Deprem riskine karşı kentsel dönüşüm ve yapılarda güçlendirme öneriliyor. Bunun için meslek odaları ve belediyeler arasında protokoller imzalanıyor. Özellikle Tabakhaneler, Sıcaksu Bölgesi çok tartışılıyor. Ayrıntıları TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek’e sorduk.

Yaşanılan yüzyılın felaketi Kahramanmaraş Depremi’nin yaralarını sarmaya çalışıyoruz. Pek çok alanda uzmanlara danışılarak çalışmalar devam ediyor ya da biz öyle sanıyoruz. Depremzedeleri bir an önce yeni evlerine kavuşturmak için inşaatlar başlamış durumda. Zemin etütleri ve güçlendirme zaten yapılmak zorunda. Aynı hataların tekrarlanmasına tahammülümüz kalmadı. Nasıl bu hale gelindi? Neler yanlış yapıldı? Hem afet bölgesini hem de Bursa’nın kapısında bekleyen sinsi düşmana karşı nasıl mücadele edebileceğimizi TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek ile konuştuk. Bizim birer bina olarak gördüğümüz sürece Şimşek, “Bölgenin yeniden kurulması için yapılanlar farkında olmadan şehirlerin ruhunu yok ediyor bu yüzden doğru planlamanın yapılması gerekiyor” diyerek uyarıda bulundu.

İmar affı ile aslında cinayet işlendiğini ifade eden Başkan Şimşek, kentsel dönüşümün gerekliliğinin altını çizdi. Ancak Bursa’da bazı bölgeler ön plana çıkıyor. Dönüşüm başlamasına rağmen bu sefer başka sorunlarla karşılaşılıyor. Bunlardan biri Tabakhaneler, Sıcaksu bölgesi. Şehrin pek çok dinamiği uzunca bir süre burasının turizm için değerlendirilmesi gerekliliğini vurgulamıştı. Kaplıca için uygun olan, sıvılaşmanın yüksek olduğu bu arazide şu anda 690 konut planlandığını ve içinde ticari dükkanlarında olacağını belirten Şimşek, durumdan rahatsız olduklarını ifade etti. Bu bölge için projeyi görmek istediklerini belirten Şimşek, “Diğer protokollerin de sonucunda ciddi yaptırımlar uygulanacağının sözünü aldık” dedi.

