Hava Durumu

Avrupa Şampiyonası’nın Atletizmimiz Açısından Artı ve Eksileri

Yazının Giriş Tarihi: 27.03.2023 06:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.03.2023 23:45

Türkiye, 2022’deki Dünya şampiyonasında olduğu gibi 2023’deki Avrupa salon şampiyonasında da organizasyon yönünden ülkeyi sarsan deprem felaketine rağmen başarılı bir organizasyonla, yarışmaya katılan ülke idarecileri ve sporcularından tam not aldı.

60 yıldır Türk atletizm yaşamında önce elit sporcu (1962-76), 40 yaştan sonra master sporcu (1986- …), atletizm federasyonları yönetim, sağlık komitesi, master kurullarında idareci ve doktor olarak görev alma, son olarak da köşe yazarı olarak bir gözlemim var:

Biz, “Hayır, artık yetişmez, hayır artık bu organizasyon yapılamaz” noktasında, mucizeler yaratan bir milletiz. 1971 Akdeniz oyunlarına gelecek olan ülkeler, ilk defa bu kadar büyük bir organizasyona ev sahipliği yapacak olan ülkemize soru işareti ile bakarken, oyunlara 1 ay kala ortada büyük eksiklikler gözükürken, biz açılış gününde tüm eksiklikleri kapatmış olarak tesisleri yetiştirdik. Görkemli bir açılış töreni ile başlattığımız oyunları başarı ile bitirdik. Ben bu oyunlarda Nurullah Candan ile birlikte 110 metre engellide, milli takımda yarıştım. Çınaraltı’ndaki sporcu konaklama tesislerinde daha boya, badana kokuları geçmemiş odalara yerleşip yarıştığımızı dün gibi hatırlıyorum.

Özetle; Türk insanı yumurta kapıya gelmeden harekete geçmez. Uzun vadeli plan ve programlardan çok hoşlanmaz ama ucundan tutup başladı mı, o işi herkesi hayretler içinde bırakacak şekilde, sihirli bir el dokunmuşçasına, bitmiş olarak ortaya çıkarır. Diğer bir deyişle; Türkiye’nin olimpik normlarda bir organizasyon yapması, bu ülkeye güvenip olimpiyat düzenleme işinin Türkiye‘ye verilmesinden geçer. Bu sorumluluk bilinci içinde hayalini bile kuramadığınız sayıda 23 branşta tesislere sahip olmamız gerçekleşebilir. Bunun için seçilecek kentler; birinci sırada İstanbul, ikinci sırada İzmir’dir. Bu 2 kent dışında olimpiyat düzenlenecek şartlara sahip başka bir kentimiz şu anda yoktur.

Avrupa salon şampiyonası TV aracılığı ile 26 Avrupa ülkesi tarafından izlendi.

Organizasyonun tek aksayan yönü yarışmaların son gününde media tribünlerinde internetin olmayışı idi.

***

ŞAMPİYONANIN EKSİLERİ:

1-Seyirci: Dünyanın en modern tesislerini de yapsanız, en iyi organizasyonunu da yapsanız,  seyircisi olmayan bir yarışma o ülke için fiyaskodur. Ülkemizde futbol, biraz da basketbol, voleybol dışında diğer branşlara ilgi ve alaka maalesef yok denecek kadar azdır. Bu bir kültür sorunudur. Ülkenin gelişmişliğinin veya geri kalmışlığının turnusol kağıdıdır. Avrupa şampiyonu olmuş bir sporcunun şortu ile uğraşan, yaptığı derece ve ülkemize getirdiği onur ve prestijle uzaktan yakından ilgisi olmayan, kör karanlık ve kara cahil insanlar oldukça da medeni, çağdaş ülkeler liginde 18. kümede kalmaya mahkumuz. Avrupa salon şampiyonasında seyirci yönünden maalesef sınıfta kaldık.

2-Sporcularımızda gözlediğim eksik: Tuğba Danışmaz dışındaki diğer sporcularımız, erken forma girme, hedef yarışlarda başarısızlık ikileminde boğuldular.

3-Dünya ve Avrupa şampiyonalarında ev sahibi ülke, her yarışa, barajı geçen atleti olmasa bile birer sporcu teklif edebilir. Sporcularımızın barajı geçemediği branşlarda neden bu avantajımızı kullanamadık. Sporcularımız, büyük yarış atmosferine girmeden, Avrupa ve Dünya şampiyonalarında denenmeden, güçlü rakiplerle mücadele etmeden, sadece antrenmanla tecrübe kazanamazlar. Güçlü ve formda rakiplerle yarışmak, iyi derece elde etmenin en önemli faktörüdür. Hiç bir antrenman, bir yarışmanın yerini tutmaz. Sezon içi hedef seçilmiş yarışlarda başarı, iyi bir antrenman ve hazırlık döneminden geçer. En üst düzeyde forma, sezon içi bir veya iki yarışta ulaşmış sporcu, doğru antrene edilmemiş veya antrenman periyodlama programını iyi uygulamamış sporcudur.

4- Bugüne kadar teknik branşlarda ilk madalyamızı 3 adım atlamada Tuğba Danışmaz’la aldık. Diğer madalyaların çoğu 1500 m., 3000 metrelerde, erkeklerde bir altın madalyamız varken, bayanlarda iki altın madalyamız var. Yani Avrupa salon şampiyonalarında bayanlar erkeklere nazaran daha başarılı.

