Eğitim her çocuğun hakkı. Bu hakkın sağlanması için deprem bölgesinde yoğun bir mücadele verilirken aynı şekilde göç olan diğer illerde de çalışmalar devam ediyor. Yaşanılan sorunları, yaklaşan sınavları ve şehrimizdeki durumu Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı Yeliz Toy ile konuştuk.
Okulların açılması, deprem bölgesinde online diğer illerde yüz yüze olması beraberinde diğer sorunları da gündeme getirdi. Eğitimde eşitsizlik tartışmaları alevlendi. Buna ek olarak bölgede yaşayan binlerce genç gelecek telaşı içinde. Yıkılan binaların arasından çıkan test kitapları, ders notları hayatta her şeyin nasıl anlamsız olduğu gerçeğini yüzümüze çarptı. Enkazda sadece insanlar değil hayaller, umutlar da kaldı. Şimdi bölgeden sağ çıkmayı başaranları lise ve üniversite sınavı bekliyor. Sorgulamadan duramıyoruz, depremzede öğrenciler bunu nasıl aşacaklar? Sistemin değişmesi gerekiyor. Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı Yeliz Toy’a “Bunu nasıl yapabiliriz?” diye sorduk. Bursa’ya gelen ve bölgede kalanların eğitim şartlarını da anlatan Başkan Toy, “Alınan hiçbir önlem yeterli olmayacak. Sınav odaklı eğitim sisteminden vazgeçilmeli” dedi.

Deprem bölgesinde eğitim online olarak devam ediyor. Durum hakkında ayrıntılı bilgi alabilir miyiz?
Maalesef eğitim alanında da büyük bir sınav veriyoruz. Acilen yüz yüze eğitime geçilmesi gerekiyor. Bunun için güvenli koşulların oluşturulması lazım. Çadırlarda psikoterapi, oyun terapisi gibi süreçlerin varlığını çok önemli buluyoruz. Konteyner sınıfların ve burada görev alan uzmanların sayıları artırılmalı. Başka bir sorun daha var. Ne yazık ki depremzedeler bölgeyi terk ediyor. Eğitim öğretime başka illerde başlayanlar var.

DERSLİK YETMİYOR
Bursa’ya gelen depremzede öğrenci sayısı verebiliyor musunuz? Şehrimizde bu konuyla ilgili yaşanan bir sorun var mı?
İlimize 6 binden fazla depremzede öğrenci geldi. Yaşadığımız sorun okulların yeterli dersliğe sahip olmaması, sınıflar sıkışık. Oysa o öğrencilerle tek tek ilgilenilmesi gerekiyor. Okullarda rehber öğretmenler bireysel terapi süreçleri için destek oluyorlar. Psikolojik danışmanların yürüttüğü faaliyetlerin hayati önemi var. Fakat Bursa’da da diğer illerde olduğu gibi yeteri kadar danışman ve rehber öğretmen bulunmuyor. Dokuz yüz civarında rehber öğretmen elinden geleni yapıyor ama öğrencilerimizin travmayı atlatabilmesi için daha çok rehabilitasyona ihtiyacı var. Bu konuda da tüm illere hem psikolojik danışman ataması yapılmalı hem de ciddi olarak hızlıca, özellikle Bursa için söylüyorum, derslik yapılmalı.

‘VERİLERİ İSTİYORUZ!’
Peki, durumu bir de şu şekilde düşünsek. Ailesini, evini kaybetmiş bir öğrenci tanımadığı bir yere geliyor ve eğitime başlıyor. Sizce rehber öğretmen bunun için yeterli bir destek mi?
Tabii ki haklısınız. Ben ailesiyle birlikte gelen depremzede öğrenciler için rehber öğretmenlerin sayısının artırılması gerektiğini söylüyorum. Ailesini kaybetmiş olanlar devlet himayesinde kurumlara yerleştiriliyor. Oralarda klinik psikologlar tarafından çalışma yapılıyor. Birinci derece yakınını kaybeden çocuklarla ilgili ciddi çalışmaların yapılması lazım. Biz bu süreci açıkçası yakından takip edemiyoruz. Sadece zaman zaman Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı sayı açıklıyor. Çocukların güvenliğinden endişe eden bir halk var. “Çocukların devlet kurumunda bir himayede olduğundan emin olmak istiyoruz ve çalışmaların bizimle paylaşılmasını istiyoruz” diye Bursa Valiliğine bir başvuru yaptık. Henüz bir cevap gelmedi. Lütfen, Valilik verileri kamuoyuyla paylaşsın!

SINAVLAR KALDIRILMALI
Diğer bir sorun yapılacak ÖSYM sınavlarıyla ilgili. Travma yaşayan öğrenciler buna ilave olarak hayallerinin peşinden gidebilmek için sınavlara girecekler. Üniversiteye yerleştirmede çözüm üretilmeye çalışılıyor. Durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Afetle eğitimde eşitsizlik arttı. Depremi yaşamış binlerce öğrenci travma yaşarken, bir taraftan da gelecekleri ile ilgili kaygılılar. Çözüm olarak sınav konularının daraltılması kararı verildi. Ama yetmez! Sınav odaklı eğitim sisteminden vazgeçmeliyiz, sınavlar kaldırılmalı. Başka bir yol denemek zorundayız. Ne tür önlem alırsak alalım bu yeterli değil. Deprem bölgesinde kalan çocuklar için eğitim çadırları kuruldu. Bölgede arkadaşlarımız, çok sayıda eğitim emekçisi çocuklara destek oluyorlar. Bu konuda öğretmenler özveri ile bölgede çalışıyorlar. Yine buraya gelen öğrenciler için akademik olarak eksikleri tamamlamak adına öğretmenler seferber oldular. Okullar da kapılarını açtılar. Tabii ki devletin alması gereken önlemler bunlardan daha büyük olmalı.