Kahramanmaraş Depremi’nde yaşadığımız maddi-manevi kayıp çok fazla. Buna neden olan etkenler sizce nelerdi?
Kahramanmaraş Depremi ne yazık ki savaştan daha büyük yıkıma yol açtı. Ama aslında hiç şaşırmadık. Çünkü 1999’dan beri birçok şeyin iyileştiğini düşündük. İnşaatlarda hazır betona geçildi. 2000’den sonra yapı denetim sistemi devreye girdi. Yönetmelikler bazında büyük revizyonlar oldu. Ancak bugün deprem bölgesinde binalarda betonların gerçek görevini yürütmediğini görüyoruz. Demirden ayrışmış, yıkım sebebi olmuş. Üretim zemin analiziyle başlar, proje ile devam eder. Bir aşamada yapılan hata tüm sistemin çökmesine neden olur. Bunun da uyarısını yapıyor, “Şantiye şefleri sadece imza atıyor. Zemin etütleri uydurmasyon yapılıyor, doğru veriler olmuyor” diyorduk. Bina ne kadar iyi olursa olsun, zemin doğru bir güçlendirme görmediyse devriliyor. Maliyetler çok az olsun diye denetleme mekanizması devre dışı bırakılmıştı.
PLANLAMA HATALI
Yıkım sebebi olarak çok unsur sıralanıyor. En dikkat çekenlerden biri olan zemin sıvılaşması araziler imara açılırken yok muydu?
Tabii ki vardı. Toprak sıvılaşması olan bölgelerde yüksek kat önerilmez. Ancak gördüğümüz gibi bölgede en başında hatalı planlama yapılmış. Yüksek katlara imar verilmiş. Zeminin sıvılaşma riski taşıdığı yerlerde o inşaatlar yapılmadan önce doğru tedbirlerin alınması, gerekli güçlendirmelerin, zemin iyileştirmelerinin yapılması lazımdı. Zaten en başta planlama itibariyle biz tercih etmeyiz sıvılaşma bölgelerini. Tüm mekanizmalar doğru işlese bu yıkımlar olmazdı. “Bu çok büyük bir depremdi, hiçbir bina dayanamazdı” diyenler oluyor. Ama camı bile kırılmamış binalar var. Aynı bina, aynı toprak. Biri un gibi olmuş diğeri sapasağlam. Sorun ne? Denetim. Kim yapmalıydı? Şantiye şefi!
![]()
SONUÇLARI AĞIR OLDU
Yapı denetim firmaları ‘fay hattına yapılan binaların bundan kaynaklı yıkımları sorumluluğumuz değil’ diyorlar. ‘Yani denetim yapılmış ama yer seçimi yanlış’ görüşüne katılıyor musunuz?
Yıkılan binaların hepsi fay hattında değil! Fay hattından uzak ancak sıvılaşma yüzünden titreşim hareketinin gelmesiyle yıkılan binalar var. Yapı denetim için pilot il uygulaması bulunuyordu. 2019 yılına kadar da sipariş üzerine çalışılıyordu. Biz de sahadayız. Sahada yatırımcılar kendisine en az karışan, şantiyeye az gelen firmaları tercih etti. Bu uygulamanın sonuçları ağır oldu. 2019’dan sonra kişilerin keyfiyetine bakılmadan merkezi bir sistem ile havuz ataması yapılıyor.
ŞEHİRLER RUHUNU KAYBETTİ
Bölgenin hemen toparlanabilmesi için adımlar atılmaya başladı. Şu anda doğru planlama yapıldığını düşünüyor musunuz?
Şu anda bölgede jeoloji mühendisleri, inşaat mühendisleri, mimarların olduğu ekipler ve savcılıklar kusurluları bulmaya çalışıyor. Suçluları bulsak bile maddi manevi kaybımız çok. Kentlerin yapısı, kimliği, belleği kayboldu. Şehirler yaşayan organik yapılardır. Yıllar içinde kendi ruhunu oluşturur. Yıkımla bu ruh gitti. Maalesef şu anda yapılanlar kendi içinde tanımlı gitmediği sürece şehirleri yapaylaştıracak. Planlama şehirlerin dışında TOKİ’nin belirlediği alanlarda hızlıca yapalım bitsin mantığında ilerliyor. Bence büyük bir sıkıntı. Zaten insanlar travma yaşadı, bir de böyle bir hata yapılırsa onları kimliksiz şehirlere mahkûm etmiş oluruz. Güvenlikten, donatı alanlarının eksikliğine, yaşam konforuna kadar başka sorunlar da çıkar.

GÖRÜŞLER ALINMALIYDI
Bu saydığınız sorunların olmaması için önerileriniz nelerdir?
Bu şehirlerin ticari, tarihi, kültürel tarafının da kıymetli olduğunu düşünerek hareket etmeliyiz. Planlamalar yapılırken, oradaki yerel dinamiklerin özellikle akademik odaların, üniversitelerin, bölgeyi çok güzel incelemiş tarihçilerin, sosyologların da katıldığı ekipler oluşturulmalı. Planlar ortak akıl süreçlerinden geçmeli. Devlet güvenli konut yapmaya odaklandı. Bir an önce halkı konuta kavuşturmak istiyor ama bahsettiğimiz bu planlama süreci çok uzun vadede olan şeyler değil. Hakikaten doğru ekipler orada 2-3 ayda gereken planlamayı çıkartacaklardır. Şu an planlama bilimine uygun bir hareket yok.

