Vicdanınız rahat mı Sayın Bakan?

N. Nuri YAVUZ 10 Haziran 2020 Çarşamba, 06:00

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bakanlığa yapılan sözleşmeli personel alımı sonuçlarını dün sosyal medya hesabından şu ifadelerle duyurdu:

"2347 eve daha aş ve iş sağlıyoruz.

Yeni çalışma arkadaşlarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum.

KPSS puanına göre ÖSYM tarafından merkezi yerleştirme ile 1277 Mühendis, 870 Veteriner Hekim, 150 Tekniker, 50 Teknisyen arkadaşımızın yerleştirmeleri yapılmıştır.

Ülkemize hayırlı olsun"

***

Takip edenler hatırlayacaktır.

Geçen hafta YeniDönem gazetesi, 3 Haziran Çarşamba günü 'Tarımda yeni mağduriyet' manşetiyle çıkmış, konu sosyal mecralarda geniş yankı bulmuştu.

Haberde, Tarım ve Orman Bakanlığı'na yapılacak sözleşmeli personel alımı için daha önce benzeri görülmemiş bir karar çıkartılarak, hâlihazırda kamuda çalışanların unvan değişikliği yoluyla bakanlığına geçişinin önünün kesildiği ortaya konmuş ve kararla ilgili Danıştay'a yapılan itiraz irdelenmişti.

Hatta dava avukatı Neslihan Başkurt Kahriman'ın "Söz konusu düzenleme birçok hukuk kuralı ve ilkesine aykırıdır" ifadelerine yer verilmiş, bu uygulamanın liyakat ve eşitlik ilkesine ters olduğu vurgulanmıştı.

Ayrıca bu süreci Danıştay'a taşıyan gençlerin, bakanlığa yaptığı 'yerleştirme sonuçlarını açıklamak için yargı kararını bekleyin' çağrısı da yinelenmişti.

***

Sayın Bakan Pakdemirli, 'dediğim dedik çaldığım düdük!' yönetim tarzını benimsemiş olsa gerek ki ne yaşanan mağduriyetle ilgili açıklama yaptı ne Danıştay sürecini değerlendirdi ne de mağdur gençlerin çağrısını dinledi!..

Bir 'tweet'le kahraman olmayı tercih etti.

Sosyal mecradaki beyanına yanıt olarak yüzlerce 'teşekkür' alırken bir o kadar da itiraz geldi.

İşte o itirazlardan sadece birkaçı:

"90 puanlıya 'memur kal' dediniz, 85 puanlıyı mühendis yaptınız. Allah'ın adaleti kulunun adaletinden büyüktür!"

"Birilerinin annesi sevinçten ağlarken benim annem 'Kızımın emekleri kül oldu' diye ağlıyor. Ne hayrından bahsediyorsunuz!.."

"Yaptığınız uygulama samimiyetsiz mademki, her eve yeni aş, iş niyetiniz vardı samimiyetinizi göstermek için memurları engellediğiniz gibi özel sektörde işi olanları da engelleseydiniz! Ama Allah görüyor ve en doğru olanı biliyor. Çok ama çok büyük kul hakkına girdiniz!.."

"Hakkımızı, emeğimizi gasp ettiniz... İki cihanda bu hakkı helal etmiyoruz... İlahî adalete inanıyoruz!.."

"Hak, hak, hak... Bugünün yarını, yarının ahireti var. Yazılacak çok şey var ama neyse! Unvan değişikliği hakkımızı elimizden aldınız, bunun ve bu gibi olayların AKP'ye zarar verdiğini düşünüyorum, 1000 aile bu haksızlığı biliyor ve anlatıyor."

"Allah'ın adaleti büyüktür. Sizler bizi üzdünüz, Allah da sizi üzecektir. Kul hakkı haktır tabii inancınız varsa!"

"Amaç her eve yeni bir aş olsaydı, özelde çalışanlar da alınmazdı! Bu bize yapılan büyük haksızlık."

"O kadar ah aldınız ki utanmadan 'hayırlı olsun' demez misiniz!..."

...

Mevzu bahis açıklamaya yanıt olarak daha yüzlerce mağdur mesajı var...

Bu ifadeler, KPSS'den yüksek puan alan ve kamuda çalıştığı için unvan değişikliği ile bakanlığa geçişi engellenen gençlere ait.

Benzeri daha önce görülmemiş büyük bir haksızlığa maruz kaldılar!

***

Peki, bu konu neden önemli?

Şöyle bir düşünün, siz ya da çocuğunuz veya torununuz üniversiteye gidiyor; gıda mühendisliği, ziraat mühendisliği, su ürünleri mühendisliği yahut veteriner hekimlik bölümünü 4 yılda başarıyla bitiriyor.

O esnada ya da sonrasındaki 1 yılda KPSS'ye hazırlanıyor ve yüksek bir puan alıyor.

Bekliyor ki ilgili kurumların bağlı olduğu bakanlık personel alımı yapsın da okulunu okuduğu işi, yani mesleğini yapabilsin!

Ama bakanlıktan ses yok 1 yıl geçiyor, 1,5 yıl geçiyor personel alımı yok! Tüm bakanlıklar alım yapıyor bu bakanlık almıyor...

Çocuk işsiz, anne baba eline bakıyor, evlenecek; işi yok! Ee bir de KPSS'den yüksek puanı var ki bakanlık personel alımını beklerse süresi dolacak. Bari diyor 'memur olayım!' İşsiz gezmekten yeğdir. Memur olmadan da ilgili bakanlığa BİMER'den soruyor 'Ben memur olacağım. Şayet personel alımı yaparsanız. Bakanlığa geçişime engel olur mu?'

Bakanlık 'Olur mu öyle şey' der gibisinden 'Unvan değişikliği yapabilirsin' cevabı veriyor.

Bizim gıda, ziraat, su ürünleri mühendisi veya veteriner gencimiz de gidiyor; gardiyan oluyor, bekçi oluyor, polis oluyor, 112'de Acil'de, YurtKur'da memur oluyor... Devletin şerefli kadrolarında çalışmaya başlıyor.

Ama aklı mesleğinde, istiyor ki eğitimini aldığı işi yapsın, 'boşuna mı okuduk onca sene?' diyor!..

Bu esnada bakanlık personel alımını duyuruyor, genç heyecanla başvuracak ama hayatının şokunu yaşıyor!

Bakanlık diyor ki 'olmaz sen kamuda çalışıyorsun!'

Genç diyor ki 'Ama nasıl olur? Ben size sordum. Unvan değişikliği yasal bir hak demiştiniz!'

Bakanlıktan ses yok!

Genç, kararı Danıştay'a taşıyor. 'Bekleyin bu yargı süreci tamamlansın!' diye çağrı yapıyor.

Bakanlık kulaklarını tıkamış!

Bu hikâye, ülkedeki liyakat sorunsalının bir özetidir! KPSS'den 97 puan üzeri alan bir mühendis bekçilik yapıyor, 80 belki daha da düşük puan alan bakanlığa mühendis diye alınıyor!

Yanlış anlaşılmasın! 80 puanı olan alınmasın demiyorum! Kesinlikle ve kesinlikle Tarım ve Orman Bakanlığı'nın daha sayıda personel alımı yapması gerekiyordu. Hele ki İçişleri Bakanlığı 60 binden fazla bekçi alırken!

Yoksa bu salgın süreciyle önemi daha iyi anlaşılan tarımı başka nasıl ihya edeceksiniz?

***

Ne yazık ki insan kaynağını yönetemeyen bir ülke durumundayız!

Gençlerimiz emek verdikleri, eğitimini aldıkları işin çok uzağında sırf hayatta kalabileceği parayı kazanmak uğruna ömürlerini veriyor.

Üstelik her üç gençten birinin işsiz olduğu ülkemizde kayırma, torpil, hizip almış başını gidiyor. Toplum vicdanında derin yaralar açılıyor.

Buradan Sayın Pakdemirli'ye sormak istiyorum: 'Vicdanınız rahat mı Sayın Bakan?'