Hava Durumu

Çayın hatırı kaç para?

Yazının Giriş Tarihi: 04.07.2026 00:12
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.07.2026 00:11

"Çayın rengi ne kadar güzel,

Sabah sabah,

Açık havada!

Hava ne kadar güzel!

Oğlan çocuk ne kadar güzel!

Çay ne kadar güzel!" (Orhan Veli Kanık)

Orhan Veli, çayın fiyatını değil, rengini anlattı. Çünkü onun yaşadığı dönemde çay, hesabı yapılacak değil, keyfi çıkarılacak bir nimetti. Bugün ise ince belli bardağın içindeki dem aynı dem olsa da, benim aklım ister istemez cebime gidiyor.

Ama dur... Ben bu yazıyı çaya gelen zammı konuşmak için yazmadım. Ben bu yazıyı, hayatımın en sessiz ama en sadık yol arkadaşlarından biri olan çayın hatırını konuşmak için yazdım.

Ben biliyorum ki bu memlekette çay sadece bir içecek değildir. Benim için bir eve misafir gidildiğinde ilk uzatılan ikramdır. Esnafın siftah arkadaşıdır. Fabrikada molanın bahanesidir. Öğrencinin ders arkadaşıdır. Emeklinin banka önündeki sohbetidir. İki kırgın insanı aynı masaya oturtan en sessiz barış elçisidir.

Ben bazen saatlerce konuşamam. Ama önüme bir bardak çay geldiğinde kelimeler kendiliğinden demlenmeye başlar. İşte bu yüzden ben çayın hatırını hiçbir zaman parayla ölçemem.

Bazen kendi kendime "Alt tarafı çay." diyorum. Sonra durup düşünüyorum. Yok kardeşim, mesele çay değil. Mesele, bu memleketin en sade, en ulaşılabilir mutluluklarından birine bile zam gelmiş olması.

Benim büyüdüğüm kültürde çay sadece bir içecek değildir. Sabah gözümü açtırır, iş yerinde yorgunluğumu alır, akşam eve gelen misafire "Hoş geldin" der. Ben bir derdimi anlatacaksam çay demlenir. Bir sevincimi paylaşacaksam yine çay demlenir. Ben hep gördüm ki küsen iki insanı aynı masaya oturtan da çoğu zaman bir bardak çay olmuştur.

Bursa'da Setbaşı'nı, Heykel'i, Koza Han'ı, Fomara'yı, Mudanya sahilini, Gölyazı'yı düşününce içim ısınıyor. Ben o masalarda çok oturdum. Nice yazılarımı bir bardak çayın yanında düşündüm. Bazen tek başıma çay içtim, bazen dostlarla saatler süren sohbetlerin içinde kayboldum. Ben şunu gördüm; çayın olduğu yerde insan biraz daha samimi, biraz daha içten oluyor.

Okul yıllarımdan beri çayın bende ayrı bir yeri vardır. Ben ders aralarında kantine koşup arkadaşlarımla içtiğim çayın tadını hâlâ unutamam. Benim için o ince belli bardak sadece sıcak bir içecek değildi. Bazen yorgunluğumu alan bir nefesti, bazen de en güzel sohbetlerin başlangıcıydı. Bugün de ne zaman dışarı çıksam, bir yerde otursam, aklıma ilk gelen şey yine bir bardak çay oluyor.

Şimdi o bardak biraz daha pahalı olacak. Elbette dünyanın sonu değil. Ben çay içmekten vazgeçmeyeceğim. Ama benim canımı sıkan şey fiyatın kendisi değil. Hayatın her geçen gün biraz daha ağırlaşması... Çünkü zam sadece cebime dokunmuyor. Moralim de bundan nasibini alıyor.

Ben çayı sadece susayınca içmem. Ben düşünürken çay içerim. Ben yazı yazarken çay içerim. Ben dostlarımla sohbet ederken çay içerim. Hatta çoğu zaman bir köşe yazısına başlamadan önce ilk yaptığım iş çayı demlemek olur. Bana göre iyi bir sohbetin de, güzel bir yazının da en yakın dostu çaydır.

Ben hangi ülkeye gidersem gideyim, insanların bir masanın etrafında toplanmak için bir bahaneye ihtiyaç duyduğunu görüyorum. Benim memleketimde ise bu bahanenin adı çoğu zaman çaydır.

Hukuk kitaplarında yazmaz belki ama bana göre mahalle kültürünün en güçlü sözleşmesi çaydır.

Çay varsa sohbet vardır. Sohbet varsa güven vardır. Güven varsa toplum ayakta kalır.

Ben şunu da kabul ediyorum. Son yıllarda kahveler, soğuk içecekler, rengârenk menüler çoğaldı. Ama benim canım sıkılınca hâlâ "Bir çay koy" diyorum. Çünkü ben çayın gösterişini değil, samimiyetini seviyorum. Çayın buharında çocukluğumu görüyorum, okul yıllarımı görüyorum, dostluklarımı görüyorum.

O yüzden Bursa'da çaya yüzde 30 zam gelmiş olabilir. Ama ben biliyorum ki dostluğa zam gelmedi. Muhabbete zam gelmedi. Aynı masanın etrafında toplanmaya zam gelmedi. Ben yine bir dostumu arayıp "Gel bir çay içelim" demeye devam edeceğim.

Belki yarın yine fiyatlar değişecek. Belki hayat biraz daha zorlaşacak. Ama benim en büyük temennim, bir bardak çayın etrafında toplanabilen insanların hiç eksilmemesi.

Çünkü ben çayın asıl değerinin kasadaki rakamda değil, aynı masada buluşan yüreklerde olduğuna inanıyorum. İnce belli bardağın içinde sadece dem yoktur. Hatıralar vardır, özlemler vardır, kırgınlıkları onaran cümleler vardır.

Bazen bir "Nasılsın?" sorusu vardır, bazen uzun bir sessizlik, bazen de yıllar sonra yeniden başlayan bir dostluk vardır.

Hayat bana birçok şeyin gerçek değerini, onları kaybetmeye yaklaşınca öğretti. Ben de çayın kıymetini, sevdiklerimin kıymetini iş işten geçmeden bilmeyi istiyorum. Çünkü bazı şeylerin fiyatı vardır ama hatırı ölçülemez.

Benim dileğim; çayın buharı sofralarımızdan, muhabbeti gönüllerimizden hiç eksik olmasın.

Haftaya görüşmek dileğiyle…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.