MESLEK ODALARI İŞİN PAYDAŞI
Yaşadığımız bu felaketten sonra uzmanlar sürekli Bursa’da da büyük bir deprem beklediklerini açıklıyor. Önümüzde çok kötü bir örnek var. Peki, şehrimiz sizce bu depreme hazırlıklı mı?
Bursa’da ciddi bir seferberliğe ihtiyaç var. Yüzde 65-70’i niteliksiz yapılardan oluşan bir kentten bahsediyoruz. 650 bin yapı olduğu verisi mevcut. Çok ciddi bir dönüşüm ve yeniden toparlanma gerekiyor. Bir an önce başlayıp bu süreci yaşamak lazım. Biz, Büyükşehir, Nilüfer, Osmangazi, Yıldırım belediyeleriyle harekete geçtik, meslek odaları olarak işin paydaşı olduk. Gözlemsel, hızlı tarama ile yapı bazında bir envanter taraması yapacağız. Öncelikler belirledik, 1999 yılı ve öncesi yapılar, sonraki yapılar, 2004 hazır betonun uygulanmaya girdiği süreçler şeklinde bölümlere ayırdık. “Yeni yapılar nispeten daha güvenlidir kabulü” ile “eski yapıları ne yapabiliriz”e odaklanacağız. Kentsel dönüşümler, yapabilen için güçlendirme önereceğiz. Ama topyekûn çok büyük bir harekete, eyleme girmemiz lazım. Biz akademik odalar olarak elimizi taşın altına koyduk. Hakikaten varız dedik ve ilk adımımızı attık.
“Gözlemsel taramalar yapacağız” dediniz. Örneğin kolon kırıldığını tespit ettiniz. Kâğıt üzerinde mi kalacak, yaptırımı olacak mı?
Biz bunu belediyeye raporlayacağız. Belediye de bunu Bakanlığa raporlayacak. Devletin esas görevi can güvenliğini sağlamak. Bunlarla ilgili yıkım veya güçlendirme yaptırımı uygulaması lazım. O yüzden bunun yapılması için her türlü baskıyı yapacağız. Zaten onlar da gerekli yaptırımı yapacaklarını söylediler.
İMAR BARIŞI CİNAYETTİR!
İmar barışı hakkında bilgi verir misiniz?
Herkes binasını meşrulaştırıp, hayatına devam edebileceğini zannetti. Çok sayıda niteliksiz bina imar barışından yararlandı. Biz imar barışını zaten hatalı bir karar, kanun olarak kabul ettik. Odalarımızın da açıklamaları, eylemleri oldu. Bir şey değiştiremedik. Bursa’da bir deprem olsun önce bu uygulamadan yararlanmış yapılarımız yıkılacak! Bu cinayete teşebbüstür.
ZOR BİR BÖLGE
Tabakhaneler ve Sıcaksu Kentsel Dönüşüm Projesi hakkında görüşünüz nedir?
Bu projede 690 konut planlandı. Buranın sıvılaşma oranının çok yüksek olduğunu biliyoruz. Belediye zemin tetkiklerinin doğru yapıldığını bildiriyor. Güvenlik açısından sahanın çok iyi denetlendiği, zemin iyileştirmesinin yapılacağı taahhüttü verildi. Zor bir bölge. Sıcak suyun üstünde. Fay hattı üzerinde olmadığı sürece bir şekilde teknoloji ve mühendislik bunun üstesinden gelebiliyor, doğru yapı yapılabiliyor. Millet suyun içine bile yapabiliyor yapıyı. Mesele bu değil. Mesele doğru teknolojinin kullanılması, denetlemenin uygulanmasının sağlanması.

KONUTA BOĞULACAK
Bölgenin turizme ayrılması, kaplıcaların yapılması önerilmişti. Konut yapılıyor olmasını nasıl karşılıyorsunuz?
Bu kadar termaliyle marka olmuş bir şehre, sıcak su gibi kıymetli kaynağın üstüne bu konutların yapılması lazım mıydı? Bölgede turistlerin gelmesine yönelik bir eylem olabilecekken ne yazık ki konuta boğulmasına karar verildi. 690 çok ciddi bir konut rakamı ve ticariler de var bildiğim kadarıyla. Müthiş bir yapı ve insan yoğunluğu katacağız oraya. Alt yapısından tutun, trafik yüküne kadar çok ciddi bir şey olacak. Demografi de değişecek.
Ayrıca sosyo-ekonomik anlamda da bölgeye çok kâr getireceğini zannetmiyoruz. Büyükşehir Belediyesi orada kentsel dönüşüme girmekten başka çare olmadığını söylüyor. Gerçek bir termal proje yapılsaydı belki uzun vadede kazançlı bir iş olacaktı, önemli olan da buydu. Bu şehrin kazanması için Tabakhaneler Bölgesi termal olarak yaşatılmalıydı. Kaldı ki tüm o süreçler hep termal bölge olacak kabulü ile yapıldı.
İyi bir gelişme aktarayım. Akademik Odalar olarak oranın projelerini istedik. Kendimiz de güvenliğini gözden geçireceğiz!