Hava Durumu

Müslümanların boykotu Yahudiler indirim yapana kadardır!

Yazının Giriş Tarihi: 20.06.2024 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.06.2024 21:03

Zalim zulmünü sistematik bir şekilde sürdürürken, İslam dünyası buruk bir bayram içerisinde, girdapta sıkışmış durumda devam ediyor. Son asrın en büyük soykırımlarından birinin yaşandığı günümüz ‘21. Yüzyılın Medeni ve Çağdaş dünyasında (!)’ gerçekleştiren soykırıma ekonomik, siyasi, askeri veya diplomatik herhangi bir karşılık verilmedi. Ve hatta İslam dünyasından daha büyük tepkiyi elin gevur diyarları veriyor. Basit bir boykotu bile sürdürülebilir bir şekilde ne yazık ki uygulayamadık. Yahudi atasözlerinden biri olan “Müslümanların boykotu Yahudiler indirim yapana kadardır.” sözü, bize boykotların ne kadar etkili olabileceğini ve aynı zamanda ne kadar çabuk unutulabileceğini anlatır.

Gazze'de, Filistin'de süregelen insan hakları ihlalleri,katliam ve soykırım dünya genelinde vicdan sahibi birçok insanı derinden etkilemektedir. Filistin halkı, onlarca yıldır süren işgal, yerinden edilme ve sistematik ayrımcılık nedeniyle ağır acılar yaşamaktadır. Bu durumu sona erdirmek için dünya genelinde pek çok insan ve organizasyon boykot ve yaptırım çağrısında bulunmaktadır.

Boykotun gücü, ekonomik ve politik baskı yaratmada kendini gösterir. Filistin için uygulanan boykotlar, İsrail hükümetinin Filistinlilere yönelik politikalarını gözden geçirmesine yol açabilir. Ancak, burada önemli olan boykotun kararlılıkla ve süreklilikle devam ettirilmesidir. Yukarıdaki atasözünün de ima ettiği gibi, kısa süreli anlık boykotlar etkisiz kalmakta ve hızlıca unutulmaktadır. Yahudi ürünlerini boykot etmek için illa bir soykırım yapılması da beklenmeyebilirdi. Yerli ve milli sermayenin desteklenmesi, yerli ürünlerin tercih edilmesi zaten her daim yapılması gerekendir. Boykotun olumlu yanlarına bakacak olursak birçok etkisi ve çıktısı son bir yılda öne çıkmıştır.

Ekonomik Baskı: Ekonomik boykotlar, İsrail’in işgal altındaki topraklarda yerleşim yerleri kuran şirketlere yönelik ciddi finansal kayıplara yol açabilir. Bu tür boykotlar, işgalin maliyetini artırarak, İsrail’in politikalarını yeniden değerlendirmesine neden olabilir. Dünya çapındaki yahudi firmaları itibar kaybedebilir. Belki uzun süre uygulanırsa daha somut çıktılar elde edilebilir.

Farkındalık Yaratma: Boykotlar, dünya genelinde Filistin'de yaşanan insan hakları ihlallerine yönelik farkındalığı artırır. İnsanlar, boykot edilen ürünler ve şirketler hakkında bilgi sahibi oldukça, Filistin’deki duruma karşı daha bilinçli ve duyarlı hale gelirler. Batıda son aylarda kazanılan şey tam olarak budur.

Politik Değişim: Ekonomik baskının yanı sıra, boykotlar politik baskı da yaratabilir. Hükümetler ve uluslararası kuruluşlar, halklarının ve sivil toplum örgütlerinin taleplerini göz ardı edemezler. Boykotlar, devletlerin İsrail’e yönelik politikalarını yeniden gözden geçirmelerine yol açabilir. Kamu diplomasisi bağlamında son 25 yılın en kötü başarısızlığını inşa eden İsrail için politik baskı kendi iç siyasetinde de ayrışmaları beraberinde getirmiştir. İsrail’de ılımlı sol Yahudiler, radikal sağcı Netenyahu’nun net bir şekilde karşısında durarak siyasi olarak baskı oluşturmaktadır.

Toplumsal Dayanışma: Boykotlar, dünya genelinde Filistin halkıyla dayanışma içinde olan bireyleri ve grupları bir araya getirir. Bu tür kolektif eylemler, uluslararası toplumun gücünü ve bir araya gelme kapasitesini gösterir. Üniversitelerde, sokaklarda, dünyanın en ünlü meydanlarında bugün Filistin’e karşı oluşan doğal sempati boykot ile özdeşlemeye başlamıştır.

Boykotun devam ettirilmesi, Filistin halkı için umut ışığı olabilir. Unutmamalıyız ki, boykot sadece ekonomik bir eylem değil, aynı zamanda ahlaki ve vicdani bir duruştur. Müslümanın tarafsız olması mümkün değildir. Boykot en azından karınca misali tarafını belli eden bir duruştur. Filistinlilerin yaşadığı zulmü sona erdirmek için atılacak her adım, hem ekonomik hem de politik alanda önemli değişimlere yol açabilir. Bu nedenle, boykotlarımızı gerçek anlamda adalet sağlanana dek sürdürmeliyiz. Ve hatta ikamesi olan yerli ve milli sermayeyi desteklemeliyiz. Yahudi ile her türlü ticari münasebeti durdurmamız kendi milli duruşumuz için de önemlidir. Filistin'in özgürlüğü ve adaleti için sesimizi yükseltmeye devam etmeliyiz. Kazanan elbet biz olacağız. Üstadın mısralarında yazdığı gibi; Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.