın otizmli birey var.

Bunların yaklaşık 150 bini 0-14 yaş grubunda yer alan çocuklar!

Bu istatistikler tahmin de içeriyor çünkü toplumda henüz ulaşılamayan, teşhis konmayan, kayıtlara geçmemiş olanlarda var.

Peki, otizm nedir?

En sık karşılaşılan nöro-gelişimsel farklılık diyebiliriz.

Otizmli bireyler; sosyal çevreyle temasta zorlanıyorlar, iletişim bozuklukları yaşıyorlar. Eğer kendilerine yardımcı aileleri yok ise sosyal hayattan da tamamen kopuyorlar.

Belirlenmiş kesin bir nedeni ve tedavisi bulunmuyor.

Ancak eğitimle topluma kazandırılabiliyorlar ve sosyalleşiyorlar.

Hatta çalışma hayatına adapte olabiliyorlar.

Bunun için devlet desteğinin yanı sıra sivil toplum kuruluşlarının varlığına ihtiyaç var.

Bugüne kadar Bursa’da bu alanda hizmet sunan çok sayıda dernekle tanıştık.

Şimdi listeye biri daha eklendi:

ÖZGEB-Özel Gereksinimli Bireyler Derneği!

Derneğin Kurucu Başkanı Tülay Gürel; süreci en iyi bilen annelerden biri.

Kendi yaşadıklarından yola çıkarak aynı zorlukları yaşayanlara ses ve güç olmak istiyor.

Gazetemize ziyarete gelerek bize ayrıntılı bilgi verdi, bize de kamuoyunu bilgilendirmek düştü.

Projeleriyle örnek olmak isteyen ÖZGEB; 7 kurucu üye ile kurulmuş ve üyelerin de uzmanlıkları bulunuyor. Tecrübeliler ve oldukça bilgi sahibi hepsi.

Kuruluş amaçlarını şöyle ifade ediyor Başkan Tülay Gürel:

“Otizm başta olmak üzere, özel gereksinimli bireylerimizin, gereksinimlerinin nedenine odaklanmak yerine onların günlük hayatlarını kolaylaştıracak ihtiyaç haritalarının neler olduğunu fark ettirmek için kurulan bir derneğiz.”

Ve yaşanılan zorlukları özetliyor:

“Otizmli bireylerin en önemli ihtiyacı ‘eğitim’ diye bilinir ve tanı alınır alınmaz; eğitim kurumları, kreş ve rehabilitasyon merkezlerine koşan aileler, tanıyı almadan önce bilgi sahibi olmadığından dolayı bilgi kirliliği ile dolu alanda maddi ve manevi zorluklar yaşarlar. Aslında ailelerin öncelikle bir analiz yapması gerekmektedir. Günlük ihtiyaçları, aile içi iş birliği, planlı bir yaşam alanı oluşturulduktan sonra eğitime odaklanılmalıdır.”

Şüphesiz ailelerin bilinçlendirilmesi gerekliliği burada gündeme geliyor.

Ne, nasıl yapılmalı, hangi kurumlara güvenilmeli?

İşte burada devreye dernekler giriyor ve manevi destekleri ile ailelere dayanak oluyorlar.

***

Tülay Hanım ayrıca ailelerin yaşayabileceği diğer bir konuya da dikkat çekti.

Okuyanlar için faydalı olacağına inandığım açıklama şu şekilde:

“Aileler eğitim merkezlerine teslim ettiği evlatlarını tanımlayamazlarsa -çoğu aile rapor alır almaz, kurumlara koşmakta ve kurumlara teslim edilen çocuklar aile, kurum, terapi merkezi vb. alanlarda güvenli bağlanma olmadan büyüyorlar- çocukların kafası karışıyor. Bu da problemli davranış kazanmalarına sebep oluyor.

Aileler önce kendileri eğitim alıp sonra çocukları için doğru kararlar verebilir pozisyona gelince daha etkili oluyorlar. Bu sayede desteklenen çocuklar daha sağlıklı iken; plansız yaşayanların antidepresan bağımlısı olduğu gözlemleniyor.

Ayrıca büyük şehirlerde özel eğitim ile ilgili okullar, rehabilitasyon ve terapi merkezlerinde ciddi problemler var.

Sık değişen öğretmenler, eğitim modeli belli olmayan alanlar, çocuğun alanına giremeyen eğitimciler, antrenörlerin varlığı sorunlara örnek.”

***

Eğitimle ilgili alanda da okullar tatile girdiği anda sıkıntılar baş gösteriyor.

Otizmli çocuklar kendilerine öğretilen işleri belli bir düzenle her gün yapmaya alışıyorlar.

Rutinleri bozulduğu zaman aileler için sorunlar başlıyor.

Sonuçta çocuklar büyüyor ve ebeveynlerin yaşları ilerliyor.

Onları gün içinde meşgul edecek işlerin üretilmesi gerekiyor ve okuma çağı geçtikten sonra istihdama dâhil edilmeleri gerekiyor.

Bir de tüm bu sürecin ekonomik yükü de ağır!

Her yaş grubu için ayrı ayrı proje üretilmesi, kamu-özel ve gönüllülerden oluşan çalışma gruplarının oluşturulması önemli…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.