FIRSAT EŞİTLİĞİ OLMALI
Bazı uzmanlar yabancı uyruklu öğrencilere tanınan kontenjanın depremzedelere aktarılmasını öneriyor. Sizin öneriniz nedir?
Biz açıkçası başka bir eşitsizliğe sebep olacak herhangi bir kontenjan önerisinde bulunamıyoruz. Şunu söyleyebiliriz, öğrencilerin tamamen ihtiyaçlarını karşılayacak, onlara destek olacak politikalar üretilmeli. Kaynaklar, personel, her türlü destek onlara sağlanmalı. Şimdiye kadar defalarca taleplerimizi Millî Eğitim Bakanlığı’na ilettik. Fırsat eşitliğini yaratarak çocukların gerçekten severek öğreneceği, ezber yaparak test çözerek değil, bilgileri içselleştireceği ve bütün okulların eşitleneceği bir sistem istedik. Sınavlarla okullar nitelikli niteliksiz diye ikiye ayrılıyor. Aralarındaki fark giderilmelidir. Proje okulları kaldırılmalıdır. Çocuklar evine en yakın okula kendi isteği ile gitmelidir. Okul türleri arasında çocukları mesleki eğitime ya da imam hatiplere zorlamak doğru değildir. Bu çalışmaları yapmak zorundayız. Belki sadece üniversite sürecinde bir sınav olabilir çünkü hemen bunu kaldırmak zor.
***
BURSA EĞİTİM CAMİASI DEPREME HAZIR DEĞİL!
Kahramanmaraş Depremi’nin ardından pek çok alanda kendi yaşadığımız şehirleri sorgulamaya başladık. Gün içinde zamanı en çok nerelerde geçiriyorsak oralara odaklandık. En önemlilerden biri eğitim kurumları. Aileler çocuklarının güvende olduğunu bilmek istiyor. Binaların ve zeminlerin durumu hakkında bilgi talep ediyorlar. Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı Yeliz Toy fay hattı bölgesinde yaşayıp, deprem riski yüksek bir bölgede olmamıza rağmen Kahramanmaraş Depremi’ne kadar bir eylem planımızın bile olmadığını belirtiyor. Sinsi bir düşmanla karşı karşıyayken onunla mücadele edebilecek bir hazırlığımız bulunmuyor. Tablo vahim. Günü kurtarıyor, bir de uzmanların Marmara için beklediği depremin büyüklüğü ile ilgili açıklamaları, stresten tükeniyoruz.

EYLEM PLANI YOKTU
Bursa’da eğitim camiası olası bir depreme hazır mı? Yapılan tatbikatların işlerliği var mı?
Biz bir afete hazır değildik. Eğitim açısından da hazır değildik. Depremden sonra Bursa’da Milli Eğitim Müdürlüğü öğretmenlere sorular gönderdi. ‘Arama kurtarma ile ilgili bilginiz var mı? Yeterlilikleriniz nelerdir?’ gibi... Oysa bunların çok daha önceden biliniyor olması gerekirdi. Depremden 10 gün sonra rehberlik araştırma merkezlerine afet eylem planı gönderildi. Daha önce bir eylem planımız da yoktu. Okullar açıldı. Travmatize olmuş bir halde öğrenciler derslere başladı. Öğretmenlere okulun ilk günü nasıl davranmaları gerektiğiyle ilgili bir eğitim verilmeliydi. Çok kritik bir süreç çünkü. Ama şehrimizde bunlar son güne kaldı. Okullarda tatbikatlar yıllardır yapılıyor ama daha gerçekçi olmalı. Ayrıca binalar ve zemin sağlam değilse eylem planları da işe yaramayacak, tatbikatlar da. Bursa’da eğitim öğretim faaliyeti olan tüm binaların yeniden değerlendirilmesini, gerekli analizlerin yapılmasını talep ediyoruz.

İKİLİ SİSTEME GEÇİLDİ
Basında bazı okul binalarının yıkım kararı çıktığına dair haberler paylaşıldı. Şu anda durum nedir?
On iki bina için bu karar alınmıştı. Güçlendirme çalışmaları başlatıldı. Buralardaki öğrenciler diğer okullara nakledildi. Gittikleri okullar ikili sisteme geçmek zorunda kaldı. Bir grup çok erken gidiyor, bir grup geç saatte çıkıyor. Çocukların sağlığı ve güvenliği tehlikeye atılmış oluyor. Yani tek tehlike deprem değil. Daha ciddi önlemler alınmalı. Yıllar önce MEB ikili eğitime artık son verileceğini, tüm okulların tekli eğitime geçeceğini söylemişti ama tam tersi oldu. Bursa göç alıyor, öğrenci sayısı her geçen gün artıyor ama bu paralelde derslik yapılmıyor. Böylece ortaya bir derslik sorunu çıkıyor.
ATAMA ŞART!
Eklemek istedikleriniz var mı?
Deprem bölgesindeki öğretmenlerin yeniden hayatlarını kurabilmeleri için haklarını geliştirecek tazminatlar, ekonomik destekler gerekiyor. Psikolojik olarak çok etkilendiler, bir de ekonomik güçlükler onları çok zorluyor.
Ayrıca deprem bölgesine öğretmen ataması şart. Teşvikler verilirse hızlıca konteyner sınıflarda yüz yüze eğitim başlayabilir. Bölge ile ilgili güçlü politikalar üretilip, atamalar yapılarak, kaynak ayrılarak eğitim-öğretim faaliyeti en hızlı ve en sağlıklı şekilde hayata geçirilmeli. Eğitimin sürdürülebilmesi hem çocuklara hem çocukların ailelerine çok büyük katkıda bulunacaktır!