5-Avrupa salon şampiyonalarında kazandığımız 9 madalyanın 6’sı devşirme atletler tarafından kazanıldı. Ali Kaya (Kenya kökenli), 3000 metrede altın, Alemitu Bekele (Etopya asıllı), 3000 metrede altın, İlham Tanui Özbilen (Kenya asıllı), 1500 metrede 2 gümüş madalya, Emre Zafer Barnes (Jamaika asıllı), 2019 Avrupa salon şampiyonası, Glaskow’da 60 metrede gümüş madalya. Sonuç: 5 devşirme atlet ile toplam 6 madalya.

Madalyalı Türk atletleri: Kemal Koyuncu 1500 metrede gümüş, Halil Akkaş 3000 metrede bronz, Tuğba Danışmaz 3 adım atlamada altın.

Bu tablo, 85 milyonluk Türkiye için çok düşündürücüdür.

6-Atletizmde Avrupa ülkeleri ile aramızdaki mesafe giderek açılıyor. Dünya panter adımları ile ilerlerken biz kaplumbağa hızıyla gelişiyoruz. Durumumuz antrenmanda ileri bakacağına yere bakarak koşan atletin kendini çok hızlı koştuğunu zannetmesi gibi... Eskiden Avrupa’da başarılı ve ön planda olan ülkeler İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, İspanya iken artık bu ülkelerin yanında Norveç, Belçika, Hollanda, İsviçre, İsveç gibi ülkeler yarışmalarda ön plana çıktılar. Bu ülkelerin atletleri şampiyonalarda flaş ve popüler isimler olarak spor kamuoyunda yer alıyorlar. Bu ülkelerin hepsinin nüfusunu toplasan Türkiye nüfusunun 1/8’i bile etmezken, biz niye eldeki malzemeyi bilimsel yöntemlerle tarayıp uluslararası arenada başarı kazanacak atletleri hala ortaya çıkaramıyoruz? Takkeyi önümüze koyup düşünmek, günü kurtarmak için devşirmelerin başarılarının arkasına sığınarak o seyahat senin, bu seyahat benim dolaşmakta olan yöneticilerle bir yere varamayacağımızı artık net olarak görmek gerekiyor. Sporların anası “atletizm ülkemizde can çekişiyor”. Bu cümleyi 50 senedir aralıklı olarak dile getiriyoruz. Tıp tabiri ile teşhis konmuş ancak tedavi konusunda çeşitli metotlar öneriliyor, uygulanıyor ama sonuç ortada, hastanın durumu da hiç iyiye gitmiyor.

7- U16, U18, U20 ve U23 kategorilerinde (eski tabirle yıldızlar ve gençler kategorileri) gösterdiğimiz başarıları, elit sporcu seviyesinde neden gösteremiyoruz? Bu hastalık Türk atletizmini, mevcut yetenekli atlet havuzunu tüketip bitiriyor. Yıldız ve gençlerde gelecek vadeden atletlerimiz, elit sporcu düzeyine gelince yeterli gelişme ve sıçramayı neden yapamıyorlar? Bu kademede yetenekli genç atletlerimize bu sıçramayı neden yaptıramıyoruz? Yurtdışında genç sporcularına bu sıçramayı yaptıran spesifik branş antrenör ve çalıştırıcılarından neden yeterince istifade etmiyoruz? Antrenörlerimizi de tıpkı atletler gibi neden bu çalıştırıcıların yanına gelişimleri için göndermiyoruz veya ülkemize getirip bilgilerinden antrenörlerimizi de istifade ettirmiyoruz? Keşke her antrenör Artun Talay gibi sporcusunu antrene ederken, “Ben artık tıkandım,  gelişmesi için benden sonra özel bir spesifik branş antrenörüne bu atleti gönderin” deme olgunluğunu gösterebilse.

8-Cevaplanması ve çözümler üretilmesi gereken tüm bu soruların Türk atletizminin 100. yılında 2-3 gün sürecek bir atletizm şurasında ele alınması, bu şuraya liyakat olarak layık olanların çağrılması, lüzumsuz bürokratlarla doldurulmaması, dağarcığında konu ile ilgili bilgi, deneyim ve tecrübesi olan bilim adamları, eski sporcular, eski federasyon başkanları, faal atletizm kulüp temsilcileri, hakem ve yaş gruplarından bayan ve erkek atletler yazılı ve görüntülü basın ve TV temsilcileri ve Türk atletizminin akil adamlarının davet edilmesi, sorunların ivedi olarak masaya yatırılması, en önemlisi de alınan kararların kâğıt üzerinde veya sayfalarda kalması değil de gerçek hayata uygulanması ve takip edilmesi gerekiyor.

Yoksa her olimpiyat, dünya, Avrupa şampiyonalarından sonra bu tür yazılarla avunmaya devam edeceğiz. Türk sporcuları için sportif başarı sıralamasında Akdeniz oyunları, İslam oyunları, Balkan oyunları gibi bölgesel yarışmalarda elde ettiğimiz ve edeceğimiz başarılar, hiç bir zaman olimpiyat, dünya ve Avrupa şampiyonaları için bir kriter olamaz. Devşirmelerin başarıları ile oyalanmak vakit kaybetmekten başka bir şey değildir. Kendi öz çocuklarımızın başarıları ile övüneceğimiz günleri yaşamak için bilimin ışığında gerekenleri yapmaya başlamalıyız.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.