Bir seneyi daha geride bıraktık. Pek çok alanda sınandık. Ama en çok hangi alanda zorlandık? Her şey hallolur ama sağlık en önemlisi! Onu kaybetmek, tüm anların keyfini kaçırıyor, üzüldüğümüz şeylerin gereksiz olduğunu bizlere kanıtlıyor. Bu nedenle hastaneler için; “İyi ki varlar ama Allah düşürmesin” deriz. Ancak Türkiye’de pandemi sonrası sağlık alanında bazı sıkıntılar yaşanıyor. Doktorların, hastaların ve Bursa’da hastanelerin durumu hakkında ayrıntılı bilgi almak için Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Levent Tufan Kumaş ile görüştük.
Salgın döneminde zorunlu olmadıkça hastanelerden uzak durduk. Düzenli olmamız gereken muayenelerimizi pandemi sonrasına bıraktık. Normalleşme süreci başladıktan sonra ise; yeni bir sorunla karşılaştık:
İstediğimiz hastanede, istediğimiz branşta randevu olmaması!
Hatta sadece Bursa’da merkez hastanelere bağlı kalmaksızın ilçelere de müracaatlar başladı. Bu şekilde çözüm alınamayınca maddi gücü yetenler özel hastaneleri tercih eder oldu. Bir şekilde sistemin tıkandığı hissedildi. Hem hastalardan hem de doktorlardan çeşitli şikâyetler ilgili kurumlara iletiliyor, basına da yansıyor. Son düzenleme ile ek randevu dönemine geçildi ve bununla birlikte hasta başına düşen muayene süresi 5 dakika oldu. Bursa Tabip Odası’nın sitesinde yer verilen Dr. Muhsin Güllü imzalı “Bursa’da Sağlık Hizmeti Raporu”nda hekim ve hekimlere başvuru sayıları, hastane yatak kapasitesi ve acile başvuru oranı gibi çarpıcı bilgiler paylaşılıyor. Muayene süresine de vurgu yapılıyor.

SIRALAMADA BURSA
Rapordan bir bölümü paylaşmak istiyorum:
“Tıp eğitimini başarı ile bitiren kişilere ‘Tıp Fakültesi’ diploması ve ‘pratisyen hekim’ unvanı verilir. Pratisyen hekim, insan sağlığının korunması için önlemler alan, hastalıklara tanı koyan, tıbbi ve cerrahi girişimlerde bulunarak hastalığın tedavisini sağlayan kişilerdir. İl Sağlık Müdürlüğü verilerine göre Bursa’da 10 bin kişi başına düşen pratisyen hekim sayısı 9 yıl içinde kamuda yüzde 9 artmışken, özelde bu artış yüzde 45 olmuştur. Ülkemiz ve ilimiz OECD ülkeleri ile karşılaştırıldığında pratisyen hekim sayısında oldukça geride olup, şehrimiz Türkiye ortalamasının altında kalmaktadır.”
Bu veriler ışığında sorularımızı yanıtlayan Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Levent Tufan Kumaş, şu anda yaşanan sorunlardan biri olarak kışkırtılmış sağlık talebini vurguluyor ve hem doktorların hem de hastaların sorunlarını kamuyla paylaşmakla görevli olduklarını belirtiyor. Kan Bankacılığı ve Transfüzyon Tıbbı alanında çalışan Başkan Kumaş, herkesin mevsimsel olarak hastalıklarla mücadele ettiği ve yoğun iş temposu olduğu bu dönemde bizlere zaman ayırdı. Kendisine teşekkür ediyoruz.

HEKİMLERİN SORUMLULUKLARI
Türk Tabipleri Birliği ve Tabip Odaları’nın kuruluş amacı nedir? Topluma hizmetleri nelerdir?
Türk Tabipleri Birliği 1953 yılında 6023 sayılı Kanun ile kurulmuştur. Yaklaşık 70 yıllık bir kurum. Kamu kurumu niteliğinde olan bir meslek örgütüdür. Amaçları için kanunda iki tane ana madde bulunmaktadır. Birliğin:
1. Hekimlere ve hekimlik mesleğine karşı sorumlulukları var. Meslekte; etik ve deontoloji ilkelerini korumak, gözetmek, mesleğin hekimlik yönünde iyileşmesini sağlamak, hekimler arasında ilişkileri düzenlemek, mesleğin saygınlığını korumak, hekimlerin özlük haklarını, çalışma koşullarını, mesleği uygunca yerine getirebilecek koşulları, yerine getirebilecek ortamı sağlamak.
2. Kişilerin ve toplum lehine sağlığın geliştirilmesini sağlamak.
Yani hem hekime hem topluma karşı sorumluluk ve görevler var!

HER BASAMAK KRİZDE
Türkiye’de ve Bursa’da sağlık sisteminin gidişatı hakkında kötü bir algı var. Aile Sağlığı Merkezleri’nde yoğunluk yaşanıyor. Bu konuda değerlendirmeleriniz nelerdir?
Bununla ilgili bir rapor yayınladık. Sistemin işlemediği, ciddi sorunların yaşandığı doğru. Muayene olmak için son dönemde bir girişimde bulundunuz mu? İlk örnek bu. Muayene için randevu alamıyorsunuz. Diyelim başardınız o zaman hekimin sizi muayene etmesi için 5 dakikası var. Araya başka hastalar da alınabiliyor. Birinci basamak dediğimiz Aile Sağlığı Merkezleri yoğun, ikinci basamak olan hastaneler yoğun, üçüncü basamak araştırma eğitim hastanelerinde de durum aynı. Hastalara bu kadar sürede bakmak mümkün değil. Hekimle hasta arasında iletişim kurabilmesi için zamana ihtiyaç var. Gelinen noktada artık bu çok zorlaştı. Bursa’da, aile hekimliği birim başına düşen nüfus 3 bin 245. Sağlık sisteminin kaldırabileceğinden fazla bir talep yaratılmış durumda.

KIŞKIRTILMIŞ TALEP
Bu noktaya nasıl gelindi? Hasta sayısı mı arttı, doktor mu azaldı?
Hasta-hekim oranında iyileşme olduğunu görüyoruz ama bu yetersiz. Asıl sorun aslında bu değil. Bu oran en azından eksiye inmemiş, geçmişle kıyaslayınca 10 bin kişiye düşen hekim sayısı azalmamış ama hekime başvurusu sayısı artmış. Biz bunu şöyle yorumlayabiliriz; toplum daha çok hastalanıyor ya da sağlık politikalarının ürettiği olumsuz bir sonuç. Buna; “Kışkırtılmış Sağlık Talebi” diyoruz.
Sağlıklı sistemi toplumun hasta olmasını engellemek için önlemler alır normalde. Bu “Koruyucu Sağlık Hizmeti”dir. Aşılama ve gebelerin, çocukların takibi, çevreye ilişkin önlemlerin alınması vb… Burada bir zafiyet var. Şu anda sağlık sadece tedavi edici olarak algılanmaya başladı. Bir kişinin hekime başvuru sayısı bir yılda ortalama 10’un üstünde. Aynı zamanda siyasi yatırım olarak bunun kullanılmış olması da yığılmayı artırdı. ‘Eskiden hastalar hekimlere ulaşmakta zorluk çekiyordu, biz hekime ulaşmanızı kolaylaştırdık’ dendi ve siyasi kazanç elde edildi. Mesela, 2013’te acil servislerde muayene oranı yüzde 30 civarındayken, 2022’de yüzde 40’ın üzerine çıkmış. Bu oran korkunç. Bir yıl içerisinde 100 milyonun üstünde. Yani ülke nüfusundan çok insan acile gitmiş. Dünyada böyle bir istatistik yok. Olması gereken sevk zincirinin kurulmasıdır.

SİSTEM ÖZELLEŞTİ
Peki, yaşanan bu sorunlara pandeminin etkisi var mı?
Hayır, pandemi öncesi başlamıştı sorunlar. Politika çerçevesinde bu hale geldik. Tedavi edici hizmetler öne alındı. Bununda ekonomik sebepleri var. Çünkü sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi hızlandı. Özel sağlık kuruluşları çoğalmaya başladı. Oran olarak Bursa’ya ilişkin raporda da yıllar içinde hastane, yatak sayısı, yoğun bakım sayısı, özelde istihdam edilen hekim sayılarında hem yatırım hem personel açısından artış olduğunu göreceksiniz. Şehir Hastanesi de aslında özel sayılır. Devlet kira ve hizmet bedeli ödüyor. Böyle bir sistem kurgulandığında özel sektörün sağlığa bakışı, kâr elde etmek, kazanç sağlamak. Dolayısıyla sağlık, satın alınan bir metaya dönüştü, onun sonuçlarını yaşıyoruz!
TÜKENMİŞLİK YAŞIYORUZ
Sağlıkta şiddet hakkında bilgi verir misiniz? Yalnızca doktorlar için mi mücadele ediyorsunuz? Hastalardan gelen şikâyetleri de değerlendiriyor musunuz?
Saygı toplumumuzda eksik olan bir şey. İçinde bulunduğumuz ortam hekimleri hissizleştiriyor, duygusuzlaştırıyor, robotlaştırıyor. Her sene bütçe içinde sağlığın payı düşüyor. Özlük haklarımız iyileştirilsin, çalışma ortamları düzeltilsin diye bekliyoruz. Buna ek saygısızlık ve şiddet görüyoruz. Sonuç olarak ‘Tükenmişlik’ yaşanıyor. Fiziksel şiddet 2016-2022 arasında 20 binden fazla. Fiziksel şiddetten bahsediyoruz, hakaret, bağırma, tehdit bunları saymadık bile bu rakamlar içinde. Şiddete gerekçe bulamayız! Ülkenin genel ikliminde şiddetin artışında etkin olan faktörler var. Sistemin krize girmesine yol açan durum, sağlığı yönetenler tarafından hekimlerin sırtına yüklendi. Sorumlu olarak hekimler adres gösterildi. “Sağlıkta Şiddet Yasası” çıkarılmasını istiyoruz. Hekimleri savunmak görevimiz. Ancak tabii ki hastaların şikâyetlerini de dinliyoruz ve gereken işlemleri yapıyoruz.

KAMUYU BİLGİLENDİRİYORUZ
Türk Tabipleri Birliği kapatılsın diyen siyasiler mevcut. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Neden böyle bir şey söyleniyor?
Bu söylemler yeni değil. Eskiden beri var. Yalnızca bize değil tüm meslek odalarına karşı böyle bir tutum var. Sağlık sistemine ilişkin sorunları hem ilgili mercilere hem de basın aracılığıyla kamuya duyuruyoruz. Bu durum iktidarı ‘sadece bu iktidara ilişkin bir şey değil’ rahatsız ediyor. Pandemi döneminde Sağlık Bakanlığı bize gerçek verileri sunmadı. Biz gerçeklere ulaşmak konusunda çaba harcamak durumunda kaldık.
Mesela dişinizin ağrıması kötü bir şey midir? Ağrıdığı için kurtarılan dişleriniz var.
Şimdi bu ağrı olsun mu olmasın mı bir daha düşünün!
Ağrı sistemi olmasaydı, bozukluktan haberiniz olmazdı. Hoşlanmayız ama ihtiyacımız var. Biz toplumun ağrısını veren sinir uçlarıyız. Bacağınız ağrıyınca onu kesmezsiniz, iyileştirmeye çalışırsınız.
Bir yıldır özlük haklarımızın iyileştirilmesi için meydanlardaydık. Bu da rahatsızlık uyandırdı. Bu kurum, zaman içerisinde sınanmış, saygınlığını korumuş ve bu saygınlığı tüm bu süreçlerde tekrar tekrar ispatlamıştır. Onun için iktidarın meslek örgütünden rahatsız olması onu kapatma gerekçesi olamaz. Haksız hukuksuz tavırlar topluma zarar verir. Meslek örgütümüze saldırıları doğru bulmuyoruz!

Son olarak en çok merak edilenlerden; Tıp Fakültesi öğrencileri için destekleriniz var mı?
Burs imkânımız var. Yaklaşık altmış civarında öğrencimiz var. En çok gurur duyduğumuz budur. Burs fonu tamamen bağışa bağlı. Sizin aracılığınızla sesimizi duyurmuş olalım!