Ramazan başladı… Maneviyatın en yoğun hissedildiği bu ayda birlik ve beraberliği güçlendirecek pek çok etkinlik düzenleniyor; coşku tüm şehirlerde sokaklara taşıyor.
Başta belediyeler olmak üzere kurumların organize ettiği etkinliklere yoğun ilgi gösteriliyor; Ramazan sokakları, Hacivat-Karagöz oyunları, sahne gösterileri vb.
Tüm dertlere ara veriliyor, sorunlar rafa kaldırılıyor ve her şeyin üstesinden birlikte gelebiliriz hissi otomatik olarak zihinlerimize yükleniyor sanki.
Tabii bu duygu her alana yansıyor; bizim yayınladığımız haberlerin teması da değişiyor.
Ancak ne yazık ki -çağın bizden çaldığı diye mi ifade etmek gerekir? Emin olamadığım- bir gerçekliğimiz var:
Başta ‘ekonomi’de olmak üzere ‘ahlak’!
Türkiye’deki durumu yıllar önce bir yabancı tanıdığım -içten içe kızmıştım ama haklıydı- şöyle yorumlamıştı:
“Paskalya Bayramı’nda ya da Noel’de marketlerde indirim olur. Herkes alabilsin, normalde erişemediği gıdaya da erişebilsin diye. Bu şekilde huzurlu ve mutlu oluruz. Ama size bakıyorum; Ramazan başlarken markete, manava, pazara zam üstüne zam geliyor. Sahur ve iftarda tüketilen belli başlı ürünlerin fiyatı bir anda artıyor. Sizin ülkenizde fırsatçılık var.”
Kendimizi savunmak için kuracağımız her cümle boşa gidecek, sanıyorum farkındasınız!
***
Ramazan’da alışkın olduğumuz haber formatlarından biri pazarı ve marketi gezip, sahur ve iftarın maliyetini hesaplamaktır. Sosyal medyaya aldanıp da herkesin masasını donattığına inanmak, ilk alışverişi yapana kadardır. Nitekim bu yıl için de haber siteleri bunu yapmaya başladı. Aynısını yapmayacağım, ben bir vatandaşın yayınladığı isyan videosu üzerinden durumu aktaracağım…
Gündem olan videoda masada yer alan paketler gösteriliyor ve şöyle söyleniyor: “Sizce burası ne kadar tutmuş olabilir?
Peki, burada ne görüyorsunuz? Kuru gıda mı stoklamışım ya da kiloluk deterjanlar mı var? Hiçbir şey yok; sadece sebze, ıvır zıvır anlık tüketilecek ürünlerle dolu ve burası 5 bin lira tuttu!
Ramazan geldi diye fiyatları yükseltmek hangi ahlaka sığar? Yalnızca bizim ülkemizde böyle bence, bu acımasızlık. Türkiye’nin sonu nereye gidecek?”
***
Bu gidişata birlikte ‘dur!’ dememiz gerekiyor ama ne yazık ki yapılan yorumlarda tuhaf tepkiler mevcut: “Şikâyet etme, sonuçta hepsini alabilmişsin, demek ki paran var” gibi… Sorun da burada başlıyor. Her olumsuz durumda muhakkak birileri çıkıp gidişatı normalleştiriyor, tepki gösterenleri hedef haline getirip, akıl dışı yorumlarla linç ettirmeye çalışıyor. Ve ‘denetim’ diye mırıldandığınızı duyuyorum…
Her zaman belirttiğimiz gibi cezalar caydırıcı değil; hepsi yine tüketiciye yansıyor. Çünkü kaybettiğimiz, bizi içten içe kurutan ve nasıl düzelteceğimizi bilmediğimiz şey: Ahlak!
**************************
VERGİLERDE INFLUENCER GÜNCELLEMESİ
Toplumu ‘çalışmadan kazanabilirsiniz’ algısıyla çileden çıkarıp, gençleri de okumamaya teşvik eden influencer camiasında yeni bir gelişme yaşandı. Malum bu kişiler sosyal medya üzerinden paylaştıkları içeriklere yerleştirdikleri reklamlarla, markalarla yaptıkları sponsorluk anlaşmalarıyla gelir elde ediyor.
Hatta karşılığında ödeme almasalar dahi elde ettikleri hediyeleri kutu açılım videosu başlığı altında izliyoruz. Lokantalar, kafeler vb. mekanlarında bu kişileri ağırlayarak toplumu yönlendirmeye, kendisine müşteri çekmeye çabalıyor.
Son güncellemeyle buna da vergi geldi!
Tanıtım amacıyla verilen ürünler ve mekanlarda karşılıksız sunulan yemekler artık vergilendirme kapsamına alınacak.
İçerik üreticileri tanıtım karşılığında doğrudan para almamış olsa bile kendilerine sağlanan ürün ve hizmet bedeli üzerinden vergi ödeyecekler: Bedelini istisna belgeli hesaplarına yatıracaklar ve tutarın yüzde 15'i vergi olarak kesilecek!
Ayrıntılarını hukuk sitelerinde bulabilirsiniz.
Tabii tek cümleyle yorum yapmaya alışkın olan sosyal medya kullanıcıları yine ikiye bölündü; kararı doğru bulan da var, her şeye vergi geliyor, ‘canımızı da alacaklar’ diyen de…
Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyorum…