Hava Durumu

Fransa’da siyasal istikrarsızlık yaklaşıyor  

Yazının Giriş Tarihi: 09.07.2024 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.07.2024 20:10

Fransa’da son seçimler, aşırı sağ partilerin beklenmedik bir düşüş yaşadığını gösterdi. Marine Le Pen’in liderliğindeki Ulusal Birlik (Rassemblement National) partisi, son yıllarda artan popülaritesiyle dikkat çekmiş, göçmen karşıtı ve Avrupa Birliği eleştirisi gibi sert politikalarıyla gündemi belirlemişti. Ancak bu seçimlerde, aşırı sağın bu söylemlerinin seçmenler nezdinde yavaş yavaş itibar kaybettiği ortaya çıktı.

Le Pen ve diğer radikal sağ figürler, seçim kampanyaları sırasında göçmenlere ve AB'ye yönelik keskin eleştirilerini sürdürdüler. Ancak, bu açıklamalar özellikle genç seçmenler ve büyük şehirlerde yaşayanlar arasında tepkiyle karşılandı. Bu seçmen grupları, aşırı sağın çözüm önerilerinin ülkedeki toplumsal sorunlara çare olmadığını düşünmeye başladı. Ayrıca, iklim değişikliği ve ekonomi gibi konularda yeterli politika önerileri sunamayan aşırı sağ partiler, bu alanlarda net bir duruş sergileyen merkez ve sol partilere kıyasla geri planda kaldılar.

Seçim sonuçları, Fransız seçmenlerin daha ılımlı ve kapsayıcı politikaları tercih ettiğini gösteriyor. Özellikle Emmanuel Macron’un merkezci hareketi ve Jean-Luc Mélenchon’un sol koalisyonu, geniş kitlelerin desteğini alarak başarılı sonuçlar elde etti. Bu durum, Fransız siyasetinde kutuplaşmanın azalabileceği ve daha yapıcı bir siyasi atmosferin oluşabileceği yönünde umut verici bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

Aşırı sağın oy kaybı, aynı zamanda Fransa’daki siyasi söylemlerin de değişmeye başladığını gösteriyor. Daha önceki seçimlerde radikal açıklamalarla gündemi belirleyen sağ popülistler, bu kez aynı etkiyi yaratamadılar. Bu durum, seçmenlerin artık daha somut politika önerileri ve çözümler beklediğinin bir göstergesi olarak yorumlanabilir.

Bu seçim sonuçları, Avrupa genelinde de benzer bir eğilimin göstergesi olabilir. Avrupa’da pek çok ülkede aşırı sağ partilerin yükselişe geçtiği bir dönemin ardından, seçmenlerin daha dengeli ve gerçekçi politikalara yönelme eğiliminde olduğu gözlemleniyor. Fransa’nın bu değişimi, diğer Avrupa ülkelerinde de benzer bir dönüşümün habercisi olabilir.

Fransa'da genel seçimin ikinci turunda en çok oyu sol partilerin ittifakı Yeni Halk Cephesi almıştı. İlk turu birinci tamamlayan aşırı sağcı Ulusal Birlik ise bu kez umduğunu bulamadı ve üçüncü oldu. Hiçbir parti Fransa Parlamentosu'nun alt kanadı olan Ulusal Meclis'te çoğunluğu sağlayamadı. Bu durum açıkça yakın gelecekte siyasal istikrarın sağlanamayacağına işaret etmekte.

Fransa İçişleri Bakanlığı'nın açıkladığı sonuçlara göre hiçbir ittifak 577 üyeli Ulusal Meclis'te çoğunluğu sağlayacak 289 milletvekili sayısına ulaşamadı. Yeni Halk Cephesi 182, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Cumhuriyet İçin Hep Birlikte İttifakı'nın 168, Ulusal Birlik Partisi'nin 143, Bir kısmı Ulusal Birlik’i destekleyen merkez sağdaki Cumhuriyetçiler Partisi'nin ise 60 milletvekili çıkardı. Koalisyon ve ittifaklar ile karar almaya çalışacak olan siyasal gruplar Fransa için işlevsiz bir sürecin habercisi olacaktır.

Sonuç olarak, Fransa’daki seçimler, aşırı sağın etkisinin azalmakta olduğuna dair önemli işaretler vermiştir. Seçmenler, daha fazla çözüm odaklı ve kapsayıcı politikaları tercih ederek, ülkedeki siyasi atmosferin daha olumlu bir yönde değişmesine katkıda bulunmaktadır. Fransa’nın da çok iyi bildiği üzere ülkeyi ayakta tutan şey sevmedikleri göçmenler ve siyahilerdir. Halk nezdinde pozitif bir farkındalık oluşmuştur. Bu eğilimin devam etmesi, Fransa ve Avrupa genelinde daha istikrarlı ve yapıcı bir siyasi ortamın oluşmasına yardımcı olabilir. İslam Karşıtlığı (İslamafobi) ve Yabancı Karşıtlığı/Nefreti (Zenofobi) gibi ayrıştırıcı politik söylemlerin seçmen nezdinde olumsuz etkisi olduğu açıkça görülmektedir.

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.