Hava Durumu

Çocuğu değil, ‘olmaz’ı kaybettik

Yazının Giriş Tarihi: 23.12.2025 00:10
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.12.2025 00:10

Bir süredir etrafıma baktığımda aynı manzarayı görüyorum. Çocuklar hiç olmadığı kadar imkânın içinde büyüyor ama hiç olmadığı kadar sınırdan uzaklar. Bu bir çocuk eleştirisi değil; daha çok bizim, yetişkinlerin kendimize bakma meselesi. Çünkü çocuk dediğimiz şey, büyüklerin aynasından başka bir şey değil.

Bizim çocukluğumuzda “olmaz” diye bir kelime vardı. Çok kullanılırdı. İstediğin her oyuncağa sahip olamazdın, her konuşmak istediğin yerde konuşamazdın. Büyükler konuşurken susmak, beklemek, idare etmek hayatın doğal bir parçasıydı. Yokluk güzeldi demiyorum ama o yokluk, sabrı ve sınırı öğretiyordu. Bugün ise yokluk yok, ama sınır da yok.

Şimdi çocuk her şeyi istiyor. Hemen, şimdi, gecikmeden. Olmazsa ağlıyor, bağırıyor, direniyor. Anne çoğu zaman susturmayı, baba ise görmezden gelmeyi tercih ediyor. Böylece küçük bir ev içi kriz, sessizce büyüyerek toplumsal bir soruna dönüşüyor. Çünkü evde öğrenilmeyen sınır, okulda da öğrenilmiyor; sokakta da, hayatta da.

Sorun tablet değil, telefon değil, imkân hiç değil. Sorun “hayır” kelimesinin hayatımızdan çıkmış olması. Sınır koyulmayan çocuk, reddedilmeyi düşmanlık sayıyor. Uyarıyı hakaret olarak algılıyor. Kurala baskı diyor. Öğretmenin uyarısı aileyi rahatsız ediyor, disiplin “psikoloji” gerekçesiyle tartışmaya açılıyor.

Oysa psikoloji bize şunu söylüyor: Sınır çocuğu incitmez, aksine güvende hissettirir. Nerede duracağını bilen çocuk, hayata daha sağlam basar. Sevgiyle birlikte sınır koymak, çocuğu eksiltmez; onu hayata hazırlar. Sadece sevgi yetmez, sadece imkân da yetmez.

Sosyolojik olarak baktığımızda ise başka bir tablo çıkıyor karşımıza. Aileler çocuk merkezli olduğunu düşünüyor ama çoğu zaman çocuk tarafından yönetiliyor. Sonra büyüyen gençlere bakıyoruz; tahammülsüzler, eleştiriye kapalılar, hep haklılar. Çünkü çocukken hiç “haksız” olmadılar. Hiç beklemediler. Hiç durmadılar.

Dini açıdan da mesele farklı değil. Terbiye, sadece sevmek değildir. Merhamet, ölçü ister. Sevgi sınırla birleşmediğinde nefsin hizmetine girer. Oysa ölçü, insanı korur; hem dünyada hem hayatta.

Bugün sınırsız büyüyen çocuklar, yarın hayatın sert sınırlarıyla karşılaşacak. İşte, evlilikte, toplumda her şey istedikleri gibi olmayacak. Çocuklukta öğrenilmeyen sınırlar, yetişkinlikte çok daha ağır bedellerle öğretiliyor.

Belki de durup kendimize şunu sormalıyız? Çocukları mı koruyoruz, yoksa kendi rahatımızı mı? Çünkü her şeye “tamam” demek çoğu zaman sevgi değil, kaçıştır.

Sonuçta sevgi fazla değil. Sevgi çok kıymetli. Ama sınır eksik. Ve eksik olan her şey gibi, bu da eninde sonunda hem çocuğu hem toplumu yoruyor.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.