Hava Durumu

Avrupa Birliği’nin geleceği: Aşırı sağ, göçmen karşıtlığı ve çözüm yolları

Yazının Giriş Tarihi: 12.06.2024 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.06.2024 17:52

Avrupa Birliği (AB), son yıllarda önemli siyasi değişimlerle karşı karşıya kaldı. Geçmişte olduğu gibi mevcut konjonktürde de birçok ülkede aşırı sağcı adayların seçimleri kazanması, yabancı ve göçmen karşıtı politikaların yükselmesine yol açtı. Bu durum, AB'nin kurucu değerlerini ve birliğin geleceğini tehdit etmektedir. Peki, mevcut AB bu zorluklarla nasıl başa çıkabilmeyi hedeflemektedir?

Batıda aşırı sağcı partilerin yükselişi, özellikle ekonomik belirsizlikler, terör saldırıları ve toplumsal entegrasyon sorunlarıyla ilişkilendirilmektedir. Öte yandan göçmen karşıtlığı, bu partilerin destek bulmasında önemli bir rol oynuyor. Göçmenlerin ekonomik yük olduğu ve kültürel uyumsuzluk yarattığı yönündeki iddialar, toplumda yaygınlaşan bir söylem haline geldi.

Bu noktada, AB'nin atması gereken ilk adım, göçmenlerin entegrasyonunu kolaylaştırıcı politikalar geliştirmektir. Eğitim, kültürel faaliyetler, dil kursları ve istihdam destekleri gibi uygulamalar, göçmenlerin topluma kazandırılmasında büyük önem taşıyor. Aynı zamanda, toplumsal farkındalığı artıracak kampanyalarla, göçmenlerin topluma katkıları vurgulanmalıdır.

Aşırı sağcı hareketlerin güç kazanması, esasında AB’nin iç birliğini de tehdit ediyor. Üye ülkeler arasındaki uyumsuzluklar, birliğin dış politika kararlarını etkileyebilir. Brexit sürecinin gösterdiği gibi, milliyetçi politikalar AB’nin bütünlüğünü sarsmaktadır.

Bu noktada, AB’nin ortak dış politika ve güvenlik stratejileri oluşturması elzemdir. Üye ülkelerin işbirliğini artıracak mekanizmalar geliştirilmelidir. Ortak bir savunma politikası, AB’nin dış tehditlere karşı daha güçlü bir duruş sergilemesini sağlayacaktır. AB her ne kadar kurumsal bir uluslararası örgüt yapısına sahip olsa da 21. Yy. Dünya düzenine zaman zaman entegre olabilmekte zorluk yaşıyor. Yeni dünyada Asya-Pasifik başta olmak üzere çok kutuplu düzenin beraberinde getirdiği birçok farklı dinamik bulunmaktadır.

Aşırı sağcı politikaların yükselişinde ekonomik sorunların rolü büyük. İşsizlik, gelir eşitsizliği ve sosyal hizmetlerdeki yetersizlikler, toplumsal huzursuzluğu artırıyor. AB, üye ülkeler arasındaki ekonomik farklılıkları gidermek için daha etkin politikalar geliştirmelidir. Bölgesel kalkınma projeleri, işsizliğin azaltılması ve sosyal yardımların artırılması, bu bağlamda atılacak önemli adımlardır.

Toplumların aşırı sağ ideolojilere yönelmesinde, bilgi eksikliği ve önyargılar önemli bir rol oynar. AB, eğitim sistemlerinde insan hakları, demokrasi ve çok kültürlülük gibi değerlerin daha etkin bir şekilde öğretilmesini sağlamalıdır. Medya okuryazarlığı programları ile vatandaşların doğru bilgiye ulaşmaları teşvik edilmelidir. Tek ve müreffeh bir Avrupa medeniyeti arzulanıyorsa, Avrupa’da ekonomik endişe yaşayan toplumların sisteme entegre edilmesi zaruridir. Başta AB’nin kendi literatüründe yer alan Balkan ülkelerine “Avrupa’nın Afrika’sı” söylemlerini ve kavramlarını yenilemesi gerekmektedir.

Öte yandan Avrupa Birliği, aşırı sağcı hareketlerin yükselişi ve göçmen karşıtlığı ile mücadelede proaktif ve kapsamlı politikalar geliştirmek zorundadır. Göçmenlerin entegrasyonu, ekonomik ve sosyal politikaların güçlendirilmesi, ortak dış politika stratejileri ve eğitim programları ile AB, kurucu değerlerini koruyarak gelecekteki zorluklarla başa çıkabilir. Birlik ve dayanışma içinde hareket eden bir Avrupa ideali, yalnızca kendi vatandaşlarına değil, tüm dünyaya umut vermeye devam etmeyi arzulamaktadır. AB sempatizanı olmak katiyen doğru değildir. Bugün AB’yi var eden yaşam sebebi diğer jeopolitik aktörlerin varlığıdır. Orta Doğu ve Asya - Pasifik bugün AB’nin bir arada durmasının en büyük etkenlerindendir. Uluslararası ilişkiler disiplininde bir aktörün sistem içerisinde gelişmesi diğer aktörlere doğrudan bağlıdır. Bu düşünceler ile işlevsiz bir sisteme dönüşen AB düzeninin gelecekte var olabilmesinin yolu yeni düzene uyum sağlaması ile mümkündür. Türkiye’nin ve diğer Türk dünyasının temsilcilerinin Türk Devletleri Teşkilatında (TDT) kısa sürede ulaştığı seviye bugün sistem içerisinde elbette bir şeylerin doğru yapıldığını gösterir ancak bir ihtiyaç ve eksiklik olduğu da aşikardır.

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.