Bize tıp eğitiminde insanı 3 yaşı olduğu öğretilmişti. Fizik (biyolojik), kemik ve psişik yaş. Ama artık bilim, genetik ve biyoteknolojideki gelişmeler bu kavramlara ilave olarak, ‘Bağışıklık ve hücresel, organsal yaşlanma’ da bu klasik yaşlanma kavramlarına eklendi. Sağlıklı, neşeli, zinde ve çok amaçlı bir uzun ömür (LONGEVİTY LİFE) bilimsel bir gerçeklik haline dönüştü.
Ancak insanın aklına şu soru geliyor: ”100 yaşına kadar yaşayacağım ama 75-80’den sonra ne yaparım? Hayat arkadaşım hala hayatta olur mu? Bana kim bakar? Param yeter mi? (Günümüz emeklilerinin kendi kendilerine sordukları en önemli soru.) Gücüm yetecek mi? Kaslarım ve dizlerim beni taşıyacak mı? Beynim çalışacak mı? Hatırlama zorluğu çekecek miyim?
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, on yılda insan ömrü ortalama 30 yıl uzadı ama sağlıklı yaşam süresi o kadar artmadı. İnsanlar hala ortalama 10 yılını hastalıklarla geçiriyor. Yani ömür uzadı ama yaşam uzamadı.
Bir başka deyişle ”hayat 100 sayfalık bir kitap oldu ama son 10 sayfasını okumak pek keyifli değil.”
İngiltere’de yapılan bir araştırma 50 yaşın üzerindeki insanlardan yarısının ‘ileri yaşlarda sağlıklı yaşlanıp yaşlanmayacağı konusunda endişe duyduğunu’ gösterdi. Yani yaşlanma korkusu, gençlerin de, orta yaşlıların da gündemine girdi. Kas kütlesini korumayan, zihinsel esnekliğini kaybeden, sosyal bağlarını koparan bir insan biyolojik olarak yaşlanmadan önce ‘yaşlı’ oluyor.
Peki iyi yaşlanma çağında neler yapmalıyız? *Yaşlanmayı bir sağlık krizi değil, bir yaşam projesi olarak düşünün. *’Ne kadar yaşarım değil, nasıl yaşamalıyım?’ sorusuna odaklanın. *Hem alışkanlıklarınızı yeniden gözden geçirin, hem zaman zaman bazı değerlerinizi ölçtürün. Biyolojik ve bağışıklık yaşınız için şu değerlere ara ara baktırın: *Basit kan tetkiki olan hemogram testinde lenfosit % oranınız 20-45 arasında olmalı. Bu oranın düşüklüğü savunma (bağışıklık) sisteminizin yaşlandığını gösterir. *Hemogramda nötrofil/lenfosit oranı 1-2’nin üzerine çıkmışsa vücutta, farkında olmadığınız ‘bir sessiz iltihap’ odağı var demektir. (Örneğin çürük diş gibi).
*Kanda CRP değeri 1’in altında ise bağışıklık sistemi genç, 3’ün üzerinde ise yaşlı demektir. *CD4/CD8 oranı, 1-2 arasında ise bağışıklık sisteminiz genç, 1’in altında ise bağışıklık sisteminiz zayıflamaya başladı demektir.
*Kanda D Vitamin 25 (OH) D düzeyi: 40-60 ng/ml. arasında ise iyi ve normal, 40’ın altına düştü ise bağışıklık sisteminizin zayıflamaya başladığını gösterir. *B12 seviyeniz 500’ün üzerinde, 500-1000 İÜ arasında olmalıdır. *Total kolesterol 200’ün altında, HDL (iyi huylu kolesterol: 65’in üzerinde, LDL (kötü huylu kolesterol): 100’den aşağı olmalı. 140’dan yüksekse, bağışıklık saati kötü yönde hızlı çalışıyor demektir.

BAĞIŞIKLIK YAŞINIZI NASIL GENÇ TUTABİLİRSİNİZ?
*Uyku düzeniniz için ideal saatler 22-06 arasıdır (Günde 7-8 saat kaliteli uyku, bağışıklık sisteminizdeki T Lenfosit hücre üretimini arttırır.)
*Doğal ve dengeli beslenme: Fast-food yiyeceklerden ve paketli hazır gıdalardan, hazır şarküteri ürünlerinden mümkün olduğu kadar uzak durun. Hareket, düzenli ve yaşınıza uygun ağırlık çalışmaları ile tempolu yürüme (5000-10.000 adım arası), direnç (lastik band ve yaşınıza uygun ağırlık çalışmaları.)
*Stres yönetimi: (Meditasyon, doğru nefes alıp verme eksersizleri, doğa yürüyüşleri, stresin ana maddesi olan kandaki kortizol düzeyini düşürür.
*Bağırsak florasının sağlıklı olması: Synbiyotik, (Pro ve prebiyotik kombinasyonları), lifli gıdalar. Vitamin, oligo element ve mineralleri: Kanınızda bu değerlere baktırmadan, doktor önerisi olmadan kullanmayın.
Vitaminler ikiye ayrılır: *Yağda eriyen vitaminler (A,D,E,K). *Suda eriyen vitaminler (C, B ve PP Vit (nikotinik asit). Özellikle yağda eriyen vitaminler vücutta yağ dokusunda depolandığı için yüksek dozda alındığında vitamin zehirlenmesine neden olur (Örneğin: D Vitamini kanda 150ng/ml.nin üzerine çıkarsa zehirlenme yapar.)
Günlük kalori gereksiniminizi şu formülle düzenleyebilirsiniz: 1000 kal+(yaşx100).