Tüm Mühendis Kadınlar Derneği’nin düzenlediği zirveden gözlemlerimi dün aktarmaya başlamıştım.
Sıra, ‘T-İnsan’ ile ‘Yarının İşini Yarına Bırakma’ kitaplarının yazarı Fütürist Ufuk Tarhan’ın anlattıklarını aktarmaya geldi…
Yılda bir kez de olsa kendisinden gelişmeleri dinleyebiliyor olmak çok kıymetli.
Zira Türkiye’de henüz yapay zekâ ve robotlar konuşulmazken O, bize geleceğin profilini çizmişti.
2015 yılında televizyonda meşhur bir talk-showa katılmış ve anlattıklarıyla dikkat çekmişti.
O dönemde ben yüksek lisans öğrencisiydim; işin ciddiyetini kavrayamayanların şakayla karışık imkânsızlık söylemlerine inat o günden beri teknolojinin takipçisiyim.
Bugün güncellenmiş bilgilerle sözü Hocama bırakıyorum…

Tarhan konuşmasına; “Kadın meselesine fena halde taktım” diyerek başladı ve “Öyle inanıyorum ki eğer kadınların sorunları çözülürse, dünya çok daha güzel bir yer olacak” diye devam etti.
Ne yazık ki insanlık uzaya koloni kurmanın hayalini kurarken diğer yanda kadınlar varlıklarını kabul ettirebilme mücadelesine devam ediyor!
Farkındalık adına önemli olan bu kısma değinmek istedim; teknolojiye geri dönüyorum…
Geleceğin büyük ölçüde bilindiğini ifade eden Tarhan öncelikle ‘dijital ikiz’ kavramı üzerinde durdu:
“Daha önce T-İnsan olunması gerektiğini vurguluyordum ama artık bu yetmiyor. Sırada ‘LEGEND İNSAN’ var. İnsansılar ve organik insanlar artık bir arada! Robotları, insansıları üretirken aslında biz kendimizle yeniden tanışıyoruz. Tüm gelişmeler ışığında çocuklarınız 120 yaşına kadar yaşayabilecek. Eğer çocuklarınıza dijital ikiz üretmezseniz ilerde size çok kızacaklar. Biyolojinin bile dijitlerle ifade edilebildiği çağ başlayacak. Belirsizlik olsa ‘ne yapacağız?’ demekte haklı olabilirsiniz. Dünyanın nereye gittiği belli; gelişmelere yetişmek için vaktimiz varken neyi bekliyoruz?
***
Bir parantez açayım:
Elimizi kolumuzu bağlayan bir gerçeklik var.
Ekonominin, altyapının ve cihazların gelişmelere erişmemizin önündeki en büyük engel oluşu!
Tarhan’ın da belirttiği gibi hem sürdürülebilirlik sorunu hem de gelir dağılımı adaletsizliği mevcut.
Bu vahim tablo yalnızca ülkemiz için değil dünyada böyle.
Ve teknolojiye dair her gün haberlerle karşılaşırken, duraklama dönemine girdiğimiz de bir gerçek.
Tarhan, altyapı sistemlerinin yetersiz kaldığını ifade etti; kullandığımız telefonlar, bilgisayarlar yenilikleri kaldırabilecek halde değil.
Bu bir fırsat!

Tarhan:
“İş hayatımın neredeyse tamamı teknoloji alanında geçti. 20’li yaşlardaki gençler gelir adaletsizliğine, kendilerini anlamayan ve yeniliklere kapalı yetişkinlere itiraz ediyor. Farklı bir dünya istiyorlar ve şekillendirecekler. Teknokrasi 1.0 dönemindeyiz. 2.0’a geçilecek. Bunu hafife alan oyundan çıkacak. Size ‘yapabilirsiniz’ demiyorum size ‘YAPMALISINIZ!’ diyorum.
Nasıl ilkokulda okuma-yazma öğrendik; diplomalar aldık. Bu süreç de aynısı.”
Tabii kavramları tanıtmak faydalı:
Teknokrasi, siyasi partiler ve ideolojiler yerine; bilim insanları, mühendisler ve uzmanların (teknokratların) karar alma süreçlerini yönettiği bir sistem.
Teknokrasi 2.0 ise; geleneksel uzman merkezli devlet yönetimi olan teknokrasinin, yapay zekâ, büyük veri ve algoritmik yönetim sistemleriyle birleştiği modern bir model.
Yani ülkeleri oy verilen siyasi partiler yönetiyor sanıyoruz ama geleceğin lideri yapay zekâ, yeni para birimi de veri!
***
İşsiz kalınacak korkusu yerine yeni dünya kabiliyetinin ‘odaklanmak’ olduğunun da altını çizen Tarhan: “Bundan 10 sene sonra aklınızda olmayan bir işi yapıyor olacaksınız. Örneğin konuşmacı ya da danışmana ihtiyaç kalmayacak. Bizim neslimizle birlikte sona erecek. Çünkü yapay zekâ devrede olacak. Onun için endüstriyel otomasyona odaklanmalısınız. Yazılım icat edecek halimiz yok ama ülke olarak icat edilmiş şeylerle sorunlara çözüm üretmenin yollarını bulabiliriz.”
Böyle anlatılınca size hâlâ ütopya gibi geldiğinin farkındayım.
Daha fazlasını merak edenler için ‘Yılın En İnovatif İş Kitabı Ödülünü’ alan T-İnsan’ı öneriyorum.
Son söz yine Ufuk Tarhan’dan:
Gelecek tahmin edilemez, tasarlanır ve yaşanır!