Durma noktası!

N. Nuri YAVUZ 09 Haziran 2021 Çarşamba, 06:00

Ekonomi gündeminde kritik 10 günlük süreç yarın başlıyor.

Perşembe açıklanacak ABD enflasyonu, dolar ve altın fiyatları için yeni direnç noktalarını belirleyecek.

Türk Lirası içinse yeni dönemeç, 14 Haziran.

O gün gerçekleşecek Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Biden zirvesi, tüm göstergelere yeni bir yön çizecek.

Aynı haftada ABD Merkez Bankası (fed) ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) yeni faiz tutumu, ilişkilerdeki yeni sürecin ilk sinyalleri olacak.

Sonrasındaki seyir, birçoğumuzun hayatını doğrudan etkileyecek gelişmelere gebe olarak şekillenecek.

Türkiye - ABD arasındaki S-400 geriliminden PYD/YPG açmazına kadar birçok sinir ucunun sertleşme ya da gevşeme stresi gözlenecek.

Aynı şekilde son günlerde satış baskısı hissedilen Borsa da yeni normal pratiklerinden direkt etkilenecek.

Analistler, olağan akışta dolar/TL için 8,50 altını zor olarak yorumlarken ilişkilerdeki seyre göre kurun yeni rekorlarla 9'un üstünü zorlayacağı kara senaryo olarak dillendiriliyor!

Yine aynı tabloda 1 ayda rekor seviyeye çıkan gram altın fiyatının da kur baskısıyla yeni zirveleri göreceği öngörülüyor.

Hiç şüphesiz, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçeceği 'durma noktası' tüm seyirde ana belirleyici olacak.

***

Nesnel bir bakışla Mart 2020'den bu yana yaşanan salgın felaketinin, küresel ekonomilerde açtığı yaralar net bir şekilde görülüyor.

Salgın öncesinde de zaten kırılgan olan Türk ekonomisinin son 1,5 yılda iyice yara aldığı her şartta hissediliyor!

Salgın döneminde en ağır hasarı alan sektörlerin başında ise inşaat geliyor.

Ekonominin lokomotifleri arasında yer alan inşaatı, kriz dönemlerinde birçoğumuz günah keçisi ilan ettik.

Evet, iktidarın bu sektöre verdiği önemi de zaman zaman eleştirdik.

Ancak bugün daha net görünüyor ki inşaat sektörü, sadece bir sektör değil aynı zamanda toplumsal karakterin de bir yansımasıdır.

Bu sektörün büyümesi, iş gücünün niteliği ve sermayenin eğiliminden bağımsız değil.

Halen sanayiden turizme birçok sektörde kalifiye ve nitelikli personel talebi sınırlı da olsa canlılığını korurken ülkemizde artan işsiz sayısını inşaat sektöründeki daralmadan bağımsız düşünemeyiz.

Bu sektörün, beraberinde büyüttüğü sektörlerle birlikte ülkemizdeki çalışan tipolojisine göre büyük bir istihdam deposu olduğunu kabul etmek zorundayız.

Ancak tüm odağı, bu sektöre vermenin de bizi verimsiz ve balon bir ekonomi sonucuna götürdüğünü unutmamalıyız.

Dengeyi bulmalı, tüm sektörleriyle güçlü bir ekonomi oluşturabilmeliyiz.

Kuşkusuz son dönemde savunma sanayisinde ve enerjide yakalanan ivme, umut vericidir. Ancak kaynak verimliliği ve büyüme çeşitliliğimizi artırmalıyız.

***

İnşaat Müteahhitleri Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İMSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Andıç, önceki gün sektörün gidişatını değerlendirmek üzere basın karşısına çıktı.

Özel nedenlerle katılamadığım toplantı sonrası kamuoyuna yansıyan açıklamalarını inceledim.

Belki bizlerin vatandaş olarak başka gündemleri var. Belki de farkındalığımız ve muhakeme kabiliyetimiz sınırlı ya da gündelik bir gelişigüzelliğe ve boş vermişliğe kapılmışız. Bilmiyorum.

Bildiğim Başkan Andıç'ın dünkü açıklamaları, şehrimizde yaşayan binlerce insanın evine ekmek götürebilmesi adına son derece önemliydi.

Toplumumuzun bir parçası olan, hem sosyoekonomik hem de sosyokültürel bir silsileyle hepimizi etkileyen böyle bir tabloya kamuoyunun duyarsızlığı ve tepkisizliği son derece vahim ve düşündürücüdür!

"İnşaat sektörünün artan girdi maliyetlerine dayanacak gücü kalmadı. Pandeminin inşaat sektörüne veremediği zararı, malzeme zamları veriyor" ifadelerini kullanan Başkan Andıç, haklı olarak şöyle dedi:

"Enflasyon yüzde 10, faizler yüzde 20, dolar yüzde 20, avro yüzde 30 seviyelerinde artmışken, inşaat malzemeleri nasıl olur da yüzde 100 - 150 zamlanır?"

Ben söyleyeyim nasıl zamlanır! Eğer fırsatçılık, bir toplumun karakteri olursa yüzde 200 de zamlanır!.. Aziz Nesin'in Zübük karakterini genelde siyasetçilere uyarlıyorlar. Oysa 'Zübük'ler her yerde... Çıkarından başka bir şey düşünmeyen niceleri var...

Andıç'ın açıklamalarıyla devam edelim:

"Bu zamlarla ekonomik konut hayal olacağından, orta gelirlilerin önümüzdeki dönemde ev sahibi olamamalarından endişe duyuyoruz. Yani eskiden 500 bin TL'ye satılan bir dairenin, bundan sonra 1 milyon TL'nin üzerinde satılması kaçınılmazdır."

Başkan Andıç'ın bir müteahhit olarak 'orta gelirlilerin ev sahibi olamamasından duyduğu endişeyi' kimileri farklı yorumlayabilir ama ben, kimsenin özellikle de siyasilerin böyle bir endişe duymadığı bu günlerde dile getirebildiği için önemli görüyorum.

"Bu malzeme zamları nedeniyle, hem kamuya hem de özel sektöre çalışan inşaat sektörü durma noktasına gelmiştir" diyen Andıç, bir dizi öneride bulundu:

İç piyasanın ihtiyaçları tamamlanmadan ihracat yapılmamalı. Tüm inşaat malzemeleri ihracı kayda bağlı mallar listesine dâhil edilmeli. Muadil ithal malzemelere uygulanan gümrük vergileri kaldırılmalı...

Andıç, bir de uyarı yaptı: Gecekondulaşma dalgası kapıda!..

***

Nice güzel günlere...