Geleneksel olandan hızla uzaklaşırken, bizlere dikte edilen modernleşme olgusu elimizde ne var ne yok götürdü.
Önce köylere veda edildi, sonra sağlıklı gıdalara…
Gün geldi “doğa ve doğal olan” kıymete bindi.
Ancak bu da sanki bir hobiymiş gibi toplumda kendisine organik çiftlikler olarak yer bulabildi.
Zaman zaman ünlü isimlerin İstanbul’dan bir Ege kasabasına taşındığını ve bu tarz ekolojik yaşam merkezleri kurduklarını görüyoruz magazin haberlerinde. Bunu hem kendi sağlıkları için yapıyorlar hem de yeni bir gelir kaynağı oluşturuyorlar.
Üretim az olduğundan sağlıklı gıdaya ulaşabilmek için yüksek ücretler ödüyoruz.
Aslında ondan da şüphe ediyoruz.
Sırf adını duymadığımız bir çiftlik etiketi var diye tavuğu gezen, meyveyi-sebzeyi ata tohumundan sanıyoruz!
10 katlı binalarda yaşamak, son model araba alabilmek, tatilde 5 yıldızlı otellere gitmek hayaliyle yanıp tutaşan toplum şimdi eskiye dönebilmek için çabalıyor.
Asıl lüks olan neymiş hep birlikte öğreniyoruz!

***
Bursa’da Nilüfer Belediyesi ekolojik tarıma dönüş için balkon çiftçiliğini başlatmıştı.
Bu yıl 8.si düzenlenen Nilüfer Tohum Takası, İhsaniye Kapalı Pazar Alanı’nda renkli görüntülere sahne oldu, yoğun ilgi gördü.
Havanın çok soğuk oluşu ve çoğu kişinin tek tatil günü olan pazara denk gelişi bile etkinliğe engel olamadı.
Saman balyalarının arasında fotoğraf çektirmek isteyenler, çocuklarına doğalı göstermeye çalışan aileler oldukça mutluydu.
Beşer tohum alma hakkımız olan stantlarda kuyruk vardı.
Herkes istediği tohumların numaralarını kâğıda yazarak sıraya girdi.
Bamya, biber, domates, kabak lif, turp, havuç, mısır, dereotu, ayçiçeği hatta gülhatmi çiçeği.
Bu kadar çok çeşit olduğunu görünce ben de şaşırdım.
Ata Tohum Takas Derneği ve EKODER de organizasyonun en önemli paydaşlarıydı.
“Önce dostluklar sonra tohumlar yeşersin” sloganıyla 40’tan fazla ürünün tohumunu dağıttılar.
Tabii ki herkesin tarlası yok, çiftçi olma imkânı yok.
Ancak bir umut, bir gün biz de ekeriz heyecanıyla alındı ata tohumları.
Amaç dernek yetkilileri tarafından şöyle belirtiliyor, “Bugün bu tohumu alıp üretime başladığınız zaman ileride siz tohumları paylaşıyor olacaksınız. Bu sayede tek sefer ürün veren kısır tohumlardan kurtulmuş olacağız, devamlılığı sağlayacağız.”
Şehrin gürültüsünden sıyrılıp hep bu şekilde yaşama isteğini tetikliyor böyle organizasyonlar.
Etkinliğe katılan Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem ise, “Tohum yaşamdır. Dünyada yaşanması beklenen gıda krizinde bizleri kurtaracak olan topraklarımız ve bu topraklara yabancı olmayan tohumlarımızdır. Yerel tohumları korumak, yok olmalarını engellemek amacıyla düzenlediğimiz Nilüfer 8.Tohum Takası etkinliğinde bu yıl 50 bin tohumu gönüllülerimizle buluşturduk. Hibrit tohum dayatmasına karşın kendi tarımsal üretim potansiyelimizi harekete geçirelim. Sadece kırsalda yaşayan yurttaşlarımızı değil kent insanını da tarıma yöneltiyor ve özellikle çocukları tarımla tanıştırmayı hedefliyoruz. Çocuklarımıza bırakacağımız en değerli mirasın ata tohumları olacağını unutmayalım. Sadece Atamızın değil ata tohumlarımızın da izindeyiz” açıklamasını sosyal medya hesaplarından yaptı.
***

Peki ata tohumunun önemi nedir?
Anadolu’nun tarım ürünlerinden elde edilen ata tohumu doğal koşullarda yetiştirilmek için uygun.
Bunlarda kimyasal besin ya da aşırı gübreleme gerekmiyor.
Verim elde edebilmek için su, besin ve güneş ışığı gibi doğal ihtiyaçların karşılanması yeterli oluyor.
Ata Tohum Hareketi ile incelenen ürünler, Tarım ve Orman Bakanlığı uzmanları tarafından çoğaltılıyor. Bu süreçte bitkilerin doğal gelişiminden yararlanılıyor. Bu sayede ürünler doğal vitamin ve mineral zenginliğini hiçbir bozulma olmadan koruyor.
Katkı olmaması nedeniyle elde edilen ürünler uzun ömürlü olamıyor ve hemen tüketilmesi gerekiyor.
Mevsim dışı sebzelerin üretiminde kullanılamıyor, kullanılsa da verim alınamıyor.
Her mevsim her gıdayı görmeye alıştığımızdan bu yana çoğunun doğal olmadığının da bilincindeydik aslında.
Eskiye dönüş bizi kurtaracak.
Ancak bir gerçek var ki, ata tohumu alma yarışı bahaneydi bence hepimizi çağıran, cezbeden bu yaşam şekli!
