Hükümeti, sistemi ya da -sistemsizliği- eleştirdiğim de herkesin sesi olduğum için el üstünde tutuluyorum.
Âdeta kim daha keskin cümleler kullanırsa o daha çok ‘gazeteci’ ünvanını hak ediyor!
Ama bugün sırada toplumdan bir kesit var; ücretsiz dolaşan ve hastanelerde kışkırtılmış sağlık talebiyle yer kaplayan milyonlarca insan.
Buna yaşlı nüfus diyoruz.
Nüfus projeksiyonlarının demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam edeceğini varsayan ana senaryosuna göre yaşlı nüfus oranının 2030 yılında yüzde 13,5, 2040 yılında yüzde 17,9, 2060 yılında yüzde 27,0, 2080 yılında yüzde 33,4 ve 2100 yılında yüzde 33,6 olacağı tahmin ediliyor.
Bu da demek oluyor ki ülkede tahammülsüzlük ve sosyal hizmetlerin yükü katlanacak.
Şu ifadelere gelecek ilk tepkiyi tahmin edebiliyorum:
“Sen emekli maaşıyla geçinmenin nasıl bir şey olduğunu biliyor musun?
Yurt dışında emekliler ülke ülke geziyor; biz şehir içinde zor geziyoruz..”
Başımıza ne geliyorsa, kendimiz belirledik!
Benzer durumlarda kullanılan sözü hatırlatayım:
“Herkes layık olduğu şekilde yönetilir!”
Nasıl yaşadınız, çalıştınız, çocuklarınıza ne bırakıyorsunuz?
Biraz da kendinizi sorgulayın…
***
Uzun süredir daha önce kaleme aldığım ‘65 yaş üstü ulaşımı abarttı’ yazıma atıfta bulunmak istiyordum.
Çevremden gelen şikâyetler doğrultusunda bir kez daha gündeme taşıyorum:
65 yaş üstüne tanınan ücretsiz ve sınırsız toplu taşıma kullanım hakkı felaketimiz oldu!
Evet, ücretsiz olsun ama buna biniş sınırı getirilmeli.
İşi gücü olmadığı hâlde devamlı otobüs ve metroları; özellikle iş ve okul giriş-çıkış saatlerinde işgal eden turistik gezintiye çıkan yaşlılar nedeniyle mağduruz.
Ha bir de nasıl haklılar; çıkan kavgaları hayretle izliyorum.
‘Benim oturmam lazım’ diyerek rahatsız ettikleri gençler sesini çıkaramıyor.
Çünkü cevap verince ‘terbiyesiz, saygısız Z kuşağı’ cümlelerini duymaktan bıktılar.
Hatırlatayım…
Mart ayında kaleme aldığım yazıda belediye otobüs şoförünün sitemine yer vermiştim:
“Geçen gün 110 kez kart basan birinin kartı iptal edildi. Canı sıkılan kendisini dışarı atıyor. Nasılsa bedava ya ekmeği, suyu bahane ederek alt mahallelere markete giden mi ararsınız, şehir turu atan mı? Bazıları sohbet etmek için arkadaşlarıyla otobüse biniyor. Bazıları da her durakta inip, bir sonrakine biniyor.”
O an içinde bulunduğum araca basılan kartların bilgisini ekranda gördüğümü de belirtmiş, veriyi aktarmıştım:
450 kart okutulmuş; indirimli ve ücretsiz abonman toplamı 355.
Bu hepimizin parası, belediyenin, devletin kasası.
Ama bencilce hareket etmek ülkemizin temel taşlarından artık…
***
Yaşlılara müjdeler olsun; 2026 yılı için geçerli olacak Yeniden Değerleme Oranı'nın yüzde 25,49 olarak kesinleşmesinin ardından iktidar, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla geçerli olacak ulaşım destek ödemelerine zam yapma kararı aldı. Bu artış, ücretsiz toplu taşıma hizmetini sunan araç sahiplerinin gelirlerine önemli bir katkı sağlayacak ve hizmet kalitesinin artmasına destek olacak.
Söz konusu uygulamayla birlikte yaşlılar için sunulan 'ücretsiz ulaşım desteği' programının 81 ilde geçerli olması planlanıyor.
En azından 1 lira gibi sembolik ücret konsaydı; caydırıcı olsaydı!
Ya da günde 10 biniş hakkı gibi bir sınır getirilseydi.
Bu iyilik değil!
***
Gelelim bir de ‘kışkırtılmış sağlık talebi’ tabirine.
Hastaneler ağzına kadar dolu.
Geçen gün Çekirge Devlet Hastanesi’nin önünden geçerken içeriye baktım.
Kapılardan taşan yaşlıların hepsi aynı anda bu denli hasta mı gerçekten?
Tanıdığımın itirafını da paylaşayım:
“Her sene muhakkak her branştan randevu alıyorum.
Bir hastalığım yok; olursa diye geziyorum. Hem burada bir iki kişiyle tanışıyorum; sohbet etmek güzel oluyor.
Doktorun biri bana kızdı; ‘Kalbinde sorun yok ama çok istiyorsan başka hastaneye de git’ dedi. Onu da şikâyet ettim!”
Şu vakadan sonra yoruma gerek var mı?
***
Es kazara bir yaşlıyı aşıp da hemşireye ya da görevliye bir şey sormaya kalkın…
Nasıl bağırdıklarına, kızdıklarına hayret edersiniz.
Tam da bu nedenle belirli bir rakamdan sonra muayeneler de ücretli olmalı.
1 lira, 5 lira fark etmez; ücretli olduğunu bilen ve ihtiyacı bulunmayanlar bu rezil huylarından vazgeçecektir.
Her şeyin muhalifi olanlar eminim ki böyle bir karar alınsa en sert eleştirileri yöneltecektir.
O gün ben ise karardan ötürü teşekkür yazısı yazıyor olacağım…