Günümüzde herkes uzman, yetkili kişi, siyasi figür…
Ünvanlar havada uçuşuyor; Türkiye’nin içinde olduğu siyasi girdap hakkında yorumlar yapılıyor. Ve kesinlikle şu cümle hepimizin ruh halini özetliyor:
“Bu ülke bana şahsi problemlerimi unutturdu!”
Başka bir ülke var mıdır ki siyasi gündemi yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelsin? Kim ne yapmış, hangi partinin başına ne gelmiş keşmekeşinden geçim derdini, çocuğunun okul sorunlarını, yetişmesi gereken işlerini öteleyenler burada mı?
Perşembe akşamı yoğun mesai harcayarak CHP için alınan mutlak butlan kararını an be an takip edenler yorgun düştü.
Gazeteciler CHP’yi bekleyen süreçleri tahmin ederek aktarmaya çalışırken, Ankara’da Genel Merkez önünde kalabalık vardı.
Erken seçim beklentisi artarken; CHP’nin bölüneceği iddiaları da ayyuka çıktı.
Hepsi bir yana ülkenin geleceğinde söz sahibi olması gereken gençler olan bitenden fazlasıyla bıktı! Çünkü koltukları devretmesi gereken ileri yaş grubu bunu yapmıyor; sıkı sıkıya tutundukları makamları bırakmıyor!
Habersiz olan yoktur ama bir özet geçmekte fayda var; birlikte bakalım…
***
Öncelikle ‘mutlak butlan’ kavramına açıklık getirelim; zira ilerleyen süreçte de çok sık duyacak gibiyiz.
Hukukta mutlak butlan, bir hukuki işlemin kurucu unsurları tam olsa bile, kanunun emredici kurallarına, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırılığı nedeniyle en baştan itibaren hükümsüz (yok) sayılmasıdır. Bu işlem doğduğu andan itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.
Bu doğrultuda CHP'nin 38. Olağan Kurultayı ile 21'inci Olağanüstü Kurultayı'nın iptali istemiyle açılan davada ‘tedbirli mutlak butlan’ kararı çıktı.
Bunun olma olasılığı üzerine zaten pek çok senaryo oluşturulmuş; başta Özgür Özel olmak üzere çeşitli ihtimaller doğrultusunda çeşitli siyasi çıkışlar yapılmıştı.
Geldiğimiz noktada sanki belli olan bir planın parçasında taşlar yerli yerine oturuyor.
Kararın halka bıkkınlık veren kısmı ise; Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi’nin CHP kurultay davasında Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına ve Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar vermesinden kaynaklanıyor.
Tepkiler çığ gibi büyürken kararın ardından protestolar başladı.
Haberlerden ve sosyal medyadan takip edebildiğimiz kadarıyla; CHP Genel Merkezi'ne miting otobüsü getirildi, parti üyelerine gönderilen mesajla, Genel Merkez'de toplanmaları çağrısı yapıldı. CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun fotoğrafı indirildi; ayaklar altına alındı.
Olanlar karşısında beklenmedik açıklamasıyla dikkatleri üzerine çeken isim ise MHP Lideri Devlet Bahçeli oldu.
***
Bahçeli’nin CNN Türk’te paylaşılan ifadelerinden bazıları şöyle:
“…
Direnmek yerine, Türk siyasi hayatının asırlık çınarı olan CHP kurumsal kimliğini korumak herkes için esas olmalıdır. Bunun için öncelikle tarafların sağduyu ile CHP ortak paydasında buluşmak, parçalanmamak, ufalanmamak ve savrulmamak iradesi ile hareket etmesi gerekmektedir.
Etrafımızın ateş çemberi olduğu bir ahvalde aynı zamanda da terörsüz Türkiye iradesinin vücut bulduğu iklimde toplumsal hareketliliğe CHP üzerinden yönelme girişimlerine fırsat vermemek elzemdir. CHP farklı amaçlarla kullanılmaya müsait hale getirilmemeli, o halde bırakılmamalıdır…
Sayın Kılıçdaroğlu, kendisine yapılan haksızlığın kabul edildiğini, bununla birlikte 13 yıl genel başkan olarak görev yaptığı bu köklü kurumu incitmemek, yaralamamak ve bir kaosa sebebiyet vermemek üzere tarihi bir sorumluluk üstlenmelidir. Hukukun da cevaz verdiği çerçevede Sayın Özgür Özel ile görüşerek CHP’nin geleceğine ilişkin bir ortak formül oluşturmak amacıyla feragat ettiğini belirtmelidir…”
***
Gözlemlerimize göre CHP’de de partinin seçmeninin çoğunda da aynı beklenti mevcut.
Ancak koltuk sevdası açıklanamaz bir sendrom.
Neyin ne olacağı hiç belli değil ama Türkiye’nin hobisi siyaset olduğu için konu değişir; aynı hararet devam